[kristalcocuklar] Fwd: Mükemmel bir Kristal - Uri Geller

From: Burcak <artistaburcak_at_....>
Date: Thu 26 May 2005 - 16:33:23 EEST

Uri Geller: öBarış için İsrail’e gidip Şaron ve Arafat’la görüşmemi istiyorlar ama daha hazır değilim"
"Asıl önemli olan kaşık bükmem değil, felsefem"

Beyin dalgalarını kullanarak kaşıkları büken dünyaca ünlü "pozitif düşünce uzmanı" Uri Geller, İstanbul’daydı. Geller "Belki her insan kaşık bükemez ama hayatını değiştirebilir" diyor

     Ahmet Tulgar

     Dört yaşında beyin dalgalarıyla kaşıkları bükebildiğini, karşısındaki kişinin zihnini okuyabildiğini fark eden ve giderek dünya çapında bir üne sahip olan, CIA’den rock şarkıcılarına kadar birçok iktidar sahibinin dertlerine deva olması için irtibat kurduğu Uri Geller, geçen pazartesi İstanbul’daydı. Milliyet gazetesinin Çırağan Sarayı’ndaki "2001 yılı değerlendirme toplantısı"na katılan Geller’in sahnede yaptığı kaşık bükme, tohum filizlendirme, insanların ona göstermeden çizdikleri resimleri onların yüzüne bakarak taklit etme gösterileri çok dikkat çekti. Fakat asıl önemli olan Geller’in bu yeteneklerinin üzerine inşa ettiği felsefesiydi. Zaten o da Çırağan Sarayı’nın sahnesinde geçirdiği sürenin çoğunu bu felsefesini, yani pozitif düşüncenin günlük eylemlerimizdeki önemini anlatmaya ayırdı. Röportajımız sırasında da biz ondan daha

     ne gibi yetenekleri olduğunu anlatmasını istedikçe
     o bizi felsefi bir düzleme çekmeye çalıştı.
     
     Özel yeteneğinizi keşfetmeniz nasıl oldu?
     Henüz dört yaşındayken bir gün, çorba içerken elimde tuttuğum 
kaşığın büküldüğünü fark ettim. Bunun bana bahşedilmiş özel bir yetenek olduğunu anladığımda çok sevindim ve "Ne güzel, ne kadar özel bir insanım" dedim.
     
     Peki, bu farklılık, diğer çocuklardan farklı olmanız sizi 
korkutmadı mı aynı zamanda?
     Hayır, daha başından itibaren beni hep mutlu etti, hep çok 
barışık oldum yeteneğimle.
     
     Uzaydan geldiğiniz, uzaylı olduğunuz filan gibi düşüncelere 
kapılmadınız mı?
     Aslında bir ara bunu düşündüm. Ama dünyadaydım nihayetinde.
     
     Siz seçilmiş bir insan olarak mı görüyorsunuz kendinizi?
     Hayır. Bence benim içimdeki bu yetenekler, güçler, duygular her 
insanın içinde bulunuyor. Ama henüz uyandırılmamışlar. Bunları uyandırmak için de inanmak gerekiyor. Yapabileceğine inanmak. Ailemiz Freud’un, Sigmund Freud’un soyundan geldiği için annem bu yeteneklerin bende genetik olarak bulunduğunu iddia ediyordu ama ben buna katılmadım. Her insan inanırsa içindeki bu yetenekleri uyandırabilir. Zaten inanmak da pozitif düşüncenin başlangıcıdır.
     
     Yani her insan inanırsa kaşık bükebilir mi?
     Kaşık bükmek o kadar önemli değil ki. Önemli olan insanın 
kendisindeki potansiyelleri keşfetmesi.
     
     Görmediğiniz bir resmi o resmi çizen insanın zihnini okuyarak 
kopya edebiliyorsunuz. Bu nedir?
     Bu telepati. İlkgençlik yıllarımda benim üzerimde araştırmalar 
yapan bilimadamları bu yaptıklarımı görünce telepatinin gerçek olduğunu açıkladılar kamuoyuna ve bu ABD’nin en büyük gazetelerine manşet oldu.
     
     Ve tabii sizin bu yeteneklerinizi öğrenen istihbarat örgütleri, 
savaş tacirleri sizi kullanmak, istihdam etmek istedi. Kendinizi onlardan kurtarabildiniz mi?

     Evet, bir dönem bu örgütler, kuruluşlar benimle irtibat kurdu. Ama artık bu tür ilişkilerden uzak duruyorum. Mesela kısa bir süre önce benden İsrail’e gidip oradaki şiddete son vermek için çabalamam istendi.

     
     Gidecek misiniz?
     Daha değil.
     
     Neden?
     Henüz hazır değilim.
     
     Yani ne yapmanız, nasıl bir tavır almanız gerektiğine mi karar 
veremediniz daha?
     Daha hazır değilim.
     
     Elinizdeki gücü doğru kullanmanızı sağlayacak, denetleyecek bir 
dünya görüşüne sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?
     Çok güzel bir soru. Bence de kaşık bükmek, birinin çizdiği 
resmi taklit etmek, bunlar o kadar önemli değil. Önemli olan benim bu gücümün üzerine nasıl bir felsefe inşa ettiğimdir. İşte benim bütün bu pozitif düşünce söylemlerim, söylevlerim bu felsefi çabadan ibarettir.
     
     Bence yaptığınız en hoş gösteri, avucunuzdaki tohumu 
filizlendirmeniz. Çünkü orada üretime yönelik bir şey söz konusu.
     Evet, ben de aynı kanıdayım. Bunu ilk kez denerken de diğer 
yaptıklarımdan farklı olacağını söylemiştim. 
     

‘Yaşlanma yavaşlatılabilir’
     Muhammed Ali, Michael Jackson ve John Lennon gibi ünlüler 
sizinle irtibat kurmuş. Para, iktidar onlara yetmiyor mu? Aradıkları daha fazla güç ve iktidar mıydı, yoksa huzur mu?

     Bazıları daha fazla başarı için yeteneklerimden yararlanmak istiyordu, bazılarınınki ise felsefi bir arayıştı.

     
     Çocuklar için iki hastane yaptırmışsınız. Onlar için bağış 
topluyorsunuz. Peki, onları iyileştirebiliyor musunuz?
     Ben tıbbı, ilaçların önemini reddetmiyorum. Ama pozitif 
düşüncenin, hastanın moralinin iyileşmede çok önemli olduğunu tıp da kabul ediyor. Benim rolüm işte bu noktada başlayabilir hasta bir çocukla karşılaştığım zaman. Ama onlar için bağış toplamanın da yararını reddedemeyiz.
     
     Kendi çocuklarınız sizden bu yetenekleri miras almış mı?
     Hayır.
     
     Ellili yaşlarınızda olduğunuzu söylediniz ama çok genç 
görünüyorsunuz.
     Evet, bunu da pozitif düşünce ile başarıyorum. Saçlarım boya 
değil. Sağlığım iyi. Bence insan yaşlanmanın önüne geçemez ama yaşlanmasını yavaşlatabilir.      

2) http://www.milliyet.com.tr/2002/04/03/spor/aspo.html

Dünyaca ünlü enerji uzmanı Geller, MİLLİYET’e çarpıcı açıklamalar yaptı
IŞIN SIRRI URI’DE Uri Geller, 1999’da Milan’ı son iki dakikadaki golleriyle 3 - 2 yenen ve UEFA şampiyonluğu yolunu açan Galatasaray’a kendisinin enerji verdiğini ileri sürdü

     Özel Röportaj / MURAT AĞCA

     Galatasaray’ın Avrupa’daki başarılarında "sihir" sırrı!.. Kiminin futbolcuların cesaretine, kiminin de Fatih Terim’in futbol dehasına bağladığı Cim - Bom’un Avrupa zaferlerine, doğaüstü yeteneklere sahip dünyaca ünlü enerji uzmanı Uri Geller, inanılmaz bir açıklama getirdi:      

"Galatasaray’a ben enerji verdim"...

     Geller, Şampiyonlar Ligi’nde 1999’da oynanan ve Galatasaray’ın son üç dakikada attığı iki golle 3 - 2 kazanıp, UEFA Kupası şampiyonluğuna giden yolu açtığı Milan maçında, Sarı - Kırmızılı takımın galibiyetini doğaüstü güçleriyle kendisinin hazırladığını iddia etti. Bunu ismini açıklamadığı bir yöneticinin isteği üzerine yaptığını belirten Geller, doğaüstü güçlerini daha sonra da kimi zaman Galatasaray için kullandığını ileri sürdü.

     
     - Ne zamandan beri Galatasaray’a yardım ediyorsunuz? 

"Üç yıl önceki Milan maçıyla başladı. O zaman benimle görüşen
bazı üst düzey Galatasaylılar’ın ricasıyla Galatasaray’a enerjimi gönderdim. Onlar da önce son dakikada galibiyete, sonra da UEFA şampiyonluğuna yürüdüler. Londra’daki evimde, Galatasaray posterim ve bayrağım var."
     
     - Bu gücünüzü Galatasaray’ın başka maçları için de kullandınız 
mı? 

"Sadece Avrupa kupası maçlarında. Çünkü benden bunun için
yardım istemişlerdi. Türkiye’de lig maçları için hiç olmadı. " - Fakat şu anda ligde özellikle deplasman maçlarında zorlanıyorlar.
"İsterlerse yine yardım ederim. Şimdi takımın forveti kim?
(Önündeki postere bakıyor). Bana gösterir misiniz? " - Ümit Karan, ama şu aralar şanssız.
"Hangisi, bu mu? Tamam (Elini Ümit’in posterdeki resmi üzerinde
hafif, hafif gezdiriyor) Şu anda ona pozitif enerjimi gönderiyorum. Mutlaka faydası olacaktır, gelecek maçlarda ona şans getirecek! (Gülüyor)"
     
     - Enerjiyi nasıl aktarıyorsunuz? 

"Futbolcularla temasım olmadı. Keşke birkaç futbolcuyu
getirseydiniz yanıma. Fakat temas şart değil. Ben bunu yüz yüze veya uzaktan yapabiliyorum.
     
     - Ya diğer takımlar da sizden yardım isterse? 

"Neden olmasın. Yardım isteyen kimseye sırt çevirmem. Bu iş
şike değil, bir motivasyon tekniği. Sahip olduğum doğaüstü güçler, az çok her insanda var. Ben sadece var olan bu gücü, nasıl harekete geçirebileceğimi biliyorum hepsi bu."
     
     - Bu işten para kazanıyor musunuz? 

"Spor benim için diğer konulardan ayrı. Ne Galatasaray’dan, ne
başka bir takımdan maddi çıkar veya menfaat sağlamadım. Küçük yaşımdan beri gücümün farkındayım. Kıbrıs’ta büyüdüm. 12 yaşımda Yunan Panathinaikos’u bu güçler sayesinde, ligin dibinden zirveye taşıdım.
     
     - Doğaüstü güçlerinizi başka spor alanlarında da kullandınız 
mı? 

"Tabii, birçok kez yaptım bunu. Formula 1, basketbol, boks, buz
hokeyi. Ama özellikle futbolda. Ünlü sporcular gelir bana, yardım ister. Ya şansları yaver gitmediği ya da adımı duyup, kitaplarımı okudukları için."
     
     -Kimlere yardım ettiniz? 

"Yaptığım iş doktorluk gibidir. Nasıl doktorlar hastalarının
sağlığı için bazı gizlilik kurallarına uymak zorundaysa, benim için de bu kural geçerli."
     
     -Peki, en azından birkaç örnek veremez misiniz? 

"Euro 96’yı hatırlarsınız. İskoçya maçında McAllister, İskoçya
adına penaltı atacak. Ben de, Wembley Stadı’nın üstünde helikopterdeyim. Tamamen topa odaklandım ve tam McAllister vuracağı sırada, topu yerinden oynattım. Penaltıyı kaçırdı, İngiltere maçı kazandı. Bunu televizyondan da izleyebilirsiniz."
     
     - Yeni görevleriniz var mı? 

"Dünya Kupası benim için çok önemli. Zaten kupa da evime
gelmişti, ondan inanılmaz elektrik almıştım. Bu yıl, Dünya Kupası’nda İngiliz Milli Takımı’na destek olacağım. 1966’dan beri bekliyor İngiltere bu şampiyonluğu."      

SON MUCİZESİ
     GELLER, sihirli güçlerini futbolda en son Newcastle’a uğur getirmek için kullandı. Londra deplasmanında tam 29 maçtır galibiyet yüzü göremeyen Newcastle, artık teknik ve taktik olarak yapılabilecek birşey kalmadığına, bu şanssızlığı kırmak için doğaüstü güçlere başvurmaları gerektiğine inandı. Ve Uri Geller’i yardıma çağırdı.

     GELLER, 18 Aralık 2001’de Newcastle’ın, Highbury Stadı’nda Arsenal ile oynayacağı maça geç kalınca, Arsenal 1 - 0 öne geçti. Tam bu sırada stada varan ve çevresinde 11 tur atan Geller’in, stadın duvarına yaptığı sihirli dokunuş sonrası, Arsenal önce 10 kişi kaldı. Ardından Newcastle üç golle galibiyete ulaştı.      

Kimdir?

     İSMİ "Işığım" anlamına gelen ve bir Macar Musevisi olan Uri Geller’in çocukluğu Kıbrıs’ta geçti. Çorba içerken kaşığın eğilmesi sonucu yeteneğini küçük yaşta keşfeden Geller, 40 yılı aşkın süredir güçlerini kullanabiliyor. 20 yıldır İngiltere’de yaşayan Geller’in ünü Dünya’ya yayılmış durumda. 20 kitabı yayınlanan ve Oxford dahil birçok kurumda ders veren 53 yaşındaki Geller, kendini "Enerji uzmanı" olarak tanımlıyor. Hayır kurumları yararına gösteriler de düzenleyen Geller birçok ünlünün danışmanlığını yapıyor.      

UZMAN GÖRÜŞÜ

     İnsanın enerjisi var
     Prof. Dr. FEVZİ AKSOY

     İnsanın kalbi ve beyni bioelektrik ile işliyor. Kalpte EKG, 
beyinde EEG ile bunlar tespit edilebiliyor. Bu enerji gerçekten var. Fakat bu enerjinin bir insandan diğerine geçip geçemeyeceği tartışma konusu. Bu konuda yazılı eserler de var. Telepatiyle bioenerjinin nakledildiği düşünülüyor. Ama bilim bunu somut olarak kanıtlayamamıştır. Çünkü bu enerjinin çıkışını veya transferini ölçecek herhangi bir aygıt yoktur. Nasıl ki hipnozla bazı insanları uyutmak mümkünse, telkinle de etkilenme mümkün olabilir. Acaba, aynı telkinle bazı aletleri de eğip, bükmek mümkün olabilir mi?

3) http://www.radikal.com.tr/1999/11/05/yasam/uri.html

Uri, bana numara yapma!
Yetmişli yıllarda kendini uzaylılardan yardım gören insanüstü biri olarak tanıtan Uri Geller, yıllar sonra Türkiye'de ortaya çıktı. Modası geçmiş numaralarla deprem yorgunu halkı uyutan 'kaşık düşmanı' Geller, illüzyonist olmadığını söylüyor HIZIR TÜZEL
İSTANBUL - Şimdi biz oturmuş, gaipten haberler verecek, insanları kaybedip, havalarda bir kuş misali uçacak olan David Copperfield'ı beklerken kozmik gücüyle (!) kaşıkları eğen, saatleri durduran Uri Geller'e tutulduk. 70'li yıllarda yaptığı numaralarla tüm dünyayı ayağa kaldıran Geller, İstanbul'da davetli olduğu bir panelde, medyanın da yoğun ilgisiyle eski günlerini anımsattı. Canlı yayında çay kaşığı büküp, Ali Kırca'yı bile şaşkınlığa uğrattı. Kaşık düşmanı Uri Geller, yıllar önce insanüstü güçleri olduğunu iddia etmiş ve bunu ispatlamak için olmadık numaralara başvurmuştu. O kadar ki, bu İsrailli bey, kaşıkları büktüğüyle kalmıyor, çalışan saatleri durdurduğu gibi, bozuk saatleri de çalıştırabiliyordu. Hatta onun TV programını izleyenlerin evlerinde garip işler oluyordu. Evlerde program sırasında eşyalar kırılıp dökülüyor, kediler oraya buraya saldırıyor, paralar yerlere dökülüyordu. Daha sonra radyo ve televizyonun milyonlarca kişiye seslendiği ve bu kişilerin Geller'in psikolojik etkisiyle en küçük olayları bile abartarak olaydan etkilendiği açıklanmıştı. Geller gerçekten de insanüstü güçleri olan aykırı bir insan mıydı? Tabii ki, hayır. Ama ona göre, kendisi Hoova isimli bir gezegendeki medeniyet tarafından kollanıyordu. Bu gezegenin yetkilileri Geller'i daha üç yaşında dünyanın kurtarıcısı olarak seçmişti. Uri bizim gazetelere verdiği demeçte bunu özetle şöyle açıklamış: "Evimin bahçesinde oynarken bir ışık kümesi başıma çarptı. Akşam yemek yerken kaşığın büküldüğünü görünce ben de bir fark olduğunu anladım." Spectra isimli uzay gemisiyle dünya çevresinde tur atan Hoovalılar, ne zaman ki bilim adamları Uri üzerinde deney yapmak isteseler, bunu engeller, izin vermezlerdi. Yani Geller, "Kusura bakmayın, Hoovalılar izin vermiyor" diyerek numaralarının açığa çıkmasını engellerdi. Uri, el çabukluğuyla yaptığı numaraların ortaya çıkmamasına büyük özen gösterirdi. Bir keresinde İngiltere'de bir gösteri öncesi ön koltuklarda ünlü illüzyonistlerin oturacağını öğrenince hemen "Tehdit telefonları alıyorum, gösteriye çıkamayacağım" demiş ve
hemen İngiltere'den kaçmıştı.

Geller Türkiye'de...
Uri Geller'in basit numaralarla tüm dünyayı işletme keyfi 70'lerin sonuna kadar sürdü. Televizyonda Ali Kırca'nın dediği gibi, hakkında pek çok kitap yazıldı. Ama bu kitapların çoğu, üstün bir insanı değil, aksine üstünlük taslayan Geller'in palavralarını anlatıyordu. Geller'in ve pek çok inanılmaz illüzyon numarasının anlatıldığı bir kitabı da Prof. Metin And yazdı. Bu yazıyı hazırlarken de yararlandığımız 'İnsanüstülük Taslayanların İçyüzü' isimli bu kitap, ne yazık ki piyasalarda bulunmuyor. Metin And bunun nedenini televizyonda şöyle anlattı: "Kitap 1981 yılında piyasaya çıktığı zaman psişik dernekler tarafından toplatıldı. Ama kısa bir süre sonra genişletilmiş bir baskıyla yeniden çıkacak." Gelelim Ali Kırca'nın Uri Geller'den fena şekilde etkilenmesine. Belli ki sayın Kırca, illüzyon sanatıyla pek ilgilenmemiş. Ya da belki de reyting kaygısıyla Geller'i insanüstü birisiymiş gibi sundu. Hatta bir ara Türkiye'de konunun tek uzmanı olan ünlü araştırmacı Metin And'a "Bu adam 30 senedir tartışılıyor, ama siz hâlâ bütün bunlar illüzyon diyorsunuz" diyerek Geller'e bağlılığını açıklıyordu. Zaten "İnsan böyle şeylere inanmak istiyor" diyerek bu konudaki fikrini açıklıyordu. Oysa bir başka televizyoncu Geller'e çok farklı yaklaşmıştı. Geller bir zaman Amerikalı şovmen John Carson'un NBC'de yayımlanan programına da çıktı. Fakat Carson ünlü illüzyonistlere danışarak çeşitli önlemler aldı. Geller stüdyoya hiçbir şey getirmedi. Kaşıklar, çiviler, saatler bir buçuk metre uzaklığına kondu. Yardımcıları setten çıkartıldı. Sonuç, Geller açısından hüsran oldu. Değil kaşığı eğmek, bir tek çiviyi bile yerinden oynatamadı.Geller 1974 yılında bir gösterinin orta yerinde birden rahatsızlandığını söyledi. Gaipten bir ölüm haberi aldığını hisseden Geller, bir süre sonra da ölen kişinin Mısır Başkanı
Nasır olduğunu söyledi. Oysa bu haberi sahne gerisinde çalışanlar radyodan duyup Geller'e söylemişti.
Geller, Stanford Araştırma Enstitüsü'nde bilim adamlarına deneyler yaparken bir ara ortadan kaybolur ve döndüğünde büyük bir uçak kazası olacağını söyler. Kaza gerçekten de olur. Ama bunun Galler'in ortadan kaybolduğu sırada yine radyodan haber verildiği anlaşılır.
Geller'in bir numarası da 1974 yılında İsrail'de yayımlanan bir haftalık dergi olan Haolam Hazeh'de yayımlanmış. Gösteri sırasında gözlerini bağlayan Uri, seyircileri sahneye çağırıyor ve arkasındaki karatahtaya bir sayı yazdırıp sonra sildiriyordu. Adamımız daha sonra karatahtaya kendi geçip, silinen sayıyı yazıyordu. Bir süre sonra bu rakamları, seyirciler arasındaki yardımcısından kaş göz işaretleriyle öğrendiği ortaya çıktı.

Nasıl yapıyor?
Uri Geller insanüstü biri olmadığı için yaptığı tüm numaraların bir püf noktası bulunuyor. Bunlar gösteri yaptığı yere, seyircilerin kandırılma eğilimlerine, ışık ve benzeri etkenlere göre değişiyor. Örneğin Metin And, Geller'in 50 çeşit kaşık bükme tekniği olduğunu söylüyor. Geller'in en çok tartışılan numarası olan ve televizyonda da yayımlanan, bir başkasının çizdiği şekli görmeden çizmesi ise, yine çeşitli yöntemlerle oluyor. Bunlardan biri, Geller'in şekli çizenin kalem tutan elinin dirsek kısmındaki hareketleri izleyip şekli belirlemesidir. Bir başka görüş de bütün bunların Geller'in yardımcısı Dr. Andrija Puharich'in yardımıyla gerçekleştiğiydi. Bir elektronik uzmanı olan bu beyin, CIA için de çalıştığı söyleniyordu. İşte Puharish'in ajanlar için tasarladığı ve altın bir dişe monte edilebilen küçük telsizlerle Geller numaraları kolaylıkla yapıyordu.

4) http://users.pandora.be/ufonet/PARAPSIKOLOJI/ciavebuyu.htm       

CIA VE PARAPSiKOLOJi

Ölüm isinlarini ve nükleer bombalari unutun. Psisik güçler, gelecegin silahi olacaktir. insandaki bes duyu ötesindeki güçlerin veya algilarin genel adi olan psisik olma hali ya da dogustan olan psisik insanlar uzun zamandan beri ABD'de, eski SSCB'de ve simdi Rusya'da özel güçlerini askeri alanda kullaniyorlar mi?

Dükkanin önündeki yazi söyleydi:
"Madam Zodiac, psisik güçler gelecegin fali ve burçlarin okunmasi". Madam Zodiac'in Washington'daki dükkani saat 11:00'de açiliyor ve düzenli müsteriler, ögle tatillerinde geliyorlar. Vizite 10 dolar. 1979-1980 arasinda her ayin üçüncü Sali'sinda Madam'in dükkani özel bir müsteri için saat 09:00'dan biraz sonra özel olarak erken açilirdi. Müsteri bir donanma komutaniydi, genelde sivil giyinirdi ve bir çanta tasirdi. Madam, kristal küresini, tarot kartlarini ve fotograflari bir kenara ittikten sonra ona çay yapardi. Komutan sigaradan kurtulamiyordu, Haziran'dan sonra günde yarini pakete düsürmüstü ama tamamen birakamiyordu. Ama Madam Zodiac, onun yil sonuna kadar sigaradan vazgeçecegini söyledi. (Bu kehanet kanitlandi. Komutan simdi her gün 6 mil kosuyor ve deniz piyadeleri maratonuna katilmayi hedefliyor.) Fakat komutan, her ziyaretinde içinde 400 dolar olan zarfi, sigaradan kurtulmak için Madam'a vermiyordu. Para, Deniz Kuvvetleri'nden geliyordu. Masaya konan resimler ve fotograflar, Sovyet denizaltilarinin Dogu Amerika sularina yakin bölgedeki rotalarini gösteriyorlardi. Madam Zodiac'in isi; psisik güçlerini kullanarak Deniz Kuvvetleri'ne ait gemi ve uçaklarin yapamadigini yaparak Sovyet misil ve denizaltilarinin rotalarini bilmekti. Kisacasi Madam Zodiac, Pentagon'un "Medyum TeknolojikRisk Projesi" olarak islemlendirdigi kisiydi. Aralik, 1980'de Ordu Teftis Gazetesi, "Yeni Ruhsal Savas Meydani: Beam Me Up Spock" basligiyla bir makale yayinlandi. Makalenin yazari, üstegmen John B. Alexander idi. "Avrupa'ya 2. yayilma dönemi" ve "Savasa hazirlanmak: Lojistik destek programi" gibi makaleleri de yazan Alexander'in bu yazisi bazi söyle basliyordu:

  • Beyin gücünü etkileyen bazi silah sistemleri vardir ve öldürme kapasiteleri çok önceden incelenmistir.
  • Çok uzak mesafelerden bile hasta etme ve öldürme gibi yetileri vardir. Hiçbir fiziksel neden olmadan ölüme veya hastaliga yol açabilirler. Bu tip silah sistemleri, böcek ve kurbagalarda denenmistir fakat insanlara olan ölümcül etkisi tartisilmaktadir.
  • Telepatik hipnozun kullanimi ise, ordu içinde yüksek bir potansiyele sahiptir. Bu yetenek bazi ajanlarin çaba sarfetmeden, önemli bilgileri ele geçirmesini saglayabilir.
  • Açikça psikotronik silahlar vardir ama kapasiteleri bilinmemektedir.

ikinci Dünya Savasi sirasinda verilen büyük kayiplar, Amerikan ordusunu degisik arayislara yöneltti. Ordu parapsikolojinin yardimi ile savunma ve saldiri silahlari üretecek projeleri gelistirmek için sinirsiz bütçeler ayirdi.
Milyarlarca dolarlik bütçe
Alexander ciddi miydi? Pentagon, gerçekten bazi falcilarin denizaltilari durdurabilecegine inaniyor muydu? Alexander'in yazdigi bu makaleden haberdar olan birçok kisinin bunu saçma bulduklarini söylüyor. Neden ise su: "Bu durum, kendi gerçekçilik kapasitelerini asiyor. Dünyanin tepsi gibi olduguna inananlar bile varken..." Çok yüksek rütbeli bazi askerlerin, bu psisik savasi çok ciddiye aldiklarini düsünürsek ve maliyetinin neden 6 milyar dolar tuttugunu anlariz. Birçok arastirma gizli proje olarak saklaniyor, hem de tanimlanamayan programlar gizli tutulmak isteniyorlar. Örnegin; 1978'de ClA'nin Sovyet Duyu Disi Algilama çalismalari ile ilgili istihbaratina söyle bir baslik konulmustu. "Biyolojik Transfer Sistemleri'nin Öyküsü" Tabii ki 6 milyar dolar Pentagon için sadece bir cep harçligi. Çünkü tek bir modern uçak 250 milyon dolar tutabilir veya tek bir gemi 1.5 milyon dolar edebiliyor. Hatta MX gibi büyük silah programlari 600 milyon dolarlik maliyetleri asabiliyor. Elestirmenler, parapsikolojinin, dünyevi problemler için kullanilmasi projesine karsi çiktilar. Örnegin, psisik güçlerin bir denizaltiyi yok etmesi gibi. Onlara göre, bilimi, teorik bulgular yine ayni bilim tarafindan kabul edilmedikçe kullanamayiz. Peki ama ya Madam Zodiac gerçekten Sovyet denizaltilarinin yerini kesfedebiliyorsa? Michigan Üniversitesi Sosyal Bilimler profesörü olan Marcello Truzi, psisik güçlerin askeri ve politik olarak çok önemli olabileceklerini ve önemli ulusal güvenlik programlarina girebilecekleri için tehlikeli olduklari konusunda uyarida bulunuyor. Bu tür güçlerin var olma ihtimali çok yüksek degil ama olasilik küçük de olsa, yadsinamayacak kadar önemli. 70'li yillarda donanma Uluslararasi SRI 'nin beyin takimiyla 50.703 dolarlik bir anlasma imzaladi. Görevleri, psisik güçlerin elektromanyetik kaynaklari yok etmelerini önlemekti. Eger psisikler bir baska odadaki parlayan isigi hissedebiliyorlarsa, belki de denizaltilarin çok zayif elektromanyetik dalgalarini da farkedebilirlerdi.

Medyumlarin pazar degeri artiyor
Yine de Donanma Halkla iliskiler Bölümü kurumun psisik güçlerin denizaltilari bulmak için kullanildigini inkar eden resmi bir belge yayinladi. Belgede psisikantidenizalti projesi söyle tanimlaniyordu: "Bazi insanlarin farkedilemeyecek kadar büyük elektromanyetik dalgalari hissedebilme yetisini arastirmak." Aslinda bazi insanlar derken, medyumlari; düsük seviyedeki elektromanyetik dalgalar derken de, denizaltilarin elektromanyetik titresimlerini; hissedebilmek derken de psisik güçleri kastediyorlardi. Uzun proje raporlarindan "psisik" kelimesi hiç kullanilmamisti. Oysa SRI 'nin en önemli arastirmacilari olan Harold Puthoff ve Russel Targ, dünyanin en bilinen medyumlari olarak taniniyorlar.

Yapilan kontrat sonucunda SRI , son raporunu 1978'de yazdi. Raporda birçok psisikle önemli basarilar elde edildigi iddia ediliyordu. Ama donanma yetinmedi hatta donanma sözcüsü 1982'de yaptigi açiklamada, bu çalismayi psisik olarak tanimlamayi reddetti. Bu inkarlarin tersine, donanma en azindan psisik güçleri olan 34 kisiyi denizaltilari saptamasi için almisti ve Madam Zodiac da bunlardan biriydi kod adi "Pseudonim" idi. Kontratinda gizlilik ve susma kosulu bulunuyordu. Ama bir diger medyum olan Shown Robbins, National Enquirer dergisinde, isminin "Donanmanin medyumu" olarak geçmesine ses çikarmadi. 1973'te New York'ta Mainmondies Tip Merkezi'nde Robbins, psisikarastirma projesinde kullanildi. Tipik bir deneyde, duygusal tahrik ölçüldü. Hatta baskalarina erotik filmler izletilip, Robbins'in telepatik algi yetenegi ölçüldü. Filmlerden sonra denekler, uykuya yatirildi ve rüyalari ya da seri göz hareketleri (REM) monitörlere yansitildi. Daha sonra denekler uyandirilarak rüyalarini anlatmalari istendi. Robbins'in rüyalari, filmin içerigiyle paralel oluyordu ve filmi seyreden digerlerinin rüyalarina uyuyordu. Arastirma ekibine göre; Robbins'in olagan disi psisik güçleri vardi. Testler bittikten hemen sonra, çalismalara para saglayan fonun yöneticilerinden birisi Robbins'i çagirarak kendisinin arastirmaci deniz subayi oldugunu söyledi. Adamin söyledigine göre donanma, düsman hedeflerine karsi Robbins'in psisik güçleriyle ilgileniyordu. Ve Robbins, anlasmayi kabul etti. Madam Zodiac gibi ona da Sovyet gemi resimlerini ve çizelgeleri vererek, gemilerin yerini ve durumunu belirlemesini istediler. Robbins üzerinde daha çok test yapmak istiyorlardi ama o bunu reddetti. Çünkü ondan Yunanistan'da gizli bir hazineyi bulmasini istenmisti. Yedi yil sonra, ayni donanma komutani, ondan Madam Zodiac projesine katilmasini ve testlere girmesini istedi. Fakat bu gerçeklesemedi, Robbins isini iyi yapiyordu ama Reagan'in bütçe kesintisi karariyla programdan çikarildi.

"Atom bombasmi durdurabiliriz..."
II. Dünya Savasi sirasinda baslatilan ve gelecegin en önemli parapsikolojik arastirmalari olarak tanimlanan projelerin bütçesi donanma tarafindan karsilaniyordu. O dönemde, hayvanlarin psisik güçleri üzerinde yapilan bazi deneylerde martilar kullanildi. Martilar psisik güçleri sayesinde Alman denizaltilarinin periskoplarini tahrip edeceklerdi. Bütün bunlardan daha ciddi bir çalisma ise Duke Üniversitesi ögretim görevlilerinden J. Gaither Pratt'in baskanliginda gerçeklesti. Projenin amaci güvercinlerde psisik bir mekanizma bulmakti. Bu tür bir bulus denizaltilarin su yüzüne çikmadan daha kolay ve uzun sefer yapabilmelerini saglayacak, ayrica geceleyin bombardiman yapilacakti. Donanma bu tür çalismalara 60'lara kadar devam etti. Fakat en önemli psisik proje, donanma yerine hükümet tarafindan gerçeklestirildi. Donanma, 1977'de Virginia'da bir psisik masajci olan Dr. Charles Whiteho" use'u "Hayali Görüntü Analiz Istasyonu"na aldi. Whitehouse artik, içinde psisik enerjileri çogaltan elektronik aletler üreten USPA adli bir organizasyonu da içeren Birlesik Devletler Psikotronik Toplulugusun bir üyesiydi. Whitehouse, Donanma Arastirma ve Gelistirme Departmani Baskani olan Robert Skillen'e, eger makineye Sovyet denizaltilarin bir resmi konursa yerlerini hemen tespit edebilecegini söylemisti. Skillen; "Bu yolla denizaltilarin yeri bulunabilir" diyerek onay verdi. Whitehouse, CIA ve donanmadan birçok kisiye makineyi kullanmayi ögretti ve donanma bu küçük siyah kutuya 5.111 dolar ödedi, Skillen, Whitehouse'un yaptigi çalismanin övgüye deger oldugunu sürekli yineliyordu. Whitehouse, aldigi parayi yeni bir hayali görüntü analiz makinesi için harcadi. Daha sonra bu makineyi kanser hastaliginin tedavisi için kullandi. Kliniginde auralarinda bosluklar ya da dengesizlikler olan hastalara degisik renk kombinasyonlari yönelterek onlari tedavi ediyordu. Ayrica baska hastaliklar da auraya çesitli renklerde isik kombinasyonlari dogrultarak tedavi ediliyordu. Whitehouse, ayrica bu makinenin teknik kilavuzunda bazi bombalari etkisiz hale getirecegini de iddia ediyordu (hidrojen ve atom bombalari}. Diger hükümet ajanlari, sivil yetkililer ve Hava Kuvvetleri, makinenin atom bombasmi imha edilebilmesiyle ilgilenmediler. Ama tip dünyasi ilgilendi ve doktoru, hastalari dolandirmakla itham ettiler. Sonunda Whitehouse, Tayland'a yerlesti, hayatinin daha sakin olacagini düsünüyordu.

1978'deABD'nin bir diger donanma raporunda Sovyet psikotronik silahlarinin yani ruhsal yetilerin savunma ve saldiri fonksiyonlarini durdurmak için kullaniliyordu. Ayrica raporda telepatik hipnozun Amerikan nükleer silahlarini etkisiz hale getirebilecegini belirten bir uyari da vardi. Böylece 1981'de Hava Kuvvetleri'nin ordu adina savunma amaçli psisik kalkanlar almasi gündeme geldi. Bu kalkanlar, USPA tarafindan üretiliyorlardi, çalismasi için biraz kan veya karsi taraftan gerekli kisinin saçi yeterliydi. inanilmazdi ama sanki ABD ordusu büyücülüge baslamisti. "Hiperuzay nükleer havan topu"
Donanmanin 1972'de yaptigi bu arastirma "çok gizli" bilgiler arasina girdi ve ancak 1978'de gün isigina çikti. Söyle deniyordu: "Psisik arastirmalar yapan Sovyet güçlerinin er ya da geç asagidakileri gerçeklestirmesini bu yolla engelleyecegiz. A) Amerika'nin çok gizli dosya içeri klerini, gemileriniizin rotasini ve yerini, ordunun yerlesme düzenini bulmalarini; B) Kilit noktalardaki Amerika liderlerinin ve sivil örgütlerinin düsüncelerini okumalarini; C) Amerikali subay ve yetkililerin ani ölümlerini saglamalarini D) Amerikan uçaklarini ve uzay araçlarini uzaktan tespit etmelerini, önleyecegiz." Bu vahiysel tahminler, göründükleri gibi inanilmazdir. Ayrica entelektüel gruplar tarafindan da telaffuz ediliyorlardi. 1978'deki bir diger donanma raporunda Sovyet psikotronik silahlarinin yani ruhsal yetilerin savunma ve saldiri fonksiyonlarini durdurmak için kullaniliyordu. Ayrica raporda telepatik hipnozun Amerikan nükleer silahlarini etkisiz hale getirebilecegini belirten bir uyari da vardi. Böylece 1981'de Hava Kuvvetleri'nin ordu adina savunma amaçli psisik kalkanlar almasi gündeme geldi. Bu kalkanlar, USPA tarafindan üretiliyorlardi, çalismasi için biraz kan veya karsi taraftan gerekli kisinin saçi yeterliydi. inanilmazdi ama sanki ABD ordusu büyücülüge baslamisti, Alexander'in makalesinde telepatik hipnozun büyük bir potansiyele sahip oldugu yaziyordu. Bu yetenek, karsi tarafin ajanlarini programlar hakkinda bilgi almaktan alikoyabilirdi. Üstelik Amerikan ajanlari da bu metotla her seyi bilebilirlerdi. Söylendigi gibi "Mançuryalilar, yasamlarini bir tek telefon konusmasina gerek duymadan sürdürürler". Emekli tegmen Thomas Beardan, ordunun iletisim analizcisi olarak çalismisti ve Sovyetler'in, bütün bunlardan daha öte silahlari oldugunu söylüyordu; "Hiperuzay nükleer havan topu" gibi... Bu psisik silahlar, stratejik noktalari tek bir atisla çöl haline getirebilirdi. Metot suydu; tek bir nükleer patlama sinirsiz sekilde evrenin her yerine naklediliyordu. 7 dönemdir, senatör olan Charlie Rose bu saçma görünen iddiayi ciddi buluyor. Ona göre;Ruslar bu isin üstüne çok düsüyorlar ve Amerika bunun gerisinde kalmamali.

Ruhsal hidrojen bombalari:
Rose, hukukçu ve tütün lobisinin liderlerinden, üstelik kendisi bilgisayarlar konusunda uzman ve Gelecegin Teknolojisi Komisyonu'nun da kurucusu. Bu aslinda resmi olmayan, özel finanse edilen bir kurumdur. Rose ileri teknoloji ile ilgili birinii; fütürist ve "Gelecek Soku" adli kitabin yazari olan Alvin Toffier'den sonra gündeme getirdi ve Kongre'nin bu konuyla ciddi bir sekilde ilgilenmesi gerektigini ortaya atti, gazetelerde birçok makale yayinlandi. Uzay kolonilerinden, gen düzenlemelerinden, yumusak enerjiden ve diger New Age konularindan söz edildi. Rose, Amerikan hükümetinin psisik silahlar için çok fazla para harcamasi gerektigini düsünmüyor. Çünkü ona göre ilk önce bu silahlarin nasil bir teknoloji ile yapilmasi gerektigini ögrenmek gerekiyor. Ama eger teknolojik yapiyi anlayabilirsek, iste o zaman "Psisik Manhattan ProjesFne ihtiyaciniz olacak. (Manhattan Projesi, 1945'te atom bombasi deneylerine verilen isimdir.) Senatör, bu teknolojik bilginin ufukta oldugunu söylüyor. Rose, daha öncelerde uzak yerleri görmeyi saglayan uzak görüs yetenegi ile ilgili olarak CIA dosyalarina girmisti. Bunu söyle anlatiyor: "Uzak görüs yetenegiyle ilgili inanilmaz örnekler gördüm. Bana kalirsa bu alandaki gelismelere yakinlik göstermeliyiz, özellikle de Ruslarin yaptiklarina. Eger gizli bulgulara erisebilecek psisik silahlarla donatilmis insanlar yaratirlarsa, hiçbir sirrimiz kalmayacaktir." Rose, CIA ve Pentagon'daki süphecilerin Amerika'nin uzak görüsle ilgili arastirmalarini engelledikleri düsüncesinde, süphecilerin, arastirmalari engellediklerini, çünkü uydu fotograflari kadar kesin olmadigini düsündüklerini belirtiyor ve söyle devam ediyor: "Bana kalirsa bu ucuz bir radar sisteminden baska bir sey degil. Ayrica Ruslar böyle önemli bir projeye sahiplerse, gerçekten basimiz belada. Bu ülke garip psisik gereçlere, lazerler arkasindan bakmaya korkmuyorlarsa bizim de korkmamamiz gerekir. Daha da kötüsü, yarin Ruslar bu teknigi ve bilgilerini Ortadogu terörünün eline de verebilirler." Bu tür insanlar çok tehlikeli olabilirler...

California Üniversitesi psikologlarindan Charles T. Tart'in incelemesine göre; ciddi hükümet disi arastirmacilar olasi bir psikolojik askeri uygulamayi önemli buluyorlar. Amerika'daki en ünlü 14 parapsikoloji laboratuvarinin on üçü Tart'in anketine cevap verdi. Hiçbirisi bu tür psisik güçlerin casusluk alaninda kullanilabilecegini reddetmedi. Üstelik bu konuda çok para harcandigini ve bilimsel insan gücü kullanildigini söylediler. Dördü casusluk için "olabilir", besi "belki", geri kalan dördü ise "kesin" nitelemesini kullandi. Ayni oranda incelemeci ise; psisik güçlerin, fiziksel zarara, hastaliga ve hatta ölüme yol açabilecegini ya da bilgisayar türü gereçleri bozabilecegini söylüyorlar. Tart'in arastirmasina katilan 5 laboratuvar, Amerikan hükümetinin kendilerine resmi yollarda parapsikolojik bilgi almak için yaklastiklarini belirtti. Ordunun psisik güç olarak istedigi, telepatik hipnoz veya kasik bükmek degildi. Böyle olsaydi, bunlarin bir gösteri tiyatrosu için hazirlandigini düsünürdük. Ciddi arastirmacilar, kendini psisik diye tanitan Uri Geller gibi kisilerin süslü gösterilerinden sonra, düsük enerjiyi ölçen psikokinetik testlerden çok, göz yanilmalarina takildilar. Psisiklerin birçogu düsük bir enerjiyle bile etkilenecek basit mekanik veya elektrikli araçlarla (mikroçipler ve termometreler) ugrasmaya basladilar. Princeton'un psisik arastirmacisi Robert John ve digerleri bu tür kolay testlerin devamli pozitif sonuçlar verdigini söylüyorlar. Yani öylesine bir psisik güç siradan araç ve gereci kolayca etkiliyor. Aslinda tüm modern silahlar (radarlar, bombalar, uçus saldiri sistemleri, tanklar vs.), bilgisayarlarin düzgün çalismasina baglidir. Psisikler, bilgisayarlari kontrol edebiliyorlarsa, bu tam bir nükleer kaçgöç oyununa dönüsür ve Pentagon'un gözünden kaçmamalidir. Vietnam Savasi sirasinda donanma, Tonkin Çölü'nde çalisan tasiyicilardaki gizemli bombalarin patlamasinda psisik bir güçten süphelendiler. Saldiri bilgisayarlari bozulup, zarar vermek isterken tersini yapmis olabilirler mi? Pentagon, bunu kesinlikle bilmek istiyor.

CIA nelerle ugrasiyor?
Nükleer savas gereçleri dizaynirligi yapan Laurence Livenmar Laboratuvarlari çalisanlarindan Ron Robertson'a göre; bazi hükümet yetkilileri, psisik güçleri, nükleer silahlari korumak için inceliyorlar. Eger Uri Geller psiko gücünü, kasiklari ve anahtarlari bükmek için kullaniyorsa "Laboratuvar Uri Geller'in bunu yapabildigini onaylamisti" bunu nükleer bombalar için de kullanabilir. Bunu yapabilmek için küçük bir noktayi birkaç santim oynatmak yeterlidir. Robertson, Pentagon'un 30-40 psisik arastirmayi destekledigini söylüyordu. Bir zamanlar hükümet tarafindan desteklenen arastirmalar hakkinda neye inanmamiz gerektigini bilmek zordu ve bu konuda dokümanlara ulasilamazdi. Üstelik hükümetler, özel olarak desteklenen psisik arastirmalarda bile eglencelik bir is yapiyor gibi davranirlar. Örnegin, Joel S. Lawson'u ele alalim. Lawson, Donanma Elektronik Sistem Departmani'nin basin bölümündeydi ve söyle demisti:
"Ben her zaman duyudisi algilamanin denizaltilarla savasmak için tek yol olduguna inandim."

Lawson, donanmanin içinde psisik silahlari açikça tartismaya istekli çok az kisiden biriydi. Stanford Arastirma Enstitüsü ile yapilan iki kontratta, hükümet sözcüsüydü. iki proje de bu fikirlerin fizibilitesinin test edilmesine yönelikti. Lawson, artik konusmuyor ve röportaj vermiyor. ClA'in 1952 yili kayitlarindan alinan ve 1978'de ortaya çikan bilgiler, psisik arastirmalara hiz verilmesini ve pratik uygulamalar yapilmasinin gerekliligini, deneyler sirasinda kesin bir dikkat ve hiçbir bilgi sizdirilmamasinin istendigini göstermistir. Psisik arastirmacilar Stanley Krippner ve Shawn Robbins, yapilan arastirmalar için gereken paranin yarisinin CIA tarafindan karsilandigini, yedi yil kadar sonra ögrendiler. Bunu bir magazin makalesinden ögrenmislerdi, saklama ve sessizlik politikasi, 70'lerin sonuna kadar bu fonu gerçeklestiren görevlilerin sorumlulugunda sürdürüldü. Sorumlu kisi, hükümetin utanmak istemedigini ve ilgilenmeleri gereken baska seylerin de oldugunu söyledi.

Su anda neler oluyor?
Psisiklerden, paranin nereden geldigini saklamak özel sorunlara yol açabilirdi. Eger psisikler gerçekten yeteneklilerse, gerçegi telepatik olarak ya da dokümanlardaki psisik parmak izlerinden ögrenebilirlerdi. Diger yandan psisikler, ipuçlarini yakalayamazlarsa, bu da onlarin gerçekten yetenekli olmadiklarini gösterirdi. Böylece bunca paranin bosa gittigi ortaya çikardi. CIA, bu karmasayi çözmek için iki araci kullandi. Bu kisiler, CIA ile olan baglantiyi ve arastirmanin arkasindakileri biliyorlardi. Bu çift tarafli körlük sistemi önlemleri pek de normal sayilmaz. Aslinda böyle bir anlasma sistemi birçok tehlike yaratabilirdi. Hükümet hala psisik arastirmalari finanse ediyor mu?

Reagan dönemi Beyaz Saray sözcüsü Barbara Honegger, Ulusal Güvenlik Departmam'nin uzak görüs olayim bir takim kodlari bulmak için kullandigini söylüyor. Ulusal Güvenlik Departmam'nin bilgisayarlari trilyonlarca kod kombinasyonu içerse de daha güvenli kod kiricilara daima ihtiyaçlari var. 1977'de donanmanin Arastirma ve Gelistirme Bölümü'nde asistan sekreter olan Samuel Koslov, donanmanin, Stanford Arastirma Enstitüsü'yle ELF ve beyin kontrolü çalismalariyla ilgili bir kontrati oldugunu ögrendi (ELF, çok düsük frekansta radyo dalgalaridir). Çünkü insan beyni çok düsük frekansta elektrik dalgalari yayar. Bilim adamlari bu dalgalari psisik bir metotla güçlü sinyallere çevirirlerse, yakinlardaki insanlarin beynini etkileyerek hipertansiyona yol açilabilecegini ve ani ölümle sonuçlanacagini düsünüyorlar. Ama beyin kontrolü etiketi Koslov'u üzmüstü, bu yüzden donanmanin finanse ettigi tüm psisik çalismalarin durmasini emretti. SRI ile olan kontrat iptal edildi ve diger projeler beklemeye alindi. Buna karsin beyindeki düsük frekansli radyo dalgalarinin insan beynine olan etkilerini arastirma projesi çok gelistirildi ve finanse edildi. Psisiklerin, bilgisayarlari sabote edip, tüm gizli bilgileri ele geçirebilecegi endisesi, Kongre'de açikça gündeme geldiginde psisik savas yansinin baslayacagi düsünüldü. Ama süpheciler "hayir" diyorlar.

Onlara göre bu olaylar, fazla pahali bir zaman öldürme isinden ileri gidemezdi. Koslov, psisik silahlar lafi geçtiginde bile rahatsiz oluyor. Ona göre bu tür tartismalar, insanlari sonuçsuz bir sürek avina iter. Bunu söyle dile getiriyor; "Eger Sovyetler bu aptalca seylere bu kadar çok para döküyorlarsa, bunun nedeni kendi gazetelerinde bizim psisik arastirmalar yaptigimizi duymus olmalaridir. Size bu konuda çok fazla gazete kupürü gösterebilirim." Basin, Parapsikoloji hakkinda Rusya'da bile haber çikariyor. Fakat tüm bunlar sansasyonel ve magazin boyutunda. Yine de Parapsikoloji, hem Amerika'da hem de Rusya'da gündemdeki bir konu. Resmi Rus ansiklopedilerinde Parapsikoloji, su sekilde tarif ediliyor: "Bilimsel olmayan idealist akim". Bu tür bir tanim sadece Stalin devrinde vardi.

Oysa günümüzde çok ciddi bazi bilim adamlari Parapsikoloji'nin önemli buluslar yapacagini düsünüyorlar ve bu tür düsünceler sonsuza kadar yadsinamaz. Kisacasi gelecek, insan yeteneklerinin ötesinin kesfedilecegini ve kullanilacaginin haberini yollamaktadir. Askeri ve politik alanin disinda kalan alanlarda, olumlu olarak psisik güçlerin tam olarak taninmis, denenmis ve yönlendirilmis kullanimi yeni bir dünyayi bize getirebilir.
--- End forwarded message ---

  • Yahoo! Groups Sponsor --------------------~--> Give underprivileged students the materials they need to learn. Bring education to life by funding a specific classroom project. http://us.click.yahoo.com/S_B0zD/_WnJAA/a8ILAA/DDOolB/TM --------------------------------------------------------------------~->

Yahoo! Groups Links

<*> To visit your group on the web, go to:

    http://groups.yahoo.com/group/kristalcocuklar/

<*> To unsubscribe from this group, send an email to:

    kristalcocuklar-unsubscribe@yahoogroups.com

<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:

    http://docs.yahoo.com/info/terms/   Received on Thu May 26 18:27:46 2005


Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Diger E-Kaynak Servisleri: Arama Motoru - Son Dakika