|
[kristalcocuklar] Re: Tarihten bir kristal
Sevgili Türkan Hanım,
Ben de ilk öğrendiğim tarihleride herşeyi kitaplarda yazılmış olduğu
gibi değişmez bilgi olarak algılıyor ve sizin gibi düşünüp tepki
veriyordum. Zaman içerisinde kendimin de (33 yaşındayım) bir öncü
indigo olduğumu anladım ve kabul ettim. Tek bir kitap veya kişi
değişmez gerçekleri söylemeyecektir. Hem gerçek nedir ki aslında?
Bizler sade e tecrübe ve değişik aileler ile etkileşimler sayesinde
bu konuda uzmanlık geliştirebiliyoruz. Sizin uzmanlığınız bir
pedagog olmak olabilir ancak indigolarla ve kristallerle birebir
çalışmadıkça onları sadece kitaplardan tanıyabilirsiniz.
Ben zaman içinde oluşam birikim ile olayları daha esnek ve etraflı
şekilde algılayabiliyorum. Eminim daha çok fırın ekmek yiyeceğimdir.
Ancak gruplarda yaklaşık 700 e yakın üye ile temasta olmanın verdiği
ve gelen kanallıkların çevrilmesi veya grupta iletilmesi sırasında
dağarcığımız böyle genişledi.
Şimdi sorularınızı yargısız bir ifade ile nesnel şekilde alabilirsem
yardımcı olmaya çalışacağım.
Sevgiler,
Burçak.
- In kristalcocuklar@yahoogroups.com, turkan aslan
<turkanaslan1@y...> wrote:
> kristallerin ve indigolarin dunyamiza gelis tarihi ve amacinda bir
sapma mi var acaba?biri beni bilgilendirirse sevinirim.dunya
tarihinde her ustun yetenek indigo ve kristal diye adlandirilirsa
diger normal insanlara ve simdiye buyuk bir hakaret ve bilgi
eksikligi yapmis olmazmiyiz.kristal ve indigo cocuklar ,hali hazirda
en yetiskinleri ergendir yani genc yastadirlar.psisik ve doga ustu
algilari olan onca insani bu siniflandirmaya koymak cok buyuk bir
bilgi eksiligidir.hatta kristal cocuklarin 1999 dan itibaren
dunyamiza gelmeye basladigi yeni cok yeni bir olgudur.bundan sonra
da kristalleri takiben daha farkli cocuklar da gelecekdir
(pirlantalar).indigolarin ise gelisleri 1985 li yillardad#305;r.
>
> Burçak ALKANLI <burcakalkanli@s...> wrote:
>
>
>
>
> ---------------------------------
>
>
> From: Alev Bitgel [mailto:alev@y...]
> Sent: Thursday, November 04, 2004 5:56 PM
> To: Undisclosed-Recipient:;
> Subject:
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> NIKOLA TESLA
>
>
>
> NALAN WARREN
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> Nikola Tesla adını çok azımız duymuştur. Daha geçenlerde
elektronik mühendisi bir arkadaşla konuşuyorduk; onun, "adını duydum
ama ne ile ilgili olduğunu hatırlamıyorum" demesi bu gerçeği bütün
derinliğiyle ortaya koyuyor. Elektriğin babası sayılan Edison'u,
zamanında sallayıp geçen bu dahinin adı hiç bir eğitim, öğretim ve
tarih kitaplarında geçmez. "Bilinmeyen nedenlerden" dolayı tarihten
ismi silinmiştir. Oysa zamanında sayılan, değer verilen önemli bilim
adamlarından biriydi (buluşları için bir çok patenti vardı, bazı
kaynaklar 800 patentten sözediyor). Bazı araştırmacılar, 1900'larin
başında yapılan keşiflerin "unutulmasına”, lost science adını
veriyorlar (Geçen yazımda söz ettiğim Dr. Royal Rife bu bilim
adamlarından biri). Size bu yazımda da; elektrik çağının gerçek
öncüsü, Tesla bobini*, bugün kullandığımız radyo&TV, motor marşı,
motorlarımızı çalıştıran AC akımı**, kablosuz teknoloji, X-ray
kısaca günümüzdeki teknolojinin çoğunun temelini atmış Tesla'dan
sözetmek istiyorum.
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> Nikola Tesla, 1856 yılında Smiljan köyünde (Hırvatistan tarafı, o
zamanlar Avusturya-Macar İmparatorluğu) doğmuş; 1943 yılında New
York'ta bir otel odasında ölmüştür. Otel odalarında biten yaşamlara
baktığımda hep "yalnız", ama çok görmüş, geçirmiş bir İnsanin yaşam
öyküsüne de başlamış olurum genellikle. Ama Tesla'nın yaşamı
kesinlikle ünlü yazar Bukowski'nin yaşamına benzemez. Bukowski ne
kadar içmiş, dağıtmış kadınlarla yatmışsa; Tesla, -bazı
araştırmacılara göre- bir kadına el sürmemiş, vejeteryan, insanlarla
tensel temasta bulunmayan, dokunursa da hemen ellerini yıkayan,
temizliğine; sağlığına çok dikkat eden, sporla uğraşan, son
dönemlerde kendisine elektro tedavi uygulayan, en yakın
arkadaşlarından biri Mark Twain olan farklı bir kişiliktir.Tesla,
çocukluğunda ve gençliğinde dahi ilginç biriydi. Zihninde yasadığı
onu sarsan olayların dışında O, yalnız bir çocuktu. Karanlıkta ve
gölgede olmayı tercih ederdi. Geceleri yaşar, öğlen çalışmaya
giderdi. Fırtınalı, şimşekli
> gecelerde perdeyi sonuna kadar acar, dışarıyı seyrederken kendi
kendine konuşurdu... Hep bir dehanın beyninin nasıl çalıştığını
merak ederdim; sağolsun Tesla kendini yazıya dökebilmeyi
başarabilmiş ve otobiyografisini bir dergiye de yazmıştır, ama çok
ilgi gören bu yazıları bitirmemiştir. Zihninde yaşadığı olaylar ise
gerçekten ilginç. İşte otobiyografisinden bazı alıntılar;
>
>
>
> "Çocukluğumda zihnimde ortaya çıkan hayaller yüzünden garip
bir sıkıntı çektim. Bunlar çoğu zaman çok güçlü ışık parlamalarıyla
birlikte gelir ve gerçek objeleri görmemi engeller, düşüncelerimin
ve hareketlerimin arasına girerlerdi. Bu görüntüler bir şeylerin ve
yerlerin resimleriydi ki kesinlikle hayalini kurduğum şeyler
değildi... Bazen gördüklerimin gerçek olup olmadığını anlayamazdım
ve bu bana çok büyük bir rahatsızlık ve endişe verirdi. Danıştığım
psikologların ve psikolog arkadaşların hiç biri bana bu olayı
doyurucu bir şekilde açıklayamadı... Bu görüntülerin nedenini
düşündüğümde, en sonunda kendi teorimi formüle ettim; bir "heyecan
etkisi" altındaki beynin, reflekssel hareketinin, retinanın
üzerindeki bir sonucu olmalıydı…
>
>
>
> ... (Bu görüntülerin dışardan gelen etkiler sonucu olduğunu
fark ettim, mesela bir şeyin ismi dahi çağrışım yapabiliyor ve bu
görüntülere neden olabiliyordu ve o şeyin yapısının içine detaylıca
girebiliyordu.) Bunun nedenini bulmak için çok uğraştım. Zihnime
düşen görüntülerden birini diğer odada bulunan başka bir kimseye
aktarabilmeyi başarabildim... Kendimi bu sıkıntıdan kurtarmak için
başka birşeye konsantre olmaya çalışıyordum. Bir sureliğine
rahatlıyor, ama bunu dahi yapabilmek için yeni görüntüler bulmam
gerekiyordu. En sonunda bütün bu çabanın benim kontrolümde
olmasından yorulmuş makara boşalmıştı (pilim bitmişti demek istiyor,
o zamanlar makara var tabii). Bu dünyada, evimdeki ve yakın
çevremdeki eşyalardan başka çok az şey görmüştüm. Bu zihinsel
operasyonları, 2. ve 3. kez uygulamaya çalışırken vizyonumdan gelen
görüntüleri yakalamaya uğraşırdım; sonunda bulduğum bu çare de,
kendi gücünü yavaşça kaybetti. İste o zaman bildiğim bu küçük
dünyanın sınırlarının ötesine,
> kısa seyahatler yapmaya başladım ve yeni görüntüler gördüm.
Başlangıçta bunlar bulanık, belirsizdi ve onlara konsantre olmaya
çalıştığımda çabucak kayboluveriyorlardı. Ama görüntüler yavaş yavaş
güçlendi ve hemen sonra keşfettim ki vizyonlarımda daha öteye ve
ötesine gittikçe yeni izlenimler geliyordu ve artık zihnimde seyahat
etmeye başlamıştım. Her gece (bazen gündüz, yalnızken) yolculuğuma
başlar yeni yerler gezer ve insanlarla tanışırdım... Bunu 17 yaşıma
kadar durmadan yaptım, sonra ilgim bilime ve buluşlara yöneldi.
Herşeyi istediğim gibi görüntülemeyi başarabiliyordum ve hiç bir
modele, çizime, deneye ihtiyacım olmuyordu. Onları beynimde aynen
resimsel olarak kafamda çizebiliyordum...
>
>
>
> (Tesla, bu noktada modelsiz, çizimsiz, deneysiz buluşları nasıl
hazırladığını anlatıyor)Bir fikir oluştuğunda hemen çalışmaya
başlamam. Önce zihnimde hızla fikri inşa ederim. Yapıdaki
değişiklikleri, gelişmeleri, aracı çalıştırmayı, zihnimde yaparım.
Hatta eğer dengesiz ise onu dahi not alabilirim. Türbinin,
laboratuarımda ye da zihnimde test edilmesinin arasında kesinlikle
hiç bir fark yok, sonuç itibarıyla aynı. Bu yöntemle hiç bir şeye
dokunmadan modeli hızla geliştirir, buluşumun her türlü gelişimini
cisimlendirince de, eğer bir hata göremezsem, beynimdeki son haliyle
somut hale getiririm ve deney aynen planlandığı gibi ortaya çıkar;
en azından son 20 yıldır bu böyle..."
>
>
>
> Tesla yine otobiyografisinde, algılarının sınırsızlığının onu ne
kadar rahatsız ettiğinden sözeder. Öyle ki uzak bir odadan gelen cep
saati tıklamasının, ona onu sağır yapacak kadar gürültülü gelmesi ve
uykularının şaşmasına neden olmasına dayanamazdı. Otobiyografisinde
bu deneyimlerini söyle anlatıyor; "Gece olduğunda bir yarasanın
sahip olduğu kadar duyarlı hale gelirdim. 12 fent uzaklıktaki bir
objenin var olduğunu, alnıma ulaşan tüyler ürpertici bir
duyarlılıkla keşfedebilirdim." Bir sineğin masaya konması onun için
bir ses değeri olabiliyordu ve bir mil uzaklıktaki bir arabanın sesi
bedenini titretebiliyordu. Dışarıdan, sokaktan geçenlerin
titreşimlerini azaltmak için ayaklarının altına lastikten yapılmış
yastık koyardı, çünkü ona deprem oluyor gibi gelirdi. Işığa maruz
kalmak, gözleri gibi cildi için de dayanılmaz oluyordu. Bu
olağanüstü dönem en sonunda yavaşladı ve Tesla "normal" algılayışa
döndü ve bu "anormalliğin" onu yapacağı buluşlarına hazırladığı
söylenebilir herhalde
> (normallik ve anormallik ne demekse?). Algılarının bir çok
insandan değişik çalışmasına ilişkin tek yorumum, beyninin büyük
bir kısmını kullandığı olabilir. Yarasanın ultrasonik seslerle
avının yerini tespit ettiğini duymuşsunuzdur. Yarasanın işitme
frekansları ultrasoniktir, yani 20khz’in çok üzerindedir. Bir mil
ötedeki arabanın sesi, ayak sesleri vs. frekanslarını duyması, düşük
frekansları duyması demektir ki bu da 20Hz'in altındaki sesler
oluyor. Normal bir insanin duyma yetisinin dışındaki
frekanslardan söz ediyorum. Tesla'nın algılarının, normal insanın
algılarından çok daha geniş bir spektrumda olduğu kesin. Okuldayken
yaptığımız bir deneyde, hocamız 20 Hz ile 20 Khz arasındaki sesleri
bize dinletmişti. Başımızı 1 metre aralıkla sağa sola
kaydırdığımızda 20 Hz frekansının dalga boyunu hissedebilmiş, ama
sesi duyamamıştık. Tesla'nin rahatsızlığını çok iyi anlıyorum, çünkü
20 Hz ve 20 Khz’un dışındaki frekanslara maruz kalırsak durum
rahatsız edici olabilir.
> Tesla'nın bir düşünceyi başka bir odada bulunan birine iletmeyi
başarması ise telepatik bir deneydir, bilenler bilir. Ayrıca
Tesla'nın vizyonları da çok ilginç; ben bunu başka boyutlara
yolculuk yapmasına bağladım. Bilmem sizler ne düşünürsünüz?
>
>
>
> Gençlik yıllarına geldiğinde -stresli zamanlar dışında- bu
vizyonları bastırmayı kendine öğretebilmişti. Tesla, telepatik
olduğunu ve yaşadığı bazı vizyonların onun yaşamını kurtardığını
otobiyografisinde anlatıyor; "Öğrencilik yıllarımda yaşadığım şehrin
yakınındaki nehirde bir baraj ve onun kenarında un değirmeni vardı.
Barajda yüzmek sık sık yaptığım bir spordu ve tehlikeli değildi. Bir
gün her zamanki gibi yalnız nehre gittim ve yüzmeye başladım.
Duvardan kısa bir mesafe uzaklıktaydım ve birden fark ettim ki sular
yükselmiş ve ben sulara kapılmıştım. Suyun akışından kendimi
kurtarmaya çalıştım, fakat çok geç olmuştu. Şans eseri duvarı iki
elimle yakalamayı başarabildim. Göğsümdeki baskı çok büyüktü ve
başımı zar zor suyun üzerinde tutabiliyordum. Yakından geçen hiç
kimse yoktu ve sesim de gürültüde kaybolmuştu. En sonunda gücüm
tükendi ve kendimi neredeyse karşıdaki kayalığa bırakmak üzereydim
ki bir ışık parlaması gördüm ve görüntüler başladı. Bu görüntüler
bilinen
> hidrolik bir prensibin diyagramıydı. Bu prensip şöyleydi; hareket
halinde olan sıvının baskısı, açığa çıktığı bölge ile orantılıdır.
Hemen otomatik olarak sol tarafıma döndüm ve baskı azalmıştı. Ama
hala tehlikedeydim ve er ya da geç aşağıya sürüklenecektim. Solaktım
bu yüzden sağ kolum güçlü değildi ve sağıma
>
> dönmeyi düşünmedim bile. En sonunda hiç bir gücüm kalmamıştı ve
vücudumu yavaşça ittim ve bıraktım. Bayılmışım beni kıyıda buldular."
>
>
>
> Tesla'nın buna benzer bir çok anısı var, ama ben Tesla'nın yaşam
hikayesindeki önemli dönüm noktalarına değinmek istiyorum.
Avusturya'daki Grantz politeknik okuluna başladığında, günde 20
saatini kitap okumaya ayıran Tesla'nın, bir entelektüel olduğu
söylenebilir. Okuduğu yazarlar arasında Descartes, Goethe, Spencer
ve Shakespeare gibi isimleri sayabiliriz. Kendisi bir şair ve
yazardır da aynı zamanda. Derslerinden A+ almayı becerip ve 9 dili
de rahatlıkla konuşabilmektedir bu arada. Bir gün DC indüksiyon
motoru*** üzerine yapılacak gösteri için bir sınıfa katıldı. Tesla,
bu gösteriyi izlerken gereksiz ve tehlikeli kıvılcımların çıktığını
ve motorun randımansız çalıştığını gördü. Bunun da komütatörden
(çevirgeç****) kaynaklandığını ve komütatör kullanmayarak
önlenebileceği üzerine bir yorum yaptığında, profesör bu çözüme
şüpheci yaklaştı. Tesla, yılmayıp bu konuda çalışmaya başladı.Tesla,
üniversite eğitimi için Prag'a gitti, ama buradaki yaşamına ilişkin
pek açık bilgiler yok.
> Sonra 1881 yılında Macar hükümeti tarafından mühendis olarak işe
alındı ve buradan artırdığı para ile kendi projeleri üzerinde
uğraşmaya başladı. Bu projelerden biri AC** akımını kontrol altına
alma çözümü üzerineydi. Bir gün Budapeşte’de parkta bir arkadaşıyla
gezerken Goethe'nin Faust'unu kafasından okuyordu. Bir anda
kafasında şimşekler çaktı ve hemen kuma bir diyagram çizip
arkadaşına gösterdi. Döner manyetik alanının prensiplerini bulmuş ve
motorunu dizayn etmişti. Yine bu yıllarda Tesla telefonun iletim
kalitesini artırmak için amplifikatör (sesi kuvvetlendirici) icat
etti.
>
>
>
> 1882 yılında Paris'teki Uluslararası Edison şirketinde çalışmaya
başladı. Edison DC akımını bulduktan sonra, uluslararası şirketler
açmış ve zenginleşmişti. O zamanlar Paris'teki Edison'un şirketinin
başında Charles Batchleor vardı. Neyse Tesla, o sıralar gizlice ilk
AC ile çalışan motorunu icat etmişti ve Edison ile çalışma düşüncesi
ile 1884 yılında Amerika'ya gitti. Yolda soyulmuştu ve cebinde 4
cent, kendi şiirleri, bir kaç bilimsel yazı ve hesaplamalar ile bir
mektup kalmıştı. Bu mektup Charles Batchelor'un tavsiye mektubuydu
ve Edison’a şöyle bir not yazıyordu bu mektupta; "İki büyük deha
tanıyorum biri sen diğeri de bu genç"...
>
>
>
> Böylece Nikola Tesla, Edison ile çalışmaya başladı. Sabah
10.30'den, ertesi sabah 5'e kadar çalışıyordu ve 24 standart
makineyi yeniden dizayn etti. Edison, o günlerde akkor telli ampulü
yeni bulmuş ve elektriğin aktarılması konusunda bir sistem
geliştirmeye çalışıyordu ancak DC*** o kadar çok sorun çıkartıyordu
ki başarılı olamıyordu. Edison'un lambaları zayıftı ve DC tarafından
çalıştırıldığı zaman randımanlı çalışmıyordu; ayrıca sistem öyle
avantajsızdı ki 2 milden öteye aktarım yapılamıyordu ve her iki
milde direk akım istasyonu gerekiyordu. Edison, Tesla’ya bir
teklifte bulundu; eğer sistemdeki sorunları çözerse kendisine $
50.000 verecekti. Tesla, bu problemleri düzeltti, ama maalesef
Edison tarafından vaat edilen para hiç bir şekilde ödenmedi. Tesla,
dolayısıyla işi bıraktı. Edison, kendi şirketlerine çok para
koymuştu ve çok büyük yatırımları
>
> sozkonusuydu ve Tesla'nın AC ile ilgili hiç bir açıklamasını
dikkate almadı. Tesla, bu yıllarda bir takım ortaklarla bir şirket
kurdu. Yatırımcılar onun AC’si ile ilgilenmemişlerdi ve Tesla bu
şirketten de çekildi. Bir süre zorluklarla geçen dönemden sonra
Tesla elektrik şirketini 1887 yılında kurdu ve motorunu
yapmayı başarabildi. Polyphase motorunu da bu yıllarda keşfetti.
Evet, Nikola Tesla bugün kullandığımız AC akımını ve AC akımla
çalışan indüksiyon motorunu icat eden elektrik mühendisidir.
Tesla'nın geliştirdiği transformatörler aracılığıyla artık elektriği
ince kablolar üzerinden uzaklara kayıpsız taşımak mümkündü. Oysa DC
temeline dayanan sistemde, her bir mil için büyük bir santral kurmak
ve çok kalın kablolar kullanmak gerekiyordu. Bu arada AC konusundaki
başarıları George Westinghouse (Westinghouse buzdolaplarını herkes
hatırlar sanırım) adındaki girişimcinin gözünden kaçmamıştı ve bir
gün Tesla'nin laboratuvarına uğradı. Gördüklerinden çok etkilenince
Westinghouse,
> Tesla ile bir sözleşme imzaladı. Sözleşmeye göre, Westinghouse
sattığı her kilovat AC elektrik için Tesla’ya $2.5 verecekti.
(Başka bir kaynak da bunu 1 milyon dolar+her kilovat için $1 olarak
geçiyor) Tesla, bir anda projeleri için gerekli olan paraya
kavuşmuştu. Westinghouse'in sponsorluğunda, Tesla, elektrik
şirketini ve laboratuvarunu kurdu. Bütün enerjisini ve parasını yeni
elektrikli araçlarına harcadı (Buna "Tesla coil"(bobin)* de dahil).
Ama Edison ile çatışmaları başlamıştı. Kaynaklara göre Edison ilginç
bir reklam savaşı başlattı. AC elektriğin tehlikeli olduğunu gittiği
yerlerde göstermeye çalışıyordu, öyle ki hayvanlara elektrik vermeye
kadar isi götürdü. Büyük bir kalabalığın karşısında köpek yavrusuna
ve dev bir file AC elektriğini verip tehlikeli olduğunu göstermeye
çalışıyordu. Sayesinde elektrikle idam cezasını da insanlar böylece
öğrenmiş oldu. Başka bir kaynağa göre ise Tesla, Sing Sing
cezaevine, ilk AC ile çalışan elektrikli sandalyeyi yapmıştı.
> Bunun üzerine Edison gazetelere büyük makaleler bastırıp AC
motorun ne kadar tehlikeli olduğunu yazmış ve Tesla'ya kötü bir isim
vermeye çalışmıştı. Tesla'da bunun üzerine 1893 yılında Chicago
Dünya Fuarı’nda, halkın karşısında üzerinden yüksek frekanslı AC
akımını geçirip, lambaları yakma gösterisini yaptı. İncelediğim her
iki kaynak da bu fuarın içeriği konusunda hem fikir, ama elektrikli
sandalyenin düşünce babası kim, orası pek açık değil. Ama şu kesin
ki AC akımı bunun için kullanılmış. Neyse böylece elektrikle idamın
nasıl çıktığını da öğrenmiş olduk. İnanılmaz değil mi? İnsan aklı
bazen yararlı buluşları da zarara dönüştürmeyi becerebiliyor işte!
(Gerçi öldüren her bir yolla da öldürüyor ya!)
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
>
> Neyse başarılı geçen Dünya Fuarı’ndan sonra Uluslararası Niagara
komisyonu, Westinghouse'un Niagara şelalesinde Tesla'nın
Ployphase***** AC sistemini kullanarak jeneratörler inşa etmesine
izin verdiğinde, Tesla da bu jeneratörleri dizayn etti. Tesla'nin
çalışmaları büyük ilgi toplamaya başlamıştı.
>
>
>
> 1897'de Tesla ilgisini radyo dalgalarının elektrik enerjisini
taşıyabilecekleri düşüncesine çevirmişti ve kablosuz iletişimi
düşlüyordu. O yıllarda radyo kontrollü model tekneler üzerinde
deneyler yaptı. 1898 yılında radyo dalgalarıyla kontrollü robot
tekne patentini aldı. Tesla, elindeki kontrol mekanizması ile
gönderdiği radyo dalgalarıyla teknenin yönünü değiştirebilmişti. O
zamanın gazetelerinde bu olay, baslıklar atılarak yazılmıştı. Evet
çoğumuz Marconi'nin****** radyonun babası olduğunu düşünürüz ve
Tesla'nın adı bu konuda hiç geçmez. Tesla, radyoyu icat ettiğini
kanıtlamaya çalıştıysa da patenti Marconi almayı başardı. 1943
yılında ise Marconi'nin patenti geçerliliğini kaybetti ve Tesla'ya
gereken değer verildi.Tesla, 1899'da Colarado Spirings 'e taşındı
ve orada yeni bir radyo istasyonu gibi laboratuar kurdu. (Bazı
araştırmacılara göre, Amerikan hükümetinden gelen bir istekle,
kablosuz iletişimi geliştirmek için bu laboratuar kurulmuştu).
Tesla'nın planı, yüksek voltaj ve
> yüksek frekanslarla ilgili araştırmalar yapmak ve bu akımların
atmosferde yayılması üzerine çalışmaktı. Tesla, kocaman bir tesla
bobininin dünyanın her yerine elektrik akimi gönderebileceğini hayal
etmekteydi. Colorada Spirings'de pilot bir projeyi başlattı. 135
feet yukarı kıvılcımlar üretip Hint Okyanusu’na elektriği yolladı ve
bu iletim laboratuarı da vurdu. Yangın çıktı ve her sey yandı kul
oldu. Kasabanın jeneratörünü de tutuşturup, bütün kasabayı da
karanlığa boğdu. Ama buradaki çalışmaları Tesla'yı daha sonra
Wardenclyffe diye bilinen uluslararası kablosuz iletişim
laboratuarına götürecekti.
>
>
>
> Nitekim Tesla, Century dergisine 1900 yılında söyle bir açıklama
yaptı; "Dünyanın her bir noktasından yapılabilecek kablosuz iletişim
pratik olan yoldur. Benim deneyimlerine göre hava belli bir basınçta
iletkenlik gösteriyor, işte bu da büyük boyutlardaki elektriksel
enerjinin iletilmesine ilişkin inanılmaz bir kapıyı açıyor. Bu
enerji, insanoğlunun dünyanın hangi noktasında olursa olsun
kullanımına ve yararına sunulabilinir...". Bunun üzerine 1900
yılında J.P. Morgan adlı yatırımcıdan kablosuz telgraf için yardim
alınca, New York'taki Long Island'ta Wardencliyffe laboratuvarinı
kurdu. Bu proje ilerleyemedi ve düşünceleri o zaman için
ulaşılamaz geldi, hatta J.P. Morgan da yardımı kesti. Parasızlıktan
dolayı da bu projesini gerçekleştiremedi. Başka bir kaynak ise
Tesla'nin yeni bir "dalga boyu" bulduğunu söylüyor. Bununla bedava
enerji sağlamak ve iletmek mümkündü, öyle ki evine basit bir anten
takan bu bedava enerjiyi kullanabilecekti. Öyle ya ne işi olur
yatırımcının bedava
> enerjiyle! Her nedense Westinghouse, General Elektric,
American Marconi gibi şirketler Marconi'nin buluşlarını izlediler.
Tesla'nın hiç bir önerisini kabul etmediler.Tesla yalnız
bırakılmıştı. Yaşamının son yıllarında bir motelden, başka bir
motele taşınıp durdu ve son zamanlarda teorilerini deneyecek mali
kaynaklardan yoksun olduğu için sadece not tutabiliyordu. 1937
yılında bir taksi tarafından çarpılınca tıbbi her türlü yardımı
reddetmiş ve tam olarak iyileşememişti.
>
>
>
> Nikola Tesla, uykusundayken 87 yaşında öldü. Arkasında bir çok not
bıraktı ve bütün çalışmaları Custadian of Alien Property'e (sahibi
bilinmeyen mal varlıklarının koruyucusu olan bir devlet kurulusu),
FBI ve savaş şubesine gitti...
>
>
>
> Neden bu kuruluşlar Tesla'nin notlarına sahip çıkmışlar merak
ettim tabii. Tesla, öyle buluşlar yaptı, öyle düşler kurdu ki Star
Wars filmindeki teknoloji yanında çocuk oyuncağı gibi kalıyordu.
Tesla, Sırp kökenli bir Yugoslav’dı ve orada hala akrabaları vardı.
O zamanlar Nazi isgalinde olan Yugoslavya düşman sınırları
içindeydi. Hükümet/ordu, bu "uçuk, kaçık" bilim adamının
teorilerinin/araştırmalarının karşı tarafa geçmesini istemedi ve
notlara el koyuldu.
>
>
>
> Gelelim Tesla'nın "çılgın" buluşlarına;O, yaşadığı dünyayı sonsuz
bir enerji ve elektrik dalgaları olarak görmüş ve bütün enerjisini
radyo dalgaları ve enerji sorunu üzerine vermiş bir bilim adamıdır
(Bütün savaşlar da bu yüzden çıkmaz mi zaten!). Güneşin
>
> enerjisini, atmosferdeki dalgaları dahi kontrol edebilmeyi ve
insanlığa bedava enerji yollarını açmayı duşunmuş bu bilim adamı,
son zamanlarında hangi akla uydu bilmiyorum ama buluşlarıyla
orduların "savunmasına" yarayacak teoriler ileri sürmüştü. Tesla, 78
yaşında death beam (ölüm ışını) dediği bir cihaz icat ettiğini iddia
etmişti. Ona göre bu cihaz, 250 mil uzaklıktan 10 bin uçağı yok
edebilir ve orduları konsantre edilmiş ışın parçacıklarının
transmisyonu ile püskürtebilirmiş. Bu bulusunun yeni fizik
prensiplerinden yola çıktığını söyleyerek teorilerini neye
dayandığını açıklamayı reddetmiştir.Bir iddiaya göre Tesla,
Manhattan'daki laboratuvarinda bir deneyde, insan yapımı depremi
yapmayı başarabilmişti. Hatta bir deneyinde yer sarsılmaktaydı ve
polis laboratuvara girdiğinde, Tesla'yı, buluşu olan cihazı balyozla
kırmaya çalışırken yakalamıştı. Yine başka bir deneyde Tesla,
şehirde gece yürüyüşünü yaparken elindeki küçük bir vibrasyon
aleti ile belli bir frekansa ayar yapmış
> ve yarattığı titreşimler ile ayağının altındaki yer sallanmaya
başlamıştı. Yine bir kaynak ise bir laboratuvarinda insan yapımı
şimşek ürettiğini söylüyor. Yüksek frekanslar üzerine araştırmalar
yaparken, 10Khz ve üzeri frekansların vücuttan geçerken hiç bir soka
maruz kalmadan geçebileceğini, hiç çekinmeden kendi üstünde
kanıtladı. Bir defasında Colorado Springs'teyken başka bir
gezegenden -Venüs ya da Mars- sinyaller aldığını iddia etti.
>
>
>
> HAARP projesine ilişkin bir kaç söz;
>
> Şu meşhur HAARP****** projesi Tesla'nın Wardencliffe projesini
hatirlatti bana (HAARP web sitesine baktığımda ilk düşündüğüm bu
oldu). Tesla da bir kule inşa ettirmişti hatırlarsanız. Yani boşuna
Tesla ile ilgisi konuşulmuyormuş (HAARP ile ilgili bkz. Kıyamet
Teknolojileri)
>
>
>
> Tesla, Schumann******* boşluğunda (cavity) bulunan sabit
(stationary) dalgaları keşfettiğinde, o zamanlar simsek
çakmalarından sonraki elektromanyetik radyasyonları inceliyordu.
Bunun bir ossillator ile yaratabileceğini hemen not aldı. Tesla'nın
niyeti yaratacağı elektriksel dalganın, Schumann boşluğunda dünyanın
etrafında dolaşmasını araştırmaktı. Buradan kablosuz iletişimi
sağlamayı amaçlıyordu. Daha sonralarda elektrik enerjisinin
Shumann boşluğunda dolaşabileceği kanıtlandı. Buradan HAARP'a
gelirsek, web sitesinde yapılan açıklamaya göre; HAARP, Alaska 'da
kurulmuş, yüksek frekanslarda çalışan yayıcı (transmitter)
antenlerdir ve bir elektrik alanı yaratıyor ve parçacıklar bu alan
ile etkileşiyorlar. HAARP, atmosferin 60-90 km yukarısındaki
İyonesfer katında çalışıyor (bildiginiz gibi iyonesferde kisa radyo
dalga iletimini yapiyoruz). Söylediklerine göre atmosferin çok az
bir kısmını kullanıyorlarmış (%2 civarı) ve dünyadaki atmosfere hiç
bir şekilde negatif bir etki
> yapmıyormuş. Bu iyonesfer araştırmalarını, nasıl zamanında
iletişim amaçlı insanlığa hizmet verecek araştırmalar için
kullanmışlarsa, simdi de
>
> insanlık yararı için araştırıyorlarmış. "Kesinlikle ELF
(extreme düşük frekanslar) frekanslarını yaymıyoruz, bu frekanslar
zaten atmosferde var" diyorlar. Bazı çevreler ise bu projenin askeri
bir proje olduğunu ve bütün dünyanın iletişimini kontrol altına
alabileceğini; atmosferi ısıttığını ve zararlı olduğunu, bazı
çevreler ise beynimizin direk etki altına sokulabileceğini söylüyor.
>
> Amaçlarının ne olduğunu bilmem ama bu ELF frekanslarının
atmosferde olduğu doğru. Shumann boşluğundan sözettim, ama rezonans
frekanslarını vermedim söyle ki; 7, 8, 14, 20, 26, 33, 39 ve 45Hz,
bu frekanslar, düşük frekanslar oluyor (ELF). Peki insan beyninin
doğal frekansları neler? Beta dalgaları, 14 ile 30 HZ, Alfa
dalgaları; 8 ile 13 Hz, Teta dalgaları; 4 ile 7Hz ve Delta
dalgaları; 1 ile 3 Hz. Anlayacağınız shumann rezonanz
frekansları ile beyin dalgalarımızın frekansları yakın boylarda
gidiyor. Beta dalgaları; beynimizin çok çalıştığı konsantre olduğu
bir durum, Alfa dalgaları meditasyon ve rahatlamayla ile ilişkili;
Teta ise hayal, düş, yaratıcılık ile ilgili; Delta ise uyku
halimizdir. Neyse olay fizik bilgisi istiyor, ama sanırım bu kısa
bilgiler hayal gücünüzü çalıştıracak bir temeli vermiştir.
Nikola Tesla, evrenin bu muhteşem enerjisini ve buna ulaşmanın
aslında ne kadar temiz ve kolay olabileceğini hayal ederken, bu
sonuçları düşünemedi doğal
> olarak; aynı Einstein’in atomu parçalamasının sonuçları gibi.
Niyeti, fikri negatif olan alir. ELF frekansları ile bir silah da
yapabilir ya da terapide kullanabilir ya da yüksek frekansları
araştırıyorum derken herşeyi kontrol de edebilirsiniz. Niyetler iyi
olsun, hepinize alfa dalgaları gönderiyorum. :)
>
>
>
> * Tesla'nın en unlu buluşlarından biri Tesla bobinidir.
Tesla bobini yüksek frekans air core voltaj değiştiricidir. 120
AC'yi alır ve yüksek bir voltaja dönüştürür. Voltajlar 1000000
volts'a çıkabilir ve elektrik arc (köşesel) biçiminde boşalır.
>
>
>
> ** Dalgalı akım, alternate current
>
>
>
> *** Doğru akim, Direct current
>
>
>
> **** Komutator, elektrik akımının yönünü değiştirir.
>
>
>
> ***** 3 fazli AC
>
>
>
> ****** Marconi, dünyaya adını radyoyu bulan bilim adamı
olarak duyurdu.
>
>
>
> ****** High frequency Active Auroral Research Program
>
>
>
> ******* Schumann boşlugu; bulunduğumuz toprak seviyesi ile
iyonesfer arasindaki çok düşük frekanslarda hava boşluğunda bulunan
bir enerjidir. Bu frekanslara schumann rezonans frekanslari denir.
Schumann boslugunun rezonans olabilmesi icin yüksek enerji ile
uyarılması gerekiyor. Mesela şimşek çakması buna bir örnek. Dr.
Schumann bu hesaplamaları yapan fizikçidir.
>
>
>
> Yararlandigim kaynaklar;
>
> The Tesla Papers-edited by David Hatcher Childress
>
> My inventions-The Autobiography of Nikola Tesla by Nikola
Tesla
>
> Tesla – The Lost Inventions by George Trinkaus
>
> www.teslasociety.com
>
> www.teslascience.org
>
> www.haarpalaska.edu.com
>
>
>
>
>
>
>
> ---------------------------------
> Yahoo! Mail Mobile
> Take Yahoo! Mail with you! Check email on your mobile phone.
Yahoo! Groups Links
<*> To visit your group on the web, go to:
http://groups.yahoo.com/group/kristalcocuklar/
<*> To unsubscribe from this group, send an email to:
kristalcocuklar-unsubscribe@yahoogroups.com
<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:
http://docs.yahoo.com/info/terms/
Received on Tue May 10 20:43:05 2005
Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
|