[YelkencilerLokali] Bir cinayetin anatomisi

From: Ahmet SERİM <ahmetserim_at_....>
Date: Sun 17 Jul 2005 - 20:29:28 EEST


Deniz ve yelken camiasından bazı dostlar merak buyurmasınlar, gene denizcilikten uzak bir ulus olduğumuzu falan bir daha vurgulayacak değilim. Çünkü olayın küçük bir yüzdesi bu konu kapsamında. Olayın büyük yüzdesi, görevini savsaklayan, kapsamını bilip anlayamayan liman görevlileri, emniyetçiler, “adam sende”ci fertlerimiz, gözünü mantıksızca hırslar bürümüş işverenlerimiz gibi aramızdan kişiler ve genel yaklaşımlarımızla ilgili. Kara yollarımız da öyle, turistik tesislerimiz de öyle, hastaları kucaktan kucağa dolaştıranlar da öyle ; doğal olarak denizdeki araçlarımız ve donatanları ile kullananları da öyle.

İlgili haberi bir kere daha okuyalım :

Cinayet

Haber: Sefa KARACAN – Vatan - 17.07.2005

Alanya'da kapasitesinin 2 katı yolcuyla mehtap turuna çıkan tekne battı. 4 kişi öldü. Kaymakam "Bu bir cinayet" dedi

Alanya'da önceki gece Paradise Garden (Cennet Bahçesi) adlı tekneyle mehtap turuna çıkan yolcular cehennemi yaşadı! 72 yolcu kapasiteli, 17.5 metre boyunda, 4 metre genişliğindeki tekne, yaklaşık 130 yolcu alarak Kızılkule civarında yaklaşık 45 dakika tur attı. Tekneyi kullanan Hüseyin Ayan, saat 01.00 civarında dönüşe geçtiği sırada teknenin su almaya başladığını fark etti. Normalde teknede aşçılık yapan ve kaptanlık ehliyeti bulunmayan Ayan, yönünü balıkçı barınağına çevirdi.

Balıkçı barınağı kurtardı
Tekne barınağın yaklaşık 20 metre açığında batarken büyük panik yaşayan yolcular, denize döküldü. Bazı yolcular yüzerek mendireğe çıkmayı başarırken, yüzemeyen kazazedeleri barınaktaki balıkçı tekneleri sudan topladı. Ancak yüzme bilmeyen yolculardan Yıldız Aktaş (43), Gülnaz Aslan (26), Veli Tuncer (12) ve Nesrin Aslan (13) boğularak can verdi. Aralarında 3 yaşlarında bir çocuğun da olduğu yaralılar ise hastaneye kaldırıldı.

Yaldızlı davetiye
Türkiye'nin en turistik merkezlerinden Alanya'da yaşanan böylesi ilkel bir facia, tam anlamıyla ihmal ve sorumsuzluk zincirinin eseri.

  • 60-70 milyon uğruna: İlçe merkezinden kalkan tur teknelerinin fiyatı 1 milyon TL. Kaptanlar tekneleri üç kuruş için tıka basa dolduruyor.
  • Can güvenliği yok: Teknelerde can simidi, can yeleği gibi güvenlik teçhizatları yok.
  • Önüne gelen kaptan: Bu teknede olduğu gibi aşçılar ya da miçolar kaptanlık yapıyor.
  • Denetleyen yok, herkes suçluyor: Hepsinden önemlisi yıllardır bu şekilde hizmet veren tekneleri kimse denetlemiyor. Kaymakam dahil tüm yetkililer "Bizim alanımıza girmiyor" deyip topu birbirine atıyor.

Kurtulanlar can pazarını anlatıyor

Kızım denize düştü zor kurtardım
Kazadan kurtulan Mehtap Ceren (32), 8 yaşındaki kızını denizde sırtına aldıktan sonra yüzerek kıyıya çıkabilmiş: "Gece turuna çıkmıştık. Teknede tıklım tıklım doluydu. Yaklaşık 150 kişi vardı. İskeleye yaklaştığımızda ne olduğunu anlamadan bir anda teknenin motorları durdu. Bize teknenin motorlarının bozulduğunu söylediler. Teknenin motorlarının susmasının ardından ortalık bir anda mahşer yerine döndü, kendimizi bir anda denizde bulduk. Benimle birlikte denize düşen küçük kızımı kurtarıp yakınlarda bulunan başka bir tekneye çıktım. Yüzme bilenler kayalıklara yüzdü."

Can simidi bile yoktu
Aile dostları Duran Aktaş ve kazada yaşamını yitiren eşi Yıldız Aktaş'ın 2 gün önce 4 çocuklarıyla birlikte evlerine konuk geldiği Mustafa Gözenek ise olanları gözyaşları içinde anlattı.

"Saat 23.30 sıralarında tekneye bindik. Gezi sırasında teknenin altındaki tuvalete indiğimde, yerlerde su gördüm. Acaba bu kadar su olması normal mi diye şüphelendim. Çıkıp arkadaşlara söyleyecektim, tepki alırım diye bir şey söylemedim. Pişmanım söylemediğime. 10 dakika geçmedi, elektrikler gitti. Teknede panik yapmayın diye anons geldi." 'Sağ tarafa geçin' diye bağırdılar, sağa geçtik. Sonra 'sol tarafa geçin, ortaya geçin' diye talimatlar vererek panik yarattılar. Tekne yan yattı. Belki 100, belki 150 kişi vardı. Batma anında benim ve misafirimin çocukları, korku içinde alt kattan koşup geldi. 'Mustafa Abi beni kurtar' diye bağırıyorlardı. İki çocuğu tuttum, kızımı gördüm, ona da sarıldım. Can simidi bile yoktu. Daha sonra bizi nasıl kurtardılar hatırlamıyorum.

Alanya Kaymakamı Sarıkaya

"Suçlular cinayetten yargılanmalı"
Teknenin ihmal ve sorumsuzluk yüzünden battığını söyleyen Alanya Kaymakamı Günhan Sarıkaya, "Bu resmen bir cinayettir" diyor. Teknelerin düzgün çalışmasından bir anlamda Kaymakam da sorumlu. Ama o da "Biz sürekli uyarıyoruz, dinlemiyorlar" diye isyan ediyor: "Bu işin suçlusu, cinayetten yargılanmalıdır. Gezinti teknelerinin denetimleri Liman Başkanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yapılıyor. Sık sık denetimlerimizi yapıyoruz. Kusurlu bulduklarımıza da ceza veriyoruz. Ceza alan çoğu kaptan kış aylarında Akseki Cezaevi'nde bu cezalarını yatıp tekrar çıkıyor.

Yerel gazeteci uyarmıştı
Alanya'da yayınlanan yerel gazete Yeni Alanya'nın Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Dim, gazetenin 11 Temmuz Pazartesi günkü sayısındaki köşe yazısında, gezinti teknelerinin başıboşluğuna yer vermişti: "Alanya'daki teknelerde kim kaptan, kim tayfa, kim aşçı, kim garson bilen var mı? Hangi tekne, hangi saatte kaç yolcuyla çıktı? Böyle bir turizm anlayışı olur mu? Facia, 'geliyorum' diyor... Biz de 'gel, gel, gel' diyoruz.

Aynı gazetenin bir yazarından, Mustafa Mutlu’dan, aynı gün, bir diğer açıdan bakış :

Eliniz armut mu topluyordu?

Alanya'da yeterlilik belgesine sahip olmayan 72 kişilik bir tekne, 100'den fazla yolcuyla "mehtap turu"na çıkınca battı, 4 kişi boğuldu...

Alanya Kaymakamı Günhan Sarıkaya diyor ki, "Biz bu riski biliyorduk ve kendilerini uyarıyorduk. Ama onlar yasa tanımadan çalışıyorlardı."

İyi de Sayın Kaymakam, o zaman adama sormazlar mı, "Sizin eliniz armut mu topluyor?" diye...

Baktınız uyarmakla olmuyor, neden sefere çıkmalarını engellemediniz?

Hürriyet’te çıkan haberde ise şu görüşler var :

Facia adım adım geliyorum diyor

Yeni Alanya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Dim, dün gece yaşanan facianın adım adım geldiğini 5 gün önce 11 Temmuz 2005 tarihli köşe yazısında şöyle belirtmişti:

...

Tur tekneleri konusunda Kaymakam ve Belediye Başkanı, ALTSO Meclis Üyeleri ve diğer yetkililerin de şahadetiyle ‘çözüm’e giden yolun haritasını hemen hemen çizdiler. İtiraf etmeliyim ki, Kaymakam Sarıkaya’yı, tur tekneleri konusunda hem umduğumdan daha bilgili, hem de daha kararlı buldum.

Belediye Başkanı Sipahioğlu, tur teknelerinde denetimi sağlama konusunda, özellikle Liman Başkanı’nın desteğine ihtiyaç duyduğunu söylüyor.

Açıkça söylemese de, AKP’lilerin teknecilere gaz verdiğini, ‘Belediye size hiçbir şey yapamaz’ dediklerini ima ediyor.

Liman Başkanı, sanki AKP’lilerin baskısıyla belediyenin aldığı kapatma kararlarını uygulamıyormuş gibi bir anlam çıkıyor bu durumda.

...

Alanya’daki teknelerde kim kaptan, kim tayfa, kim aşçı, kim garson bilen var mı? Sabıkalı mı değil mi, in mi-cin mi, bilen var mı?

Hangi tekne hangi saatte, kaç yolcuyla çıktı? Yolcuların uyrukları ve kimliklerini bilen var mı?

Saldık çayıra mevlam kayıra!

Böyle bir turizm anlayışı olur mu?

Facia ‘geliyorum’ diyor...

Biz de ‘gel, gel, gel’ diyoruz...

Bakalım nereye kadar demeyi sürdüreceğiz...

Olayın belli olan bazı olumsuz noktalarını listeleyelim :

  1. 17,5 metre boylu, 4 metre eninde bir tekne için 72 kişilik kapasite bence zaten fazladır. Bir de bunun yaklaşık iki katı doldurmak, aşırı yüklemek ve zorlamaktır. 130 kişi, ortalama 75 kilodan hesaplanırsa yaklaşık 10 ton eder. Buna mürettebat, yakıt, makine gibi ağırlıkları ekleyince, teknenin dizayn kapasitesinin oldukça üstüne çıkılır. Bu zorlama karşısında, hele eski ve bakımsız ise, açması ve su yapması olağandır.

Bu aç gözlülüğün ve işi bilmemenin bir sonucudur. 2. Tekneyi kim kullanırsa kullansın, bu olay gerçekleşir. Ancak deneyimli ve ehil kişiler, sık sık kontroller yaparak olumsuzlukları araştırır ve erken farkederler. Bu da kaçmak ve kurtulmak için ilave zaman verir.

Mustafa Gözenek isimli yolcunun anlattıkları tamamiyle bu konu çerçevesindedir. Yerlerde gördüğü suyu haber vermeyince bu şans da kaybolmuş. Tepki görmekten çekinmiş, demek ki böyle ikazlar tepki görebiliyor.

Burada tekneyi kullanan fazla bir sorumluluk taşımaz. Ancak bir yargı organına da kullanma hakkı olduğunu belgeleyebilmelidir. Bu da kaptan ehliyeti ve başka belgelerle olur.

3. Elektrikler gidince (giren su kısa devre yapmış veya motor-jeneratör durmuş, akü de yok veya yetersiz) panik başlamış. Kimsenin ciddi bir şeyler yapamayacağı, bir sağa, bir sola, bir ortaya geçme seslenmelerinden belli. Teknenin çok su almaktan dengesini yitirdiği ortada (centerboard içine çok su almaktan batan bu arada dengesini koruyamayanlar olayı iyi bilir). Acil durum ışıkları olmadığı veya çalışmadığı da bir gerçek. Bu panik çıkmasına ve fazlalaşmasına bir nedendir. Donatanın eksik ve yetersiz donatımıdır.

4. Tekneyi kullanan ahçı yine de akıllı davranmış. Rotayı balıkçı barınağına çevirmiş ve çok yaklaşmış. Böylece muhtemel kurtarıcılar ve karanın selameti yakına gelmiş, daha büyük bir facia engellenmiş.

Bizde genel yaklaşım olarak ahçı tek günah keçisi ilan edilecek ve esas suçlu olan, kazayı hazırlayan sebepleri oluşturan tekne sahibi yani donatan aradan sıyrılıverecektir. Pamukova tren olayında da aynısı olmadı mı ? Makinistler tek suçlu ilan edilmedi mi ? Ellerine verilen ve uydukları çizelge, eksikli alt yapı (yol ve arabalar) bir yana bırakılıp hatalı kararı verenler neredeyse kahraman oldular. Bunun için ölüler ilk gün 130 küsurken Başbakan oraya gidince 39 ilan edilmedi mi, deliller aceleyle karartılmadı mı ?

5. Muhtemelen teftişler için tutulan can yelekleri de erişilemez ve kullanılamaz durumdaydı. Yelekler ve can simitleri ise, kapasitesinin iki katı doldurulan tekneye yetmiyordu. Ayrıca genel olarak deniz işlerini bilmeyen yolcular can yeleği giymeyi ve simit kullanmayı bilmezler. Karanlıkta ve panikte, varsa bile tarifname okuyup anlamaları imkansızdır. Yani şartlara karanlık ve paniği önemle ekleyin. Yine de az can kaybı ve yaralanma olması çok olumlu. Yukarıda dediğim gibi tekneyi kullanan ve halen kaçak durumdaki ahçı bunda büyük etken.

6. Ölenler, daha ziyade karanlıkta ve oluşan panikte teknenin içinde kalıp boğulanlar. Mehtap gezisine çıkıp aşağıya kapananlar. Ama bu ölmeleri için bir sebep değil, yerlerine başkaları da olabilirdi, tuvalete giren, deniz tutan, korkan, her hangi bir nedenle aşağıya inen başkaları da olabilirdi.

7. Yukarıda saydığım gibi büyük etken donatanın ihmalleri ve teknenin para için aşırı yüklenmesi. Burada bilinçsiz ve umursamaz rekabetler de önem taşıyan ve olumsuzlukları arttıran faktörler.

8. Nihayet görevleri denetlemek ve yoluna koymak olanların da ihmal ve görevi anlamamak ve savsaklamak gibi kabahatleri var. Bu yüzden Yazar Mustafa Mutlu haklı. Yetkililerin ilk görevleri sadece ikaz etmek değil, gerekirse engellemek ve halkın yaşamı ve sağlığını korumak. İşin içine siyasiler de giriyor, yukarıda dediğim gibi klasiğimiz ihmal de var.

Ancak bunu belirtirken utanarak yazıyorum : Bu gruplarda bulunanlar en uygar, yasalara uyan ve saygılı olması gereken kişilerin bir topluluğu, çoğunluğu denizci veya meraklısı. Biraz evvel bu gruplarda bile işlerini para vererek halletmesi için insanlara 1211 sayılı Banknot kanununu hatırlatarak imalı olarak para verilmesini söyleyen ve imayı açıklayan kişiler çıktı. Bu anlayış en üst seviye olarak bilinen insanlarımızda bile yaygın. Elbette eksikler ve olumsuzlukları aşmak için olayımızın geçtiği yerde taraf olan kişiler de buna uygun davranabilir.

Halbuki bir çarpıklık varsa, bunu gidermenin yolu haraç veya rüşvet vermek ve bunu önermek değildir. Çeşitli kişi ve kuruluşların başarılı çalışmalarla hallettikleri gibi uygarca anlatmak ve yoluyla uğraşmaktan geçer. Yasalara uyulmazsa sonunda bir yerden anarşi gelir.

Bu konuyu tartışırken, Hürriyet’in Web-sitesinde şu haberi gördüm ve kopyaladım (sonradan her halde önemli görülmedi ki, silindi) :

Ordu'da tekne alabora oldu : 2 ölü

Ordu'nun Fatsa İlçesi'nde denize kanalizasyon borusu döşeyen işçilerin bulunduğu teknenin alabora olması sonucu 2 işçi öldü, 3 işçi yaralandı. İlçe sanayi sitesi sahilinde yaklaşık 100 metre açıkta denize kanalizasyon borusu döşeyen Serdar Demir, İsmail Demir (19), Kemal Güdek (19), Fuat Uğurlu (25) ve Ergün İyigün (23) adlı işçilerin bulunduğu tekne, çıkan rüzgar nedeniyle dalgaların yükselmesi sonucu alabora oldu. Olayda Fuat Uğurlu (25) ve Ergün İyigün (23), boğularak öldü. Yüzerek sahile ulaşmayı başaran işçilerden Serdar Demir, İsmail Demir (19) ve Kemal Güdek (19), Fatsa Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Boğulan 2 işçinin cesedi dalgıçlar tarafından kıyıya çıkarıldı.

(aa)

Bu da muhtemelen bir ihmal ve bilinçsizlik sonucu. Çünkü iş yapılan teknelerin durumunu ve umursanmamalarını sık sık görüyoruz. Tabii tedbir de alınması düşünülmemişti.

Ne diyelim, her iki olayda da tüm ölenlere katmerli yazık, yakınlarına da çok yazık, pisi pisine üzüntülere gark oluyorlar.

Saygılarımla,

Ahmet Serim

Not : Bu yazının Vatan haberleri hariç kısmı, Mustafa Mutlu Bey’e de gönderilmekte ve zavallı ahçıya sahip çıkması önerilmektedir.



Hava durumunu bizden ögrenin ve evden öyle çikin! http://www.msn.com.tr/havadurumu/

http://groups.yahoo.com/group/Yelkenciler/files/Metinler/aciklamalar Yahoo! Groups Links

<*> To visit your group on the web, go to:

    http://groups.yahoo.com/group/YelkencilerLokali/

<*> To unsubscribe from this group, send an email to:

    YelkencilerLokali-unsubscribe@yahoogroups.com

<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:

    http://docs.yahoo.com/info/terms/   Received on Tue Jul 19 08:39:04 2005


Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Only the sender of this message is responsible for its content. E-Kaynak.net is not affiliated with the sender of this message nor responsible for the content.