|
|
[YelkencilerLokali] Yine boğulmalar hakkında
From: Ahmet SERİM <ahmetserim_at_....>
Date: Mon 25 Jul 2005 - 16:10:21 EEST
Kızsanız da, bir toplumsal yaramız olan bu deniz konusuna dikkat çekmek, çözüm aramak, azıcık ta olsa bilgi ve görgü sahibi bir insan olarak, insanlık görevim. Bu günkü (25 Temmuz 2005) Vatan Gazetesinde, 3. sayfada, hemen Başyazarın komşusu konumunda, özetle şu haber vardı : Kilyos’ta yeni evli bir çift, bindikleri şişme bot devrilince denize düşmüşler. İyi yüzme bilmediği söylenen (tabii kurtarma tekniklerini de bilmiyordu) ve yardımlarına giden bir kişi de beraberlerinde boğulmuşlar. 3 kişi ettiler. Pendik sahilinde serinlemek isteyen bir kişi, kayalara sıkışıp boğulmuş. Ettiler 4. Bir kişi de Heybeliada’ da boğulmuş. Ettiler 5. Bu yalnız benim aldığım gazeteye geçen İstanbul kurbanları. Gazeteye geçmeyenler ve İstanbul dışı da ayrı, en azından çocuklu-büyüklü bir 15-20 kişi daha vardır. Haberi de boşuna web sitesinde aramayın. Basınımız deniz konulu şeyleri önemsemediğinden ve artık ölümleri kanıksadığından olacak, siteye eklememişler. “En derin dekolte” gibi çok önemli (!) haberler sitede, ama bu yok ! Terör kurbanları ve trafik canavarından bahsediyoruz. Halbuki normalde havanın sıcak olduğu 20-22 hafta sonunda ortalama 15-20 kişiden yaklaşık 450 kurban veriyoruz. Hafta içi olan kayıplar hariç. Belki tümü bini geçiyor…. Bu gereksiz kayıplar insanlarımızı denizden daha fazla soğutup korkutuyor, karaya kaçırıyor. Halbuki kolaylıkla sıfıra yakın kayıba düşebilir. Bazı dostlar kızsa da, itiraz da etse, bu kayıpların temelinde bilgisizlik ve ihmal var. Büyüklü küçüklü otellerden plajlara, belediyelerden hastanelere, ambulanslar ve ekiplerinden araçsız ve yeterli bilgiyle donanmamış sözde cankurtaranlara, bizzat denize girenlerden denize çıkanlara, herkesin ve her kurumun bilgisizliği ve ihmali var. Almanya’nın 1910 larda başlattığı ve iki dünya savaşına rağmen sürdürdüğü ekolün benzeri, mutlaka bizde de yaratılmalı. Bakın ukalalık etmiyorum, benim de bir zamanlar öğrendiklerim, hala geçerli olmalarına rağmen, gelişip yenilendiler. Mutlaka bir eğitici yetiştiren yabancı uzman sistemi kurup başlatmalıdır. Çok sayıda eğitici yetiştirip sınamalı ve faaliyete geçirmelidir. Sistemin ana sloganı “Islak Ölümle Savaş”tır. Bir başka slogan da (babam çevirmişti) “Yazık ki odur yarım insan, yüzüp te can kurtaramayan”dır. Eski Yunanistan’da kişileri yermek için “O yüzmesini bile bilmiyor !” dendiği tarihsel gerçeklerdendir. İlk nüve, DAK gibi, DSTİ gibi gönüllülük esasına dayalı bir Sivil Toplum Kuruluşu olabilir veya yenisi kurulabilir. Bu nüvenin belirleyeceği gönüllü personel ve dışarıdan isteklilerin (bilhassa spor akademileri yüzme öğrencileri) katılacağı önder eğiticiler yabancı uzman tarafından eğitilip sınanırlar. Yüzme öğrencileri mezun olunca öğretmen okulları ve belediye görevlilerine yüzme dersleri verirler ki bunlar da uç teşkil eden öğrencilere ve halka yüzme öğretsinler. Okullarda zorunlu olacak ve halk için isteğe bağlı olacak bu dersin sonunda kredi kartı boyutlarını aşmayan resimli bir “yüzmesini bilir, yüzdüğü zaman sorumluluk kendisinindir” hüviyeti verilmelidir. Her türlü yüzülen yere bu hüviyet gösterilip girilmeli, sahiller ve başka yerlerde suya girenler belediye zabıtası, polis, jandarma, sahil güvenlik gibi ekiplerce ara sıra denetlenip hüviyeti olmayan, kendi çıkarı için, engellenmelidir. Böylece nüfus giderek yüzme bilir ve kendi sorumluluğunu alır hale gelir. Öte yandan, yine yabancı uzman veya uzmanlarca can kurtaran eğiticileri yetiştirilir. Bunlar da gerekli kurumlar içinde kurslarla gereken bilgilere sahip kurtarıcılar yetiştirir. Benzer bir hüviyet te uzmanlık sınavını geçen can kurtaranlara verilir. Her otel veya plajın, denizle yakın ilgisi olan kurumun cankurtaran bulundurması sağlanır (Yasa veya tüzükle). Bu bir istihdam kapısı oluşturur. Ancak sınav geçmiş ve hatta yeminli olmaları sağlanmalıdır. Benzer sistem tüm Almanya’da vardır. Tüm öğrenciler yüzme dersi görürler. Yüzücü belgesi, birkaç özellikte vardır. İleri aşaması, Can Kurtarma Brövesi’dir. Daha ileri aşaması eğitici brövesidir. Bu gibi teknik nitelikli özet bilgilere ve tarihçeye http://www.dlrg.de adresli siteden ulaşılabilir. Bu cemiyeti örnek veriyorum, çünkü 1913 te kurulan ve yaklaşık 850.000 üyeli ve şeref üyeli dernek, dünyanın en büyük sivil ve gönüllü suda yardım derneğidir (the DLRG with nearly 850,000 members and honors is the greatest voluntary water rescue organization worldwide). Sitede bazı sayfalar Almanca yanısıra İngilizce olarak görüntülenebilir. Amaç AKUT, DAK ve benzeri gönüllü sivil toplum örgütleri gibi kurtarmaya, yaşama yöneliktir. Tabii yaşam ve yaşam kurtarma, bazılarınca önemli değildir. Onlara göre karanlıklar, bilgisizlikler ve ihmaller devam etmelidir. Neyse ki bunlar azınlıkta. Ve insanlarımız gerek görüp AKUT’u kurdular, DAK’ı kurdular, yarın da TCKD (Türk Can Kurtarma Derneği)ni kurarlar… Yagmura yakalanmamak için sadece semsiyenize degil, MSN hava durumuna güvenin! http://www.msn.com.tr/havadurumu/ http://groups.yahoo.com/group/Yelkenciler/files/Metinler/aciklamalar Yahoo! Groups Links
<*> To visit your group on the web, go to: http://groups.yahoo.com/group/YelkencilerLokali/
<*> To unsubscribe from this group, send an email to: YelkencilerLokali-unsubscribe@yahoogroups.com
<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to: http://docs.yahoo.com/info/terms/ Received on Tue Jul 26 14:34:58 2005 Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. Only the sender of this message is responsible for its content. E-Kaynak.net is not affiliated with the sender of this message nor responsible for the content. |