[indigoturkiye] [kristaldunya] DNA lar Okuyor

From: gurhanfaik yegit <gurhanfaikyegit_at_....>
Date: Wed 13 Jul 2005 - 22:57:27 EEST


Bazi beyin hücreleri baskalarinin aklindan geçenleri okumamizi sagliyor. DNA'larin biyolojinin yapi taslarini olusturmasi gibi bu 'ayna' hücreler de
psikolojinin yapi taslarini olusturuyor... Çocuk, annesi eline bir oyuncak alip yanina oturunca gülümser; çünkü bilir ki annesi onunla oynayacaktir. Erkek, siddetli bir tartis madan sonra karisinin araba anahtarlarini alip çiktigini görünce irkilir; çünkü karisinin bu kez gerçekten onu terk ettigini anlar. Hastabakici, serum takmak için yasli hastasinin damarini ararken rahat degildir, çünkü ignenin hastasinin canini acittigini bilir. Bütün bu insanlar karsilarindakinin ne düsündügünü nereden biliyorlar? Onlarin duygu ve düsüncelerini nasil okuyorlar? Çocuk niçin annesinin evi terkedecegini, erkek ise karisinin onunla oyun oynayacagini düsünmez?
Baskalarinin aklindan geçenleri ''okumayi'' herkeste bulunmasi gereken dogal bir yetenek olarak ele aliriz. Ne var ki psikologlar, felsefeciler ve sinirbilimciler insanlarin, karsisindakilerin davranislarindan anlam çikartma, duygularini okuma yeteneginin altinda henüz gizini koruyan bir yön bulundugunu düsünüyor. Son günlerde Italyan sinirbilimcilerinden olusan bir ekip bu dogrultuda çok önemli bir adim attilar. Parma Üniversitesi'nden Vittorio Gallase, Giacomo Rizzolatti ve meslektaslari, düsünceleri okuma baglaminda yürüttükleri çalismalarda yepyeni bir sinif nöron tespit ettiler. Bu nöronlarin harekete geçmesi için kisinin spesifik bir isi gerçeklestirmesi gerekiyor. Nöronlar, baska bir yönleri ile daha ilgi çekiyor. Nöronlar bir baskasi da ayni isi yaptiginda faaliyete geçiyor. Bilim adamlari bu son özelliklerinden dolayi bunlara ''ayna'' adini verdi, çünkü nöronlar diger insanlarin davranislarini oldugu gibi yansitiyor veya simüle ediyordu. Bugün pek çok sinirbilimci, aralarinda insanlarin da oldugu gelismis primatlarda bu nöronlarin baskalarinin niyetlerini anlama konusunda çok belirleyici bir rol oynadigini düsünüyor. Gallese, ''Ayna nöronlar toplumsal yeteneklerimizi açiklayan mozaigin çok önemli bir parçasi olabilir'' diye konusuyor. California Üniversitesi'nden Vilayanur Ramachandran isi daha da ileri götürerek, ayna nöronlarin insanin evrimine de isik tuttuguna inaniyor. Dil ve kültür konusu basta olmak üzere insan olmanin temelinde bu nöronlarin yattigini ileri süren Ramachandran söyle konusuyor:''DNA'lar biyoloji için ne anlama geliyorsa ayna nöronlar da psikoloji için ayni anlama geliyor. Bunlar birlestirici bir çerçeve olusturmakla kalmiyor, ayni zamanda bugüne dek bilinmezligini korumus olan pek çok zihinsel yetenegi açiklamaya yariyor.''
Gallase ve ekibi, 1990'li yillarin baslarinda makak maymunlarinin beyinlerindeki nöronlarin faaliyetlerini kaydetmeye basladiginda neye soyunmus olduklarini bilmiyorlardi. Maymunlarin beyinlerinde, adina F5 dedikleri bölgedeki sinir hücrelerinin yaydigi sinyalleri izlemekle ise basladilar. F5, planlama ve hareketten sorumlu premotor korteks adi verilen genis bölgenin bir kismini olusturur. Birkaç yil önce ayni bilim adamlari F5'deki nöronlarin, hayvanlarin belirli bir amaca yönelik davranislarda bulunduklari zaman tetiklendigini kesfetmislerdi. Bunlar genellikle, nesneleri tutup kaldirmak, isirmak gibi el ve agiz yoluyla gerçeklestirilen davranislardi.
F5 hakkinda daha fazla bilgi toplamak isteyen bilim adamlari, maymunlara kuru üzüm, elma dilimi, kâgit atasi, küp ve küre seklinde nesneleri sundular. Çok geçmeden ilginç bir olaya tanik oldular. Deneyi yapan kisinin eliyle bir nesneyi tutup, kendisine yaklastirmasini izleyen maymunun beyninde bir grup F5 nöronunun devreye girdigi görüldü. Fakat ayni maymun bir tepsinin içinde ayni nesneyi gördügü zaman hiç bir degisiklik olmadi. Maymunun kendisi nesneyi tutup kaldirdigi zaman ayni nöronlar harekete geçti. Böylece anlasildi ki bu nöronlarin görevi spesifik bir nesneyi tanimak degil. Tüm nöronlar isbasinda
Nöronlar, reaksiyon gösterdikleri konu üzerinde epey telasli bir görünüm sergiler. Deneyi yapanin eliyle kuru üzümü tepsiden almasi üzerine harekete geçen nöronlar, deneyi yapanin bu üzümü parmagi ile açtigi çukura birakmasi karsisinda herhangi bir reaksiyon vermez. Ayni nöronlar deneyi yapanin eline bir elma dilimi almasiyla yine tetiklenir, ancak dilimi tepsiye birakmasiyla hareket durur. Ancak daha önemlisi, maymun isi kendisi yaptigi zaman tetiklenen nöron ile ayni isi yapan insani izleyen maymunun beyninde tetiklenen nöronun ayni olmasi. Böylece beyindeki motor sisteminin yalnizca hareketleri kontrol etmedigi, ayni zamanda baskalarinin da hareketlerini okudugu anlasilmis oldu.
1998 yilinda Gallase, Tucson Arizona'da ''Bilinç Bilimi' ' isimli bir konferansta ayna nöronlar konusunda bir konusma yapti. Arizona Üniversitesi'nden felsefeci Alvin Goldman bu konusmayi ilgiyle izledi. Daha sonra Gallase'a yaklasan Goldman akildan geçenleri okuyan hücreler konusunda görüs alisverisinde bulundu. Goldman Gallase 'in akil-okuma konusunun felsefi boyutu hakkinda fazla bilgi sahibi olmadigini gördü.
Akil-okuma, veya akil teorisi, tüm saglikli insanlarin sahip oldugu bir yetenektir. Insanlarin en yetenekli oldugu konu özellikle, baskalarinin spesifik zihinsel durumunu yansitma dogrultusundadir. Bunlar, baskasini aglarken görmek ve onun üzüntülü oldugunu anlamak gibi basit duygusal durumlarin yani sira, daha karmasik zihinsel durumlar olabilir. Bir anne bebegini kaybettigi zaman diger annelerin bogazi dügümlenir. Bir arkadasinizin esi tarafindan aldatildigini duydugunuz zaman üzüntüsünü ve öfkesini paylasirsiniz. Sempanzeler gibi diger primatlarin da digerlerinin zihninden geçenleri okuyup okumadigi konusunda sert tartismalar henüz sürüyor. Insanlar söz konusu oldugunda herkes zihin okuma yeteneginin hüküm sürmekte oldugunu bilir, ancak bunun nasil oldugu konusunda çok az sey bilinir. Bir teoriye (bazilari teori teorisi olarak adlandirir) göre insanlar, baskalarinin yaptiklarini nasil yaptigi konusunda sagduyuya dayanan varsayimlar gelistirir. Fizikçilerin izlenebilir olaylari açiklamakta yasa ve kurallardan yararlanmasi gibi, insanlar da baskalarinin davranislarini açiklamakta deneyimlerinden yararlanir. Goldman gibi felsefecilerin savundugu bir baska teori simülasyonu ön plana çikartir. Simülasyon teorisi denen bu teoriye göre insanlar baskalarinin aklindan geçenleri anlamak için baskalarinin düsüncelerine, duygularina ve davranislarina öykünür. Özetle kendilerini baskalarinin yerine koyar. Ayna nöronlarinin kesfi ile bu teori arasinda çok büyük uyum vardir. Bu nöronlarin zihin okuma yetenegi ile yakindan ilgili olup olmadigi konusunda kuskular giderek güçlenirken, insanlarda ayna nöronlarinin olup olmadigi sorusu daha fazla bilim adaminin aklini kurcalamaya basladi. Ancak bu konuyu aydinliga kavusturmak çok kolay degil, çünkü insanlar beyinlerine elektrotlar baglanmasina pek sicak bakmiyor. Bu bilim adina bile olsa...
Italya'da, Ferrara Üniversitesi'nden Luciano Fadiga , insanlarda da maymun beyinlerinde oldugu gibi böyle bir sistem olduguna iliskin bazi ipuçlari elde eden ilk bilim adami. Bunun için deneklerin elindeki spesifik kaslarin nasil hareket ettigini inceledi. Deneyin sonunda beyinde bir ayna sisteminin bulundugunu ortaya çikartti ancak bunun yeri hakkinda herhangi bir bilgi elde edemedi. Bunu bazi beyin görüntüleme çalismalari izledi. Önce Los Angeles Güney California Üniversitesi'nden Scott Grafton , Rizzolatti ile birlikte beynin temporal sulkus ve Broca bölgesinde hareketlilik oldugunu ortaya çikartti. Los Angeles Tip Fakültesi'nden Marco Iacoboni de Broca bölgesinin etkin oldugunu teyit etti. Sözcükleri bulmak
Broca bölgesinin kesfi beraberinde yeni sorulari da getirdi. Önce maymunlardaki F5 bölgesi, insanlardaki Broca bölgesine denk düsüyor. Ancak F5 yalnizca el hareketlerine odakliyken, Broca bölgesi eskiden beri konusma ile ilgili bir bölge olarak biliniyordu. Bu durumda ayna sistemi ile lisan arasinda ne gibi bir baglanti oldugu konusu gündeme geldi. Baska bir deyisle zihin okuma ve lisan arasindaki iliski arastirilmaya baslandi.
Rizzolatti ve Arbib ayna nöronlarinin ''eylem'' ile ''haberlesme'' arasindaki açikligi kapattigini ileri sürüyor. Aktör ve izleyici arasindaki iliski zaman içinde geliserek mesaj alisverisine dörüsür. Tüm haberlesme sekillerinde mesaji alan ile veren arasinda ortak bir anlasma ortami bulunmalidir. Rizzolatti ve Arbib ayna nöronlarinin bu görevi yerine getirdigini ileri sürüyor. Bilim adamlari, maymunlardaki eylem tanima ve eylem üretme merkezlerini birlestiren bölgenin, insanlardaki konusma üretimi ile ilgili bölgeye denk gelmesinin bir rastlanti olmadigini söylüyor. Rizzolatti ve Arbib'e göre insanlarda konusma yeteneginin gelismesi, Broca bölgesinin maymunlardaki versiyonu olan F5 bölgesinin ayna mekanizmasi ile donatilmasi ile mümkün oldu. Bu görüse göre haberlesme ve bunun sonucunda konusmanin gelisimi, baskalarinin eylemlerini tanima ve algilama yeteneginin gelismesine bagli. Arbib önce isaretlere dayali kaba bir haberlesme seklinin olustuguna daha sonra bunun geliserek konusmaya dönüstügüne inaniyor. Ramachandran, ayna nöronlarinin sanildigindan daha büyük islevleri olduguna dikkat çekiyor. Bilim adamina göre bu ilgi çekici sinir hücreleri lisan ve el hareketleri arasindaki yitik halkayi tamamlamakla kalmiyor, ayni zamanda insanlarda ögrenme, algilama, genel anlamda kültürün olusumuna isik tutuyor. Insan beyni tam boyutlarina 150.000 yil önce erismekle birlikte, alet kullanma, sanat ve matematik gibi konularda becerilerini 40.000 yil önce elde etti. Ramachandran'a göre, bunlarin ortaya çikmasindaki en büyük etmen, ayna sistemleri. Bu sistemler her seyi açiklamakta yetersiz kalmakla birlikte, açiklamakta zorlandigimiz pek çok konunun temelini olusturuyor.
Sevgilerimle
http://groups.yahoo.com/group/kristaldunya

http://groups.yahoo.com/group/kristaldunya                 



 Start your day with Yahoo! - make it your home page Received on Wed Jul 13 22:58:31 2005

Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Only the sender of this message is responsible for its content. E-Kaynak.net is not affiliated with the sender of this message nor responsible for the content.