meral urem <meral_urem@yahoo.com> wrote:>D N A
>
>
>İnsanoğlu dünyaya ilk geldiğinde daha geniş bir bilinçle ve daha gelişmiş
>bir DNA ile tohumlandı.
>
>
>Bilim adamlarından öğrendiğimize göre, DNA doğumdan ölüme kadar sabit ve
>bir yaşam süresi boyunca herhangi belirgin bir değişim
>geçirmiyor. Mutasyonların (değişim) gerçekleşmesi birçok jenerasyonlar
>ı(nesil-kuşak) ve de doğal seleksiyonu gerektiriyor. Ve de
>DNA 2 kotonlu. Diğer tarafta ise, yine içlerinde bilim adamlarının da
>olduğu bazı kaynaklar da, DNA’da değişimlerin daha kısa süre
>periyodları içinde gerçekleşmelerinin mümkün olduğunu ve belirgin bir
>değişimin bir yaşam süresi sırasında oluşabileceğini iddia
>ediyor.
>
>
>İddialardan bazılarına göre, örneğin belirli bazı akustik (yankılanım)
>ve skalar (ses dağılımı) titreşimler DNA moleküllerinin
>içindeki helezonun (kıvrım) çözülmesine, DNA belkemiğinin
>genişlemesine ve buna maruz kalan bölümlerin aktivasyon için daha
>ulaşılabilir hale gelmesine sebep oluyor. Söz konusu bölge özellikle
>bilim adamlarının atık DNA olarak isimlendirdiği bölümüyle
>ilgili. İddialara göre bazı dış etkiler, örneğin dış frekanslardan
>müzik gibi, DNA molekülünün içine işleyebilir, ve
>nükleotidlerin aktivasyonuna sebep olabilir. Ve yararlı olduğunda da, aynı
>etki, ilgili sinir hücrelerine de yayılabilir.
>
>
>Yine bazı iddialara göre, insanoğlu dünyaya ilk geldiğinde daha
>geniş bir bilinçle ve daha gelişmiş bir DNA ile tohumlandı.
>Barbara Marciniak gibi (Pleiades Öğretileri adlı çok satan kitapların
>yazarı) bazı yazarlar, DNA ‘nın 12 kodonlu olarak gelişim
>geçirdiğini, Karen Danrich gibi bazıları ise her biri 3000 kodondan
>oluşan 12 tübün olduğunu, yani DNA’nın toplam 36,000 henüz
>keşfedilmemiş, bilinçle doğrudan bağlantılı kodonlardan oluştuğunu iddia
>ediyorlar.
>
>
>Fakat dünyaya gelişte bu tohumlanmanın yanında kötü bir şey oluyor ve
>geri-evrim başlıyor. Popol Vuh ile veya Adem ve Havva’nın
>düşüş efsaneleriyle, DNA’nın derece olarak düşmesi ve insanlığın
>bilinç ve bilgisinin azalmasının sembolik olarak anlatıldığı
>gibi. En son DNA düşüşü ise Hiroşima ve Nagazaki nükleer
>bombalamalarıyla oluşuyor. Bu gibi deneyimlerde DNA taşıdığı bazı
>bilgileri kaybediyor. Evrenin holografik yapısına göre, örneğin nükleer
>bombalamalara maruz kalma gibi olaylarda yalnız o olayı
>doğrudan yaşayanlar değil, evrendeki her birey, türün tamamı acı
>çekiyor. Tıpkı tek bir bedenin organlarında olduğu gibi, bir
>tekindeki rahatsızlık bütününü etkiliyor. Ve doğa da aynı yolla etkilenip
>zarar görüyor. Konuyu bağlamak gerekirse, tüm bu olanlar
>insan DNA’sının şu an kullanılamayan kısmından kaynaklanıyor ve bu
>bölümün eksikliği şiddet, savaşlar, kıskançlık gibi olumsuz
>tepki ve davranışların uç sınırlara ulaşmasına sebep olarak insan
>yaşamlarının bunlar içinde feda olmasıyla sonuçlanıyor.
>
>
>DNA içine yazılmış kayıtların doğası nedir? Söz konusu kayıtlar aynı
>zamanda Karma olarak da biliniyor. Bu kendini tekrarlayan bir
>arşiv. Örneğin 1000 sene önce bir insan bir diğerini herhangi bir
>mücadele sırasında öldürdü. Karma yazılmış oldu. Ve 200 yıl
>sonraki bir gelecekte, atası öldürmüş olan insan atası öldürülen insan
>tarafından öldürülebilecek şekilde bir olaylar zinciri
>oluşturuyor. Hiçbiri bu durumun farkında değil. Doğa ve Mutlak Zeka
>kendi dengesini kurdu. Ve bu dengelenişler, serbest iradeyi
>işin içine katmazsak, DNA istekleri düzeyinde sürekli devam
>ediyor ve genlerle bir sonraki kuşağa aktarılıyor.
>Ta ki bu döngünün içindeki bireylerden biri yaşanılan mücadele
>ortamlarında affetmeyi seçerek ve kendine hakim olarak karşıdakini
>öldürmekten kendini alıkoyana dek. Ve böylece o sabit zaman noktasında
>Karma çözümleniyor ve söz konusu bireylerin DNA’sına bu
>değişim kaydediliyor. Çok kullandığımız “Tarih tekkerrürden ibarettir” sözü
>de bunu anlatıyor olsa gerek.
>
>
>Aynı iddialara dönecek olursak, insan DNA’sının yüzde 93’ü aktif
>değil. Hiçbir şey yapmıyor ve bir tür uykuda. Ve bu gen
>dizilimlerinden herhangi biri bir şekilde etkin olursa söz konusu genin
>kanserli olma ihtimali yüzde 90 iken ölümcül olma ihtimali
>ise yüzde 60 olasılıkta. DNA’daki genlerin uykuda olmasını anahtar
>nokta olarak ele alalım. Doğa Ana deyim yerindeyse birşey
>yapmayan, bir işe yaramayan hiçbir şey üretmez. Aralarında Stanford
>Üniversite’sinden Evrim Biolojisi diploması sahibi doktorların
>da bulunduğu bazı bilim adamları bu fikirde.
>
>
>Bir pianonun tuşlarını düşünün. İnsanoğlu kaç bin yıldan beri aynı tuşlara
>basıyordu? Kesin olan bir şey de var ki, nadir de olsa
>arada bir, biri çıkageliyor ve piano tuşlarının genelde kullanılmayan
>tozlu tuşlarını da aynı anda kullanma yeteneği gösteriyor.
>Yüksek bilinçteki aydınlanmış bazı kişiler gibi. Ve daha da seyrek
>bir aralıkta, bazen de bir insan çıkıyor ve tüm bu piano
>tuşlarıyla bir konser veriyor, bir konçerto sunuyor. Peygamberler gibi.
>Ve insanlık da onlardan, zaten bedenlerinde yazılı olan
>yapının ve geleceğinin bir prototipinin(İlk örnek) yaşayan bir örneğini
>görmüş oluyor.
>
>
>Doğa DNA’daki bu uyuyan güç ve ilgili değişimlerin etkilerini özetlemeye
>yine en güzel örneklerini sunuyor. Örneğin bir tohumu ele
>alalım. Bir sure için o da uyuyan bir konumda bekliyor ve gelişiyor.
>Sonra bir enerji patlaması oluyor ve kökler, dallar ve
>sonrasında da çiçekler ortaya çıkıveriyor.
>
>
>Bazı tahminlere göre insanoğlu da bazı genlerin enzim veya protein
>üretmekten çok daha farklı amaçları olduğunu daha hızlı bir
>şekilde keşfetmeye başlayacak. Dönem dönem olan genetik değişimlerin
>DNA’nın tamamlanmamış herhangi bir kısmını tamamlamak, yeni
>bir yapı oluşturmak veya olanı modifiye etmek için olan oluşumlar değil
>genetik etkileşimden doğan kendiliğinden olan uyarlamalar
>olduğu, DNA’nın her kısmının aslında uyuyan ve bilgi yüklü, insan
>olmagizli gücünün, tıpkı tohum halindeki bir çınar ağacı gibi,
>taşıyıcısı ve saklı kasaları olduğu bilim dünyasının geneli
>tarafından Kabul edildikten sonra şüphesiz Dünya’da insanoğlunu
>teknolojiden sosyal düzen ve ahlaki değerlere kadar ani bir gelişim
>beklemektedir.
>
>
>RÖPORTAJ:
>
>
>Dr. Berrenda Fox Patricia Resch tarafından yapılan röportajda DNA ve
>hücresel değişimlerin olduğuna dair kanıtlar sunuyor.
>
>
>Dr. Fox Kaliforniya’da bir sağlık merkezinde Avalon Tıp Kliniğinde
>çalışan bir holistik(Bütüncül) tıp uygulayıcısı, tıp doktoru.
>Dr. Fox kan testleriyle bazı insanların şu anda yeni DNA iplikleri
>geliştirmiş olduklarını kanıtladı.
>
>
>Patrica Resch: Lütfen bize kısaca kariyerinizden bahseder misiniz?
>
>
>Dr. Berrenda Fox: Fizyoloji ve Naturopati üzerine doktoralarım var.
>Avrupa’daki eğitimin sırasında, aynı zamanda yayın organları
>üzerine de çalışmalarım var ve bu hala film yapımı ve yönetmenliği
>konusunda devam ediyor. Şu anda Fox televizyonuyla dünyadışı
>zeki varlıkları ve insanlık üzerinde olan rollerinin anlaşılması amaçlı
>yapımlarda çalışıyorum. Bunlardan en bilineni tüm dünya
>televizyonlarında gösterilen X-dosyaları adlı yapım.
>
>
>Patrica Resch: Şu anda gezegenimizde olan değişimler neler ve sizce
>vücutlarımız bundan nasıl etkileniyor?
>
>
>Dr. Berrenda Fox Büyük çapta değişimler var, daha önce hiç olmamış
>değişimler oluyor. Genetikçilere göre söz konusu değişimler
>insanlığın sudan çıktığı tarihden bu yana ilk defa gerçekleşiyor.
>Birkaç sene önce Mexico City şehrinde tüm dünyadan
>genetikçilerin katıldığı DNA’daki değişimler konulu bir toplantı
>yapıldı. Şu anda insan bedenleri büyük bir evrimsel değişim
>geçiriyor; fakat ne yazık ki henüz tam olarak neye dönüştüğümüzü
>bilemiyoruz.
>
>
>Patrica Resch: DNA’mız nasıl değişiyor?
>
>
>Dr. Berrenda Fox: Herkesin bir çift helezonlu (Kıvrımlı) DNA’sı vardır.
>Bizim şu andaki bulgularımıza göre ise oluşmaya başlayan
>başka helezonlar da var. Çift helezonun içinde DNA’nın spiral şeklini
>almış iki DNA kodonu var. Benim anlayabildiğim kadarıyla
>insan DNA’larında 12 helezon gelişiyor. Tahminen 5 ila 20 sene önce kadar
>başlamış görünen bu değişim süreci içerisinde insanlık
>sürekli bir değişim içindeydi. Bu konunun bilimsel açıklaması. Ve bu
>türümüzün henüz sonuçlarının ne olacağı bilinmeyen bir
>değişimi
>
>
>Değişimler henüz kamuoyu tarafından pek bilinmiyor çünkü bununla ilgilenen
>bilim adamları söz konusu bulguların halkı korkutacağı
>endişesini taşıyor. Yine de insanlar hücresel düzeyde değişiyorlar.
>Ben şu anda üç DNA helezonu olan üç çocuk üzerinde
>araştırmalar yapıyorum. Bu değişimleri bilen ve hisseden aslında birçok
>insan var dünyada. Birçok dinde ve kutsal kitaplarında söz
>konusu değişimlerin değişik yollarla geleceğinden bundan asırlar önce
>zaten bahsediliyordu. Ve söz konusu değişimler fiziksel,
>zihinsel ve duygusal olarak yanlış anlaşılabilir ve korkutucu
>gözükebilir ve hafif rahatsızlıklar verici olabilir olsalar da
>aslında tamamen olumlu değişimler.
>
>
>Patrica Resch: Söz konusu üç DNA heliksine sahip çocuklar diğer çocuklara
>göre farklı karakteristikler gösteriyorlar mı?
>
>
>Dr. Berrenda Fox: Bu çocuklar yalnızca yoğun olarak bir odanın içinde
>eşyaları dokunmadan hareket ettirebiliyorlar. Ve aşırı
>telepatikler. Çocukları kendiniz görseydiniz bunların yarı melek yarı
>süperinsan olduklarını düşünürdünüz ama değiller. Fikrimce
>onlar insanlığın bundan sonraki kuşaklarındaki bireylerin nasıl olacağının
>zamanımızdaki örnekleri.
>
>
>Patrica Resch : Sizce bu değişim hepimizin başına gelecek mi?
>
>
>Dr. Berrenda Fox: Savunma ve hormonal sistemlerimiz bu değişimlerin
> gerçekleştiğine dair güçlü deliller sunuyorlar. Benim
>İmmünoloji(Bağışıklık Bilimi) testleri ve terapisinde çalışmam ve
>araştırmalar yapmamın sebeplerinden biri de bu. Test ettiğim
>bazı yetişkinlerde DNA’larındaki üçüncü kıvrım oluşmaya başlamış.
>Bazılarında ise tıpkı o çocuklar gibi üç kıvrımlı DNA’ları
>oluşmuş ve mevcut. Bu insanlar fiziksel bedenlerinde ve bilinçlerinde
>büyük değişikliklere maruz kalıyorlar çünkü bedenin her
>parçası bir bütün. Fikrimce DNA değişimleri yoluyla dünya ve üzerinde
>yaşayan herkes titreşimini yükseltiyor. Ve çocuklara oranla
>daha yaşlı bedenlere sahip olanlarımızdan değişimi seçenler de birçok
>fiziksel değişiklik ve etkilerle yüzleşmek zorundalar.
>
>
>Patrica Resch: Normal çift kodonlu DNA’larla doğmuş bedenlerdeki
>değişikliğe ne sebep oluyor?
>
>
>Dr. Berrenda Fox DNA’yı değişime uğratmanın en kolayı yolu bir virüsle
>etkileşimidir. Sonuç olarak virüsler her zaman zararlı
>değiller. Virüsler yalnızca canlı dokularda yaşarlar. Epstein Barr ve
>Herpes 6 gibi DNA virüsleri hücresel yapıda değişikliğe
>sebep oluyor. HIV retro virüsü ise bir DNA virüsü değil. Bedeni
>değişime uğratmaktansa, onu deyim yerindeyse yiyip bitiriyor.
>DNA’daki mutasyon sürecinden geçenler ilk once yeni bir düşünce sistemi
>oluşturuyorlar veya en azından yeni bir yaşam biçimine
>geçiyorlar.
>
>
>Dönem dönem kendilerini gerçekten hasta, yorgun ve umutsuz hissetseler
>de, bu aslında bir hediye. Kendilerine beden DNA’larının
>değişimi yoluyla ve sonraki kuşaklara da aktarılacak daha hafif, daha
>sağlıklı bir beden yapısı oluşturma şansı veriliyor. Ve söz
>konusu çocuklar gibi melekler de insanlığın bedenen titreşimsel
>olarak yükseldiğini ve büyük bir değişimin içinde olduğunun
>işaretleri. Ve anladığım kadarıyla, bu değişimi tamamlamak için 2012 yılına
>kadar bir süreç söz konusu.
>
>
>Patrica Resch Başka hangi değişimler bekleniyor?
>
>
>Dr. Berrenda Fox: Hastalıklar olmayacak, ölmemize gerek kalmayacak. Yaşam
>derslerimizi acılar çekerek değil zevk ve sevgi içinde
>öğrenebilmeye başlayacağız. Eski sistemin uzaklaşması gerekiyor, ve tabii
>ki o da bunu büyük bir kavga vermeden yapmıyor, bırakıp
>gitmiyor. Bu yüzden tüm bu savaşlar çıkıyor; tıpta kullanılan birçok
>ilaç ve tedavi tam anlamıyla işe yaramıyor ve devletler de
>toplumları mutlu edebilecek düzeyde çalışamıyorlar. Birçok eski
>paradigma (Ortak anlayışlar) daha uzun sure var olamayacak;
>varlıklarını sürdürmek için mücadele etseler de, şüphe yok ki değişiyorlar
>ve değişecekler.
>
>
>Bu zamanda yaşamayı seçmiş olan bizler yepyeni bir türün müjdecileriyiz.
>Bu tür insan, ve aynı zamanda Dünya’daki cenneti ortaya
>çıkaracak tür. Hepimiz ustalardan ve dünya dışı varlıklardan,
>meleklerden farkında olsak da olmasak da olağanüstü yardımlar
>alıyoruz ve içeri doğru ilerlemeyi öğreniyoruz. Daha fazla içeri
>yönelebildiğimiz ve o sessiz sesi dinleyebildiğimiz oranda,
>bedenimizdeki DNA değişimlerini hızlandırıyoruz ve her şeyi yeni baştan
>değiştiren bu oluşumla uyumlanıyoruz.
>
>
>Patrica Resch: Bu değişimlerin bazı yan etkileri neler?
>
>
>Dr. Berrenda Fox: Hücresel bir değişimlerden geçerken kendinizi bazı
>zamanlar aslında bulunduğunuz yerde değilmişsiniz gibi
>hissedebilirsiniz. Yorgunluk hissedebilirsiniz, çünkü hücrelerimizi harfi
>harfine değiştiriyoruz ve yeni varlıklara dönüşüyoruz.
>Yeni bir bebek gibi, çok daha fazla dinlenme ve uykuya ihtiyaç
>duyabilirsiniz.
>
>
>Zihinsel karışıklıklar ve sıradan işlere yoğunlaşmada güçlükler daha
>geniş bir şeye programlandığımızdan dolayı oluşabilir.
>Vücudunuzda belli bir sebebi olmayan ağrı ve sızılar sıklaşabilir.
>Bazı insanlar kendileri tüm bu değişimlerden geçerken
>çıldırmaya başladıkları fikrine kapılıyorlar. Ve modern bulguları
>tıp kurumlarına giderek Prozac gibi ilaçlarla söz konusu
>semptomları yok ettirilmeye çalışılıyorlar; çünkü ortada görünen fiziksel
>bir sebep yok ve bu yüzden mental bir ruhsal çöküntü ve
>problem olduğu teşhisine varılıyor. Oysa gerçek böyle değil. Klasik
>tıpla uğraşan doktorlar için de bu durum zor çünkü insanın
>enerji bedeni hakkında, tüm o sistem hakkında hiçbir bilgiye sahip
>değiller. Tek tanıdıkları sistemin tek bir parçası olan
>fiziksel beden.
>
>
>Çakralar hormonal sistemimizle bağlantılı oldukları için, kadınlar hormonal
>değişimlerden geçecekler. Bazı anlar sebebini bilmeden
>ağlayacaklar çünkü ağlamak birçok yararlı hormonun salgılanmasına yol
>açıyor. Birçok kadın menapoza daha erken yaşlarda giriyorlar
>çünkü tür olarak gelişimimizde hızla değişiyoruz.
>
>
>Erkekler önceleri çok enerjik ve canlı olmaya alışmışken
>karşılaştıkları bu yorgunluk ile huzursuzlaşabilirler. Sezgisel taraf
>olan feminen, şefkat yönlerinin dışarı çıktığını hissedebilirler. Son
>20-30 yılda sayıları artan duygusal tedavi yöntemleri yeni
>tedavi tekniklerinin geliştirilmesiyle daha büyük bir hızda artabilirler.
>Çünkü şu anda tür olarak kısa bir dönem içerisinde büyük
>duygusal değişimler gerçekleştiriyoruz. Normal koşullarda söz konusu
>işlerin yapılması evrim düzeyinde belki binlerce yıl
>sürebilirdi.
>
>
>Patrica Resch Siz bu tür değişimleri yoğun olarak yaşayan kişilere nasıl
>davranıyorsunuz?
>
>
>Dr. Berrenda Fox Ben burada hastalıklarla değil bireylerle ilgilenen
>yaklaşımı uyguluyorum. Doktor latincede eğitimci demektir.
>Gerçek bir şifacı olarak en etkili yapılabilecek şey gerekli
>araçlarla bireylere kişisel güçlerini yeniden kazandırmaktan ve
>olanların gerçek olduğunu onlara anlatmaktan geçiyor. Böylece
>iyileşebilir ve bu süreç içinde negative semptomlardan özgürleşme
>yoluyla kurtulabilirler.
>
>
>İlk olarak, geleneksel olarak yapılmayan savunma sistemi(immünoloji)
>testi istiyorum. Bu uzman bir araştırma laboratuvarı
>tarafından yapılan bir kan testi. Bundan sonra hastayı kendim bizzat
>bilgilendiriyorum. Bu hastaya kendi kendini iyileştirebilmesi
>için verilen bir tür değişim haritası. Bu sebeple aslında şifayı veren
>burada ben değilim. Yalnızca DNA değişimleri geçiren ve
>etkilerinden yakınan hastaların bireysel şifa bulma işlemlerindeki
>aracım. Her insanın içinde kan testlerine bakıp kendi
>vücutlarında olup bitenin haritasını görme ve bunu oluşturan sebepleri
>bilinçaltı düzeyinde yok etme gücü var.
>
>
>Gerçek anahtar ise bu insanın kendini iyileştirme sürecinin
>sorumluluğunu üzerine alıp alamayacağı. Kullandığım yöntemler
>geleneksel tıpta henüz yoğun olarak kullanılmaya başlanmamış
>olanlardan bazıları. Bunlardan ilki, hormonal sistemin DNA’daki
>değişimleri kabul etmesi için kullandığım Avrupa’da öğrendiğim bir tür
>hormonal bez tedavisi olan Organoterapi.
>
>
>Ayrıca, enerjetik bedenin üzerinde çalışmak için homeopati, vitamin,
>şifalı ot ve de soğuk lazer terapisi kulanıyorum. Terapiler
>tamamen hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre belirleniyor.
>Yaptıklarımın çoğuna kendilerine eski kız ve erkek kardeşler
>denebilecek ruhsal atalarımızdan öğrendim. Bunların çoğu diğer güneş
>sistemlerindeki gezegenlerden bu gezegene şimdiki değişim
>sürecinde yardım etmek için enkarne olmuş varlıklar.
>
>
>Patrica Resch: Yaptığınız işteki gelişimsel süreci nasıl
>değerlendiriyorsunuz?
>
>
>Dr. Berrenda Fox İşime bir köprü veya bir halden diğerine geçiş olarak
>bakıyorum. Hem bilimsel hem de artistik. Şifalandırma bir
>sanat olduğu kadar bir bilimdir de. Tüm yaşamım boyunca insanları
>iyileştirmek için çalışacağımı sanmıyorum çünkü inanıyorum ki
>DNA’mızda değişimlerin tamamlanmasıyla hastalıklar ileride ortadan
>kalkacaklar. Bizler bilinçli varlıklar olarak tüm hastalık ve
>acıları önleyebileceğiz.
>
>
>Çeviri: Baran Yavuzer ÜÇÜNCÜGÖZ DERGİSİ
>
>
>RÖPORTAJ : Dr. Berrenda Fox
>
Do You Yahoo!?
Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around
http://mail.yahoo.com
Received on Mon May 2 23:47:14 2005