[YelkencilerLokali] Bülent Akarcalı

From: Ahmet SERİM <ahmetserim_at_....>
Date: Fri 20 May 2005 - 01:10:51 EEST


Sevgili Arkadaşlar,

Yine değişik bir konudaki bir yazıyı, yorum yapmadan (çünkü utanırım) aktarıyorum.

Kaç paralık Atatürk’çüyüz ? Bülent Akarcalı – Vatan Gazetesi - 19/05/2005

Laurence Olivier 1950'li yılların dünyaca ünlü İngiliz sinema yıldızıydı. Ünü yanında zarafet ve kibarlılığı ona "sir" unvanını kazandırdı. Oğlu Tarquin, hayatını sinema dünyası içinde geçirdi ama gönlünü o çevrede yaşayan haramlardan birine değil İstanbul'dan bir Türk kızına kaptırdı. Tarquin, eşi Zelfa ile yeni bir dünyayı keşfetmeye başladı, Türkiye ve Türkler her geçen gün daha çok ilgisini çeker oldu. Türkiye için duyduğu ve yaşadığı sevgiyi en iyi bildiği yönde kullanmaya çalıştı.

On beş yıl önce Lord Kinross'un yazdığı Atatürk kitabını filme çekme hakkını satın alıp ilk Atatürk filmini çekmeyi kafasına koydu. On beş yıldır bu uğurda inanılmaz bir tutkuyla uğraş veriyor. Ben Zelfa Hanım'ı ve eşi Tarquin'i 2000 yılında taradım. 36 milyon dolara çıkacağı titizlikle hesaplanmış filmin, gösterime girdikten sonraki üç yıllık sürede DVD satımları gibi ek gelirlerle 70 milyon dolar kadar ciro yapacağı öngörülmüştü. Hollywood'un teknik ve mali desteğiyle çekilecek olan film, birkaç istisna dışında tüm dünya ülkelerinde gösterilecek ve Türkiye'nin tanıtılmasına ciddi katkıda bulunacaktı. Reklam ve dağıtım masraflarını düştükten sonra geriye 17-18 milyon dolar kadar brüt kâr kalıyordu.

Ancak filmi finanse edecek olan Hollywood, proje bedelinin yüzde onuna tekabül eden 3.6 milyon doların Türkiye'den temin edilmesini şart koşuyordu. İki yıl süreyle İstanbul'da ve Ankara'da gerekli 3.6 milyon doları bulmak için uğraştık. İstenen para, hibe ya da bağış değildi, üç yıl içinde dolar bazında yüzde elli brüt kâr getirecek bir yatırımdı, hem de Atatürk filminin çekilmesine katkıda bulunmuş olmanın prestijini yaşayarak.

Projeyi, ilgilenebileceğimizi sandığımız her yere sunduk. Ben, başta hükümet üyeleri, parti yöneticileri olmak üzere yüze yakın kişiye yazı gönderdim. Mektuplar yerine ulaştı mı, okundu mu, ilgi nedir sorularına cevap alabilmek için mektup başına asgari üç telefon görüşmesi yaptım. Bol bol aferinden başka bir cevap alamadım.

Bir girişimci arıyorlar

Basında coşkulu ve destekleyici yazılar çıktı. Ama iki yıl sonunda ne DSP Genel Başkanı Ecevit'in başkanlığındaki, Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli'nin koalisyon hükümetinden, ne de İstanbul özel sektöründen ilgi gördük. Daha sonra 40-50 milyar doları bulduğunu öğrendiğimiz hortumlamalardan dolayı herhalde Ankara'da ve İstanbul'da kimsenin bu işe ayıracak zamanı ve paralar hortuma tahsis edildiği için de parası yoktu! Zelfa ve Tarquin ise çevrilecek ilk uluslararası ATATÜRK FİLMİ için Türkiye'den 3.6 milyon dolar yatıracak bir girişimci aramaya devam ediyorlar.

Bu yazıyı okuduktan sonra sakın kalkıp da şu şu isimler, kuruluşlar nasıl olur da böyle bir projeye destek vermezler demeyin. Ben, yetkili ve etkili kesimlerde Atatürkçülük sahtekârlığının ne boyutlara ulaşmış olduğunu görmenin sıkıntısını 5 yıldır yaşıyorum. 3.6 milyon dolar bazen takımda bir sezon bile zor oynayan yabancı futbolcunun transfer ücreti, bazen Ankara'da birkaç yüz metrelik kaldırım inşaatının maliyeti, bazen Boğaz'a nazır genişçe bir apartman katinin fiyatı ama nedense bir Atatürk filminin çevrilmesine marş motoru olacak para değil.

  • Önemli not :

Sporla iç içe yaşayan Fatih Altaylı iki haftadır yazdığım "Türkiye'yi sporla tanıtalım" konusunu pazartesi günkü Hürriyet'teki yazısında "Tanıtımın tartışılmaz gücü" başlığıyla ele almış. Ünlü tenisçi Venüs Williams'ın Boğaz Köprüsü'nde kızımız İpek Şenoğlu ile yaptığı gösteri maçından hareket eden Kanal D Genel Yayın Yönetmeni ve Teke Tek sunucusu Altaylı'nın hem spor hem de haber dünyasının önde gelen ismi olması nedeniyle yaklaşımını çok önemsiyorum. Birbirimizle hiç konuşmadan, aynı analizlerle aynı sonuca varmamız, "aklın yolu birdir" deyimini bir kez daha haklı çıkartıyor.

Ayrıca :

Bu yazının hemen altına sıkışmış bir küçük haber vardı. Başlığı “Alman’dan Türk usulü dolandırıcılık” idi. Alanya’da yerleşik ve “emlak kralı” olarak tanınan bir Alman vatandaşının, aynı evi Türk ve Alman, 49 kişiye sattığını anlatıyordu. Tabii, cezaların bu kadar düşük ve uygulanmaz olduğu bir yerde, onlar da ortama uyuyor. Sıkar mı kendi ülkesinde yapsın ? Hayatı kayar. Ömür boyu hapis yatar ve ceza öder, tazmin eder.



Her yönüyle sohbetin tadi ancak Messenger ile çikar! http://messenger.msn.com/?mkt=tr&DI=3490&XAPID=2584

http://groups.yahoo.com/group/Yelkenciler/files/Metinler/aciklamalar Yahoo! Groups Links

<*> To visit your group on the web, go to:

    http://groups.yahoo.com/group/YelkencilerLokali/

<*> To unsubscribe from this group, send an email to:

    YelkencilerLokali-unsubscribe@yahoogroups.com

<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:

    http://docs.yahoo.com/info/terms/   Received on Fri May 20 23:39:48 2005


Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.