Sayin Ozan bey,
Ilginize tesekkur ederim.
Yayinlamanizda bir mahsur olmayacagini dusunuyorum.
Saygilarimla
Celal USTUNBAS
Piri Reis Denizcilik Dernegi
Yönetim Kurulu Başkanı
HYPERLINK "http://www.prdd.org/"www.prdd.org
-----Original Message-----
From: YelkencilerLokali@yahoogroups.com
[mailto:YelkencilerLokali@yahoogroups.com] On Behalf Of ys
Sent: Saturday, May 28, 2005 4:30 PM
To: yl
Subject: [YelkencilerLokali] Re: [Yelkenciler] Zeytinin teri
From: "Ozan Yurdugul" <ozan@istanbulmarine.com>
Date: Sat May 28, 2005 4:20pm
Subject: Re: [Yelkenciler] Zeytinin teri HYPERLINK
"http://profiles.yahoo.com/yurdugulozan"yurdugulozan
HYPERLINK "ymsgr:sendIM?yurdugulozan"Offline Offline
HYPERLINK
"http://groups.yahoo.com/group/Yelkenciler/post?postID=5Map-0CnVX239U38v
R79KOolUiWCsCxyDOPEWOlO3G-Q8talFaZB7H4nsak2YuczsweQS2EIDNSouAA0EJ0OYnE"S
end Message Send Message
HYPERLINK
"http://groups.yahoo.com/group/Yelkenciler/member_detail?id=198846153&Re
ferer=/group/Yelkenciler/pending%3fview%3d1%26msg%3d9088"Edit Membership
Edit Membership
Celal Bey,
Bu mükemmel yazı için size çok teşekkür ederim. Eğer izin çıkarsa web
sitemizde yayınlamayı düşünürüm. bizim web sitemiz gemi ve yatların
proje ve dizaynına yönelik. Ama bu tür kültürel yazıların hiç
kaybolmamasını arzu ederim.
Saygılar
Ozan YURDUGÜL
Gemi İnşa ve Gemi Mak Mühendisi
HYPERLINK "http://www.istanbulmarine.com/"www.istanbulmarine.com
- Original Message -----
From: HYPERLINK "mailto:celal.ustunbas@deu.edu.tr"Celal USTUNBAS
To: HYPERLINK
"mailto:pirireisdenizcilik@yahoogroups.com"pirireisdenizcilik@yahoogroup
s.com ; HYPERLINK
"mailto:yelkenciler@yahoogroups.com"yelkenciler@yahoogroups.com ;
HYPERLINK "mailto:ddd@ddd.org.tr"ddd@ddd.org.tr ; HYPERLINK
"mailto:dho75@yahoogroups.com"dho75@yahoogroups.com
Sent: Thursday, May 26, 2005 2:52 PM
Subject: [Yelkenciler] Zeytinin teri
Degerli arkadaslarim,
Bir dostumdan gelen yaziyi bilgilerinize sunuyorum. Bos zamaninizda
okumanizi, okutmanizi ve anlatmanizi rica edecegim.
Ulkemizde okur yazar orani son yillarda artti ama hepimizinde gozledigi
gibi kultursuz, okumus ama bilgisiz bir toplum olduk.
Saygilarimla
Celal USTUNBAS
Subject: Zeytinin teri
Zeytinin teri
Arabamız su kaynatmasa durmayacaktık, o sıcak yaz günü Balıkesir'in
Savaştepe ilçesinde. Yola çıkmadan önce arabaya bakım yaptırmış, hararet
sorunu olduğunu söylememe rağmen arıza bulamamışlardı. Dağda su
kaynattıktan sonra motorun soğumasını bekleyip ancak Savaştepe'ye kadar
gidebilmiştik. Birlikte yolculuk ettiğim eşim ve kızımın da canı
sıkkındı. Günlerden pazardı ve her yer tatildi. Sanayi sitesinde
arabayı baktıracak birilerini aradık, bulamadık. Can sıkıntısı ve
çaresizlik içinde söylenirken tamirci aradığımızı duyan birileri
aracılığıyla tanıştık Hüseyin amcayla. Elinde küçük bir alet çantası
vardı. Yardımcı olmak istediğini söyledi. Motora yaklaştı, sesini
dinledi. Kontağı kapatıp tekrar açtı.
Hiçbir yere dokunmadan uzun uzun motoru ve çalışmasını izledi. "motorun
soğutma sisteminde sorun görmediğinden" söz etti. Bir süre daha
bakındı. Sonra "buldum galiba" diye haykırdı. "Herşey normal görünüyor
ve su kaynatıyor ise araba su eksiltiyor demektir. Muhtemelen kalorifer
peteği delinmiş, su kaçırıyordur. O takdirde döşemelerin ıslak olmalı"
dedi. Gerçekten de onca uzmanın çalıştığı servisin bulamadığı sorunu
kısa sürede görmüştü. Arabanın kalorifer sistemi su kaçırıyor eksilen
soğutma suyu yüzünden araba hararet yapıyordu. Kalorifer sistemini
devre dışı bırakıp geçici bile olsa su kaçağını önleyip sorunu çözdü,
Hüseyin amca.
Teşekkür edip borcumu sordum. Arabanın camındaki tıp armasını gösterdi;
- Doktor musun?
- Evet.
- Bizim hanımın yıllardır geçmeyen ağrıları var. Gelip bakarsan
ödeşiriz. Ben de hanıma doktor götürmüş, gönlünü almış olurum. Hem de
çayımızı içer soluklanırsınız.
Hep beraber, Hüseyin amcanın evine gittik. Tek katlı bahçeli şirin bir
evdi. Hanımının şikayetlerini dinleyip, muayene ettim. Çoğu yaşlılığa ve
menopoza bağlı yakınmaları için tavsiyelerde bulunup iki de ilaç yazdım.
Kadıncağızın yüzü güldü. Teşekkür etti. Çay hazırlamak için izin istedi.
Bu arada ilkokul çağındaki kızım boş durmuyor odaları karıştırıyordu.
Bir şey kırıp dökmesin diye yanına gittiğimde evin bir odasının
duvarlarının
kitapla dolu olduğunu gördüm. Şaşkınlığım daha da artmıştı. Muhabbet
ilerleyince, tamirci sandığım Hüseyin amcanın gerçekte emekli ilkokul
öğretmeni olduğunu 39 yıl devlet hizmetinde Ege'nin köylerinde çalışıp
emekli olduktan sonra Savaştepe'ye yerleştiğini anlattı. Çocuklarının
okuyup büyük şehre gittiğini burada hanımıyla baş başa yaşadığından dem
vurdu.
- Neden buraya yerleştin?
- Ben okumayı, yazmayı, hayatı burada öğrendim. Sizler
bilmezsiniz, unutuldu gitti. Ben Savaştepe köy enstitüsünün ilk
mezunlarındanım. Hasan Ali Yücel maarif vekili iken ilk köy enstitüsü
burada açıldı. Burada öğrendim ben hayatı, bir şeyler öğretmenin nasıl
mutluluk verdiğini. Ayrılamadım buralardan.
- Peki bu tamircilik işi nereden çıktı?
- Dedim ya, bilmezsiniz sizler, köy enstitüsü mezunu olmanın ne
demek olduğunu? O zamanın okulları sanırsınız. Halbuki orada bu toprağın
çocuklarına okuma yazmanın yanı sıra çiftçiliği, hayvancılığı, inşaat
yapmayı, yemek yapmayı, bozulanları tamir etmeyi örgü örmeyi hatta az
buçuk hekimlik yapmayı bile öğrettiler. Hayatı öğrendik ve öğretmen
olup hayatı öğrettik çocuklara.
- Yani elinizden çok iş geliyor.
- Köy enstitülerinde bilmeyi, öğrenmeyi, düşünmeyi soru sormayı,
aklını kullanmayı öğretiyorlardı. Zaten bu yüzden yaşatmadılar ya...
Bu arada çaylar geldi. Çayın yanında ekmek peynir ve zeytinden oluşan
kahvaltı da hazırlamıştı Hüseyin amcanın hanımı. Emekli olduktan sonra
zeytinciliğe başladığını sofradaki zeytinin de kendi ürünleri olduğundan
söz etti.
- Zeytinin hikmetini bilir misin? Meyveleri ile karnımızı
doyurmuş, yağını çıkarmışsız. Kandillerde yakıp aydınlanmışız, odunu
ile ısınmışız. Giderek ona benzemişiz.
- Nasıl yani?
- İnsan da doğanın meyvesi değil mi?
Sofradaki zeytin çanağından aldığı zeytini ışığa doğru tutup;
- Doğup büyüdüğünde zeytin tanesi gibi acı, yeşil bir meyve
insan. Çoğunu sıkıp yağını çıkarıp posasını da sabun yapıyoruz. Yani
heba olup gidiyor. Bir kısmını sofralık ayırıyor selede tuza yatırıp
acı suyunu atmasını buruşup bu hale gelmesini sağlıyoruz. Veya salamura
yapıp tatlandırıyor olduğundan daha şişkin gösterişli hale getiriyoruz.
İnsanlara da böyle yapmıyor muyuz? Okullarda okutup okutup hayata
hazırladığımızı sanıyor ya şişiriyor ya da buruşturup sürüyoruz hayata.
- "Sizin köy enstitülerinde yaptığınız da böyle bir şey değil
miydi" diye soracak oldum. Hanımına baktı gülüştüler.
- Hurma zeytini bilir misin?
- Bilmem. Hiç duymadım.
- Egenin bazı yerlerinde olur. Ağaç aynı ağaçtır ama her yıl
kasım ayı sonu gibi denizden karaya esen rüzgar ile zeytin ağaçlarına
bir mantar bulaşır. Bu mantar zeytinin terini giderir, acısını dalında
alır. Dalında olgunlaşır zeytinler. Toplandığında yemeğe hazırdır
anlayacağın.
- Eeee.
- Köy enstitüleri de böyleydi. Dalında olgunlaşan zeytinler gibi
insanları oldukları yerde yetiştirmeye, onların bilgilerini de diğer
insanlara bulaştırmayı amaçlamıştı. Doğup büyüdüğü ortamda
olgunlaştırıyorlardı, insanı. Hayata hazırlıyorlardı.
Sustuğumu görünce. Hanımından boşalan bardakları doldurmasını rica etti.
"işte bu yüzden, öğrendiklerimin zekatını vermek, zeytinin terini
hatırlatmak için buradayım, doktorcum, unutulsun istemiyorum" dedi.
Kitaplığından çıkardığı iki kitabı kızıma hediye etti. Vedalaştık.
Arkamızdan bir tas su döküp, uğurladılar.
Dr. Mehmet Uhri
HYPERLINK
"http://groups.yahoo.com/group/Yelkenciler/files/Metinler/aciklamalar"ht
tp://groups.yahoo.com/group/Yelkenciler/files/Metinler/aciklamalar
Yahoo! Groups Links
--
No virus found in this incoming message.
Checked by AVG Anti-Virus.
Version: 7.0.322 / Virus Database: 266.11.16 - Release Date: 24.05.2005
--
No virus found in this outgoing message.
Checked by AVG Anti-Virus.
Version: 7.0.322 / Virus Database: 266.11.16 - Release Date: 24.05.2005
Received on Tue May 31 12:10:53 2005