|
|
[kristalcocuklar] Fwd: zihni acmak - istek üzerine yeniden
From: Burcak <artistaburcak_at_....>
Date: Mon 16 May 2005 - 13:19:26 EEST
Bu dünyadaki yasamlarimiz boyunca, olaganüstü yaraticiligimizin ürünü olan bu katin tüm unsurlarini deneyimledik. Bu deneyim sonucunda toplumsal bilincin sürü realitesinde yasayan Insanin sinirli düsünceleri ile ilgili herseyi ögrendik. Korkuyu ve güvensizligi, üzüntüyü, öfkeyi, aç gözlülügü ögrendik. Tanri'yi görkemli olus gösterisinin en son düzeyinde deneyimleyebilmemiz için tüm serüvenlerimiz boyunca bizi sevip desteklemis olan tanrisal kaynagimiza yabancilasmayi ögrendik. Yeniden sinirsizlik haline dönebilmek, varolus mutlulugunu ve özgürlügünü yasayabilmek için, yeniden bizi bir arada tutan olmak zorundayiz. Böyle olabilmenin tek yolu-bir beden tarafindan engellendigimizden- beynimizin toplumsal bilincin ötesindeki sinirsiz düsünceleri alabilmesi için yedinci mührümüzü, yani hipofizi tümüyle aktive etmektir. Ancak böylelikle bilisimizi- düsüncenin bütünü olan, kendisine izin veren ve seven- Tanri'nin sinirsiz anlayisina genisletebiliriz.
Peki, beynimizin kapali bölümlerini hormon salgisi ile
açan bu harika salgibezini nasil uyandirabiliriz?
Yalnizca istemekle. Tüm düsüncenin benligimizin
realitesi olmasina izin vermegi istemektir. Oldugumuz
her seyi her an sevmeyi istemektir. Kendi olusumuz
olmayi istemektir.
Her hangi bir arzu'yu tezahhür ettirmenin en iyi yolu nedir? Onu varligimizin Tanrisindan istemektir. Varligimizin efendisi, ki bu bizim ruhumuzdur, bedenimizi duygusal yapisi ile yönetir. Ruhumuz hipofize, hormon salgilamasi için emir verir. Varligimizin Tanri'si bizi kusatan ve tüm düsüncelerin varligimiza ulasmasini saglayan isiktir. Varlik madde realitelerini bedensel formla deneyimleyen ego'dur; bedensel form yargi'yi tesvik eden ve düsüncenin olus'unu yada safligi bozan seydir; böylece ortaya degismis-ego terimi çikmistir. Böylece, varligimizin Tanri'sindan istedigimizde tüm varligimizi uyum içine sokariz, ki bu bize istedigimiz herseyi yaratma ve tezahür ettirme gücü verir. Varligimizin Tanri'sindan sinirsiz düsünceleri almayi arzuladigimizda, ruhumuzda hissedilen bu doyum düsüncesi bedenimizde tezahür ederek hipofiz bezini aktive eder, ve o açilmaga baslar. O açilmaga baslarken epifize dogru daha büyük bir hormon akisi olur, ve bu uykudaki zihni uyandirir. O da -tüm bedenimize deneyimlememiz için- beynimizin daha yüksek ve daha refine düsünce frekanslarini alabilecek bölümü açar. Gelen yüksek frekansli düsünceler beynimizin bu uyanmis bölümü tarafindan alinir. Basimizin arkasinda bulunan epifiz bezi bu yüksek frekansi alir ve sismeye baslar, bu da basimizin agrimasina ya da hafif bir bas dönmesine neden olur. Bu frekans sonra çok güçlü bir elektriksel akima dönüserek merkezi sinir sistemi yoluyla bedenimizin her hücresine yayilir. Bu yüzden bir uyusma ya da karincalanma,, bir hafifleme hissederiz, çünkü daha önce hissettiklerimizden daha güçlü bir enerji tüm bedenimize hizla yayilir. Bu frekans her hücreyi kivilcimlayarak, hücrenin titresim frekansinin artmasina neden olur. Sinirsiz düsünceleri daha çok aldikca, beden daha hizli titresmeye baslar ve yavas yavas parildamaga baslariz, çünkü bedenimizi madde yogunlugundan çikarip tekrar isiga dönüstürmege baslamisizdir.
Sinirsiz düsüncelerin hissini nasil tanimlayabiliriz?
Tanimlayamayiz. Sinirsiz bir düsüncenin bilisi onu
ifade edebilecegimiz hiç bir sözcüge sahip degildir,
çünkü o yeni deneyimlenen bir düsünce, yeni bir duygu,
bizi derinden ama çok güçlü bir sekilde etkileyen çok
güçlü bir hisdir. Bilis bize saf his olarak
gelecektir; aniden gelen, tanimlanamayan, isimsiz bir
duygu olarak. Aydinlanma pesinde olan çogu kisi, onun
sözcükler halinde gelecegini sanir. Ama, eger
anladigimiz sey sözcüklerle tanimlanabiliyorsa, onu
daha önce hissetmisiz demektir.
Düsünceyi sözcüklerle ifade etmek, onu sinirlamaktir. Aydinlanan sahis hiç bir seyi açiklamaz; sadece onu bilir. Onu açiklamak, kendini sinirlamak zorunda kalmaktir. Sadece bilme noktasina geldigimizde -bilisimiz için geçerli bir neden göstermege ya da onu açiklamaga ihtiyaç duymadigimizda- o zaman gerçekten kendi âlemimizin efendisi ve üstadi olmusuz demektir. Iste o zaman mutlak bilis içinde oluruz. Yüksek frekansli düsüncelerle gelen hafifleme ve yükselme hissine ne olur? Sonsuza dek bellekte kalmasi için Ruhumuz tarafindan yakalanir. Ruhumuz sinirsiz düsüncelerin belleginin his, duygu yoluyla olusmasina izin verir. Böylece o bilisimizi sonsuza dek tutar, ki böylece almamiza izin vermis oldugumuz düsünceyi duygu olarak tekrar tekrar ulasabiliriz. Devam edecek.
Özde kaliniz.
Yahoo! Groups Links
<*> To visit your group on the web, go to: http://groups.yahoo.com/group/kristalcocuklar/
<*> To unsubscribe from this group, send an email to: kristalcocuklar-unsubscribe@yahoogroups.com
<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to: http://docs.yahoo.com/info/terms/ Received on Mon May 16 13:27:31 2005 Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. |