[YelkencilerLokali] Deniz, şehir ve ülke

From: Ahmet SERİM <ahmetserim_at_....>
Date: Fri 22 Jul 2005 - 16:52:13 EEST


Geçen gün (20 Temmuz 2005) Yiğiter Uluğ’un “Bu Şehir Denize Küsmüş” başlıklı yazısını denizle ilgili gruplara göndermiştim.

Sevgili eski dost ve denize gönül vermişlerden Serdar Bapoğlu kardeşim, mükemmel bir yazıyla bazı saptamalar yapıp konuyu irdelemiş. Çok haklı noktalar bulmuş.

Bu yazı bende görülmedi, belki başkalarında da aynı şey olmuştur. Bu yüzden Serdar Kardeş’in hoş göreceği umuduyla, mektubundan ve yazısından bazı çok önemleri noktaları burada yinelemek istiyorum.

‘Aklın yolu birdir’ sözü sanki bizler ve konuya yaklaşımlarımız için söylenmiş. Yazarıyla, amatörüyle, emeklisiyle, meraklısıyla ; küçük nüanslar dışında aynı görüşlere kenetlenmiş bir grup oluşturuyoruz.

Şimdi izninizle bazı saptamalara geçelim : (Bazı kelime ve ifadelerde kesinlikle anlamı bozmayan, kişisellikten uzaklaştırma çabası vardır.)

Çook eskilere bakınca, ne çok şey paylaştığımızı, ne çok güzel şeyler gördüğümüzü anlıyoruz. Ve bunları gördüğümüz, yaşadığımız için şimdiki olaylardan ve durumdan rahatsızlık duyuyoruz. Oysa o günleri yaşamayanlar için burada dert ettiğimiz şeyler "sıradan, olağan" konular. Yine de birilerinin eski ile bugün arasında köprü kurması ve değerleri günümüze taşıması gerek.

Denizi sevenleri tanıyanlar bilir, gerçek olarak denizi sevenler, her yönüyle severler :
Sandalla açılıp balık tutmak, dalmak, yüzmek, yelken yapmak.. Kısaca aklınıza su ve denizle ilgili ne gelirse..

Bakmayın siz Caddebostan Plajı'nın açıldığına. Orada nasıl denize girilebiliyor hayret. Marmara'da ayak sokacak yer yok. Belki çıplak gözle yüzerken görmüyorsunuz ama, hele bir maske takıp suyun altına bakmayı deneyin derim. Milyarlarca organizma her yanınızı sarıyor. Marmara kirden, pislikten geçilmiyor. Eğer bir tekneniz varsa, girilebilecek en yakın yer Neandros..

Yok dalma hevesindeyseniz, zayıf görüşe ve tükenen, artık tamamen çamur olan dip yapısıyla sizi ne kadar tatmin eder bilemiyorum.

Peki neden Marmara bu hale geldi ? Katı atık arıtma tesislerimiz var. Ama onların görevi arıtma değil, küçük parçalara ayırma. Yani yüzerken yanı başınızda bir blok görmüyorsunuz ama onun parçalanmış hali suyun içinde. Tamam denizin kendini temizleme özelliği var ama o da belli bir kapasitede tabi..

Haliç'i temizleme uğruna tonlarca çamur mavnalarla boğazın akıntısına boşaltıldı.

Ne yapsın Marmara?..

Aslına bakılacak olursa İstanbullu denize küsmedi, deniz ona küstü. Denizi bu hale getiren etkenlerden biri de İstanbul'u uzun yıllardır İstanbulluların yönetmiyor olması. Denize yabancı, denizin nimetlerini tanımayan, çocukluğu kıyılar yerine çayırlarda geçenleri kınamıyorum ama, denize yabancılık işte buralardan geliyor.

Halk olarak bizler de elimize geçen her şeyi fütursuzca denizi bir çöp kovası gibi görerek atıyorsak, ne yapsın Marmara küsmek dışında...

Bunu bir Kızılderili atasözü ne güzel anlatıyor:

Paraya tapanlar, her şeyi para olarak görenler ve çevreyi yok edenler, bir gün gelecek paranın yenmediğini anlayacaksınız.

İstanbullu küskün değil. O temiz denizini arıyor.

Serdar Kardeşim, en önemli sebebe açıklık getirmiş. Ben de kimseleri yermiyorum ama uyumsuzlukları yaratan şey, İstanbul’un İstanbul’lu olmayanlarca ve İstanbul’lu olmayı anlamayıp benimsemeyenlerce doldurulmuş ve uzun yıllardır yönetilir olmasıdır.

Çok az sayıda kalan gerçek İstanbul’lu denize küsmüş değildir. Denize yönelik ve olanaklar ölçüsünde yararlanan kişilerdir. Buna amatör balıkçılar, amatör tekneciler, amatörce dalanlar, hayatını kazanma yolunu denizde arayanlar, deniz sporları yapmaya çalışanlar ve daha pek çok grup dahildir. Doğum yeri İstanbul olup yabancılaşmışlar olduğu gibi, başka yerlerde doğan ama bu şehrin yaşam tarzını benimseyenler de vardır. Bu ikinciler de gerçek İstanbul’lu olmuşlar ve kenti yaşamaktadırlar.

Yaşamayanlar, göç ettikleri yerin adet ve yaşam şekillerini terk edemeyenler, bir dönüp denize bakmak akıllarına gelmeyenler, ağaç düşmanları, sadece denizleri değil yolları ve arazileri de çöplük gibi kullananlar, beğenilerini süzgeçten geçirmeyi düşünmeyen ve yapmayanlar, bunlar gibi daha bir çokları, kentli değildir. Hatta geldikleri yörenin geleneklerinin de bir kısmını da unutuyor veya olumsuz yönde değiştiriyorlar.

Çok değil, 10-20 yıl önce kapılar kilitlenmeden evden çıkılan yörelerin insanlarının çocukları, neler oldu da bu gün büyük kentlerde (İstanbul başta ama tek büyük kent değil) kapkaççı, hırsız, yankesici, tinerci hatta katil oldular ? Denizin adam edici etkilerinden uzak olmak mı onları böyle yapıyor, yoksa onlar başka yaşam biçimlerini mi tercih ediyorlar.

Bizlerin çocukluğunda en uzak olanımız 15-20 dakika yürüyünce deniz kıyısına varırdı. Şimdi, bilhassa uzaklardan göçenlerin yurt tuttukları yerler, yolları arkasında, yüksek tepelerde, uzak yerlerde. Evet yerleşim alanları kısıtlı ve uzaklarda ama, denizin hemen kıyısından otoyol geçirip denizle bağlantıyı kesmek nedir ? Neden milyonlarca yılda oluşan kumsallar acımasızca örtülüp tahrip edildi ? Neden denizle ilgili pek çok şey kaldırılıyor ?

Biraz evvel bazı arkadaşların yeni Caddebostan Plajı resimleri ve plaj hakkındaki fikirlerini gördüm. Yıllar önce Zülfü Livaneli’nin söylediği “Ben de isterem !” olaylarına hazır olun, varoşlar böyle okşandıkça yakındır. Bir arkadaş çok haklı söylemiş : Bu ucuz populistlikleri yapan sözde halkçılar, seçimde oylar başka bir partiye yığılınca çok şaşıracaklar, son kaleleri de elden gidecek.

Denizler başta ülkemizin çöplük olarak görüldüğünün en son haberi şu :

ABD zehirli gemi hurdalarını Türkiye'ye gönderiyor

ABD donanmasının emekliye ayırdığı asbest, civa ve kurşun gibi zehirli maddeler içeren 77 'hayalet gemi', parçalanmak üzere Türkiye'ye gönderilecek. Bu haber çevre örgütlerini ayağa kaldırdı

Vatan - 22.07.2005

ABD Denizcilik İşletmesi'nin açıklamasına göre İzmir'in Aliağa bölgesinde faaliyet gösteren Enviromental Recycling Systems adlı bir şirket, hurdaya çıkarılan gemileri parçalamak için teklifte bulundu. 21 milyon dolarlık teklife göre asbest yüklü gemilerin bir bölümünün Türkiye'de, bir bölümünün ise Meksika'da bulunan tersanelere götürülmesi öngörülüyor. Ancak ABD merkezli Basel Action adlı çevreci bir örgüt gemilerin Türkiye'ye gönderilmesine büyük tepki gösterdi. Örgütün toksikoloji uzmanı Richard Guiterrez, "77 hayalet gemi, Türkiye'ye gönderilirken açık denizlere ciddi miktarda sızıntı yapabilir.

"Türkiye güvenli mi?"
Ayrıca Türkiye'deki çalışma şartlarının ne kadar güvenli olduğu da tartışılır. Amerika kendi zehirli hurdasıyla başa çıkabilecek kapasitededir. Bu işe başka ülkeleri de katıp riski artırmaya gerek yok" diyor. Enviromental Recycling Systems yetkilisi Denny Vaughan ise verdikleri teklifi, Türkiye'nin Hindistan gibi ülkelerle karıştırılmaması gerektiğini söyleyerek savunuyor: "İzmir'deki güvenlik standartları son derece yüksek. Çalışanların hepsi koruyucu giysi giyiyor. Yani asbestten zehirlenme olasılıkları yok. Ayrıca emekliye ayrılan gemileri sökme işlemini gelişmekte olan ülkelerde yapmak daha avantajlı. Çünkü gemilerin hurdaya ayrılan metal parçaları, kazanları ve makinelerine olan talep bu ülkelerde daha yüksek." ABD Kongresi'nin aldığı karara göre Virginia eyaletinde bulunan gemilerin 2006'ya kadar bölgeden alınması gerekiyor.

Gördüğünüz gibi bilinçsiz ve anlık bir çıkar düşüncesi söz konusu. Bizimkiler uyurken, yabancı dünya denizleri dahil tüm çevreleri düşünüyor (Bay Richard Guiterrez gibi, sonra GreenPeace devreye girince şaşalıyor ve suçlamaya çalışıyoruz)

Kendi vatanımız, denizlerimiz, kentlerimiz ve insanlarımıza öncelikle kendimiz sahip çıkmalıyız !

Saygılarımla

Ahmet Serim



En etkili ve güvenilir PC Korumayi tercih edin, rahat edin! http://www.msn.com.tr/security/

http://groups.yahoo.com/group/Yelkenciler/files/Metinler/aciklamalar Yahoo! Groups Links

<*> To visit your group on the web, go to:

    http://groups.yahoo.com/group/YelkencilerLokali/

<*> To unsubscribe from this group, send an email to:

    YelkencilerLokali-unsubscribe@yahoogroups.com

<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:

    http://docs.yahoo.com/info/terms/   Received on Sat Jul 23 18:29:30 2005


Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Only the sender of this message is responsible for its content. E-Kaynak.net is not affiliated with the sender of this message nor responsible for the content.