|
|
Re: [indigoturkiye] Re: indigomu-hastami
From: Mukaddes <ozturkmukaddes_at_....>
Date: Sat 16 Jul 2005 - 13:25:23 EEST
Ya gel dedi bana ya kendine git
MUKADDES
tayfur sahin <tayfur003@yahoo.com> wrote:Sevgili Mukaddes, söylediklerine katiliyorum. Ama inanamiyorum. Biz bu gerçegi asla bulamicaz. Yolunu bulacaz ama kazicaklar. Izin vermiyecekler... Küçüklügümden beri aradim ve bekledim. Oynayan taslari yerine otutturmaya calistim dislandim. Sevgiyle yaklastim, ezildim. Kendi basima hareket ettim, ve engllendim. Gercegi bulsam bile gösteremedim. Cünkü kimsenin isine gelmiyor. Herkez saf ve aptal diyor... Unv. okuyourm ve Bir tek arkadasim bile yok! Lisedeykende boyledi, ilkokuldaykende böyleydi, cocukkende böyleydi. Artik bir insanla tanistigimda son günlerimi yasadigimin farkindayim. Cünkü beni taniyacak ve kacacak :)! Evet en iyisi teslim olmak ama hayata ve gidisata! O zaman insanlar arasinda bir yer edine biliriz...! Mukaddes Öztürk <ozturkmukaddes@yahoo.com> wrote: Sevgili Mert seni o kadar iyi anlıyorum ki , bu duygular bana çok tanıdık geliyor.Hep GERÇEKi bulma isteğini o kadar yoğun hissediyorsun ki bazen yörüngenden çıkıyor kayboluyorsun .Ben senin insanları çok sevdiğinden o kadar eminim ki...Senin huzursuzluğunun ,kendini yalnız hissetmenin altında yatan sebep aslında bir an önce .aceleci bir şekilde dünyaya insanlara yardım etme isteği ve de en önemlisi de misyonunu gerçekleştirmek için duyduğun o itici gücü dengeleyememen.Bir kere sorun nerede başlıyor biliyor musun.Kendini bu dünyaya ait hissetmemende.Tamam ilk önce bunun böyle olması gerekiyordu.Çünkü hayatı aslında kim olduğumuzu sorgulamaya buradan başlanması gerekiyordu.İşte bunu anladıktan sonrasırada teslimiyet gelmeli.ÇÜNKÜ HERŞEY O KADAR MÜKEMMEL İŞLİYOR Kİ gelişimin için bu dünyada olman gerekiyordu.Kutsal kitaplardan birinde der ki ''Biz onların gözlerini kapattık.'' Bir defasında ,denizde bir boğulma deneyimi yaşadım.Dikkat edersen tehlikesi demiyorum. Okadar öğretici idi ki ben ondan sonra teslim olmayı ve sürece güvenmem gerektiğini öğrendim.Hepimiz ,bir toz rerreciği bile buraya ait.Burada olması gerektiği için burada.ben o boğulma anında artık birşey yapamayacağımı,gitmem gerekiyorsa zaten gideceğimi kabullendim .Yüzme de bilmiyordum üstelik.Bir de baktım suyun yüzeyindeyim sırtüstü. Ben de kendimi bu dünyaya ait hissetmiyordum.SABIRSIZDIM.Bir anda herşeyi anlamak , gerçeği hemen o an bilmek istiyordum.Yoksa gitmeliydim ne işim vardı benim burada... Sonra anladım ki ben gerçei hemen o an bilseydim buna dayanabilir miydim.Musa ''Tanrım bana kendini göster.''dediğinde Tanrı O'na ''Eğer bu dağ yerinde kalırsa sen beni göreceksin.'' dedi.Biz mükemmel bir şekilde korunuyoruz sonsuz şevkatle. Senin sorularının yanıtını senden başka hiç kimse veremez.Yalnız ÇOK UYANIK olmamız gerekiyor.Eksiklerimizi tamamlama fırsatı , armağanı verilmiş bize.İşte bu yüzden bu dünyadayız.Ama bilmek istediğin gerçeğe ulaşacaksın mutlaka.Ama SABRETMESİNİ ve BİLGECE TESLİM OLMAYI öğrendikten sonra.Buna niyet ederek başlayabilirsin, ne dersin? Bence senin kendin ailen insanlık ve dünya ana için yapacağın çok güzel şeyler var ve sein kendini hatırlamanı büyük bir sabırla bekliyorlar.Ben bunu hissediyorum.SEVGİLER.......
Mukaddes
mert başaran <geniuneofeternity@yahoo.com> wrote: Hastaneye yatmamın sebebi intihar girişimlerim saldırganlığım çok fazla para harcamam çok fazla kavga etmem vs , onayım alındı Çok duyarlı ve işbirliğine açık olmamın sebebi hastalığı çok iyi tanımamdan kaynaklanıyor hangi dürtüm neden harekete geçiyor nedenlerini çok iyi öğrenmiş bulunuyorum Artık ilaç kullanmıyorum Fevri olduğumu düşünmüyorum,tepkilerimi tepkisellik olarak hiç bir zaman adlandırmadım insanların gerçekleri görmelerini engelliyen o yüksek egolarını ezmek ve böylece göstermek onlara benim doğamda var ama bundan haz aldığımı söyliyemem geneldede o kişiye karşı hemen bir özrüm ya da yumuşakbaşlı bir davranışım olur Benim için gerçekten problem şu: Ben bu hayatta olmayı seçmedim,ama buradayım ve hayat benden bir şekilde herşeyi anlamlandırmamı bekliyor oysa ki varoluluşun ta kendisi bir anlamsızlık gibi görünüyor.Sanki olunması gereken yer burası değil,şu an ki varoluşumun gerçek olmadığından çok eminim ve bu eminlik ,insanların kanıksadıkları sahiplendikleri hiç gitmeyeceklerine inandıkları bu dünyada benimle olmaları bana çok batıyor ve yalnızlığım başlıyor yalnızlığımda bana sahte olduğundan emin olduğum kendi varlığımdan başka bir şey gösteremeyince aslında kim ,ne olduğumu bilememek ,kimliksiz kalmak bana herşeyi yapma özgürlüğü ve kuralsızlık veriyor böyle olunca da toplumla çatışıyorum.Anlamsızlık içinde anlam aramak benim mahvediyor kısacası ,baktığım her yüz annem babam bile bazen bana çok yabancı.. Hastaneden önce kendimin haklılığına inanıyordum ama vicdani baskılar beni kesiyordu.Hastane benim halimin aslında her insanda olması gereken hal olduğunu bana kesin olarak ispatladı.İnsanların tek yaptıkları kendilerini çalışmakla,aşkla,eğlenceyle çoluk çocuk derdiyle ve kendilerine ürettikleri saçma sapan sorunlarla uyutmak. Merak etmeyin ben bütün insanları seviyorum,nefret dolu falan değilim daha doğrusu insanlarla bir problemim yok,onları sadece kendi varlığımı test etmek için kullanıyordum ve anladım ki ben zaten gerçek olanı bulma isteğiyle yaratılmışım ve kendimi uyutmayı beceremiyorum ve kendimden başka kimseye aslında ihtiyacım yok. Siz borderline mısınız?Bu konuyla ilgilisiniz sanırım ?Eğer öyleyseniz ya da tanıdığınız varsa bilgi almak isterim. selma izer <selma_izer@yahoo.co.uk> wrote: mert hastaneye neden yatmistin? senin onayin alinmis miydi? antipsikotikler, antidepresanlar, uyusturucu, alkol sana yaramaz. daha kotu etki yapar. bunlari aldiktan sonra daha da saldirgan tepkiler verebilirsin. tam anlamiyla borderline gibi davranirsin. bazilarinda bilincin bulanir, genelde uzerinde yarattigi bitkinlik katlanilmaz hale gelir. bunlarin etkilerinden kurtulmak icin savasirsin. yiyecekler, spor da ilactir. ilac gibi duzenli, bedeninin ihtiyacina gore hesaplanip, gunluk hayatina yer verilebilinir. baska ilaclar var aslinda, bazilarinin hayatini degistiren. fevriliginden olsa gerek cesaret edemiyorlar sana vermeye. bilmiyor da olabilirler. literaturde fazla secenek yok borderline'lar icin. cok duyarli, isbirligine acik davraniyorsun. senin korktugun kadar sinirlari zorlayacagini sanmiyorum. cevren bunu goremiyor mu? seni zaptetmek icin verdikleri o ilaclar, seni hayattan, yasamdan ali koyuyor. bunu anlayamiyorlar mi? ailen en azindan? bos yere vicdan azabi cekiyorsun. . sana surekli yanlis yaptigini, hasta oldugunu hatirlatiyor olmali. bence once bundan kurtulman gerek. doktorla konusmana gelince, sen de fark etmissin.. bosuna yapilmis konusma.. ikinci cumlede kestirip atabilirdin. aslinda senden tam dinleyemedik, problemin tam olarak nedir? nasil yasamak, varolmak istiyorsun? doktorlarunun teshisleri; ailenin evhamlarinin disinda, senin icin gercekten problem olan nedir? hastaneden sonraki bir senen nasil gecti? idare etmeye, kabullenmeye, olanlari unutmaya mi calisiyorsun? Duygu hdgksj <trmk321@yahoo.fr> wrote: sizi kutlarım. Bildiğim kadarıyla zaten dünyanın genelinde yani ileri ülkelerde ilaçla tedavi psikiatrinin son aşamasıdır. yani en son çare olarak ilaca başvurulur. Ancak en azından Türkiye'de bildiğim şu: Sanırım ülkede ki psikiatristlerin yetersizliklerinden kaynaklı olarak ilk olarak ilaç dayıyorlar insana. Doktor başından savmaya bakıyor. Oysaki bana kalsa bir psikiatrist ya da bir psikoloğa gitmenin birinci sebeplerindendir insanın kendi ile doğru bir biçimde ilgilenme çabası. yani oraya aslında kendinizle ilgilenmek ama doğru olarak ilgilenilmek için gidersiniz. Ele alınmak için...yani birileri elinde mumlarla beyninizde bir süre gezinsinde siz de görmekte zorlandığınız noktaları görebilesiniz diye. EE gittiğiniz doktorda sizi başından savarsa.... Üniversitedeyken bir dolu arkadaşım çok çabuk kurtulabilecekleri sorunları varken saçma sapan tanılarla ilaç bağımlısı oldular aptal işi bilmez ve tembel psikiatristler yüzünden.Oysa ki tek istekleri işe yarar, değerli ve aslında "onlar olmazsa olmaz" bir dünyada yaşadığımızı bilmek ve sevildiklerini hissetmekti. Bir kere ben de gitmiştim. Daha ilk görüşmede ilaç vermeye kalkınca (daha beni dinlememişti bile) "siz hayatımda tanıdığım en güvenilmez ve duyarsız insanlardansınız" diyerek kaçtım adamın yanından. Valla iyi ki ilaçlar var....Yoksa Türkiye'de ne işe yarayacaktı bu psikiyatristler anlamadım ben... TRMK321 mert başaran <geniuneofeternity@yahoo.com> a écrit : Ben de bir şey ekliyeyim ki durum çok net bir biçimde ortaya çıksın.Doktorla olan diyaloğumdan yaklaşık ifadelerle bir kesit; Dok:Senin ilaç kullanmaya ihtiyacın olduğunu düşünüyorum. Ben:Nasıl vardınız bu kanıya? Dok:Beyin kimyasıyla ilgili bir sorun bu tamamen patolojik beyninde bulunan nörotransmitterler de ya azalma ya da artış var seratonin dopamin gibi maddeler bunlar. Ben:Bu maddeler kanımda bulunuyor mu? Dok:Hayır Ben:Peki siz beynimdeki azalma ya da artışı nasıl ölçüyorsunuz? Dok:Ne yazık ki bunu ölçemiyoruz.Ama senin çok sinirli oluşun ve bazı dürtülerini kontrol edemeyişin bize bu konuda kesine yakın bir eminlik veriyor. Ben:Bir çok insan çok sinirlidir bu beni hasta yapmaya yeter mi? Dok:tedavi sürecinde ve daha sonraki psikoterapilerden aldığımız sonuçlarda mood değişkenliği ,çoklu kişilik bozuklukları ve benim kanımca bipolar süreci kökenli zihinsel karışıklıklar olduğunu gösteriyor. Ben:Ve siz ilacın herşeyi yoluna sokacağını söylüyorsunuz? Dok:Böyle bir garanti yok ama çok etkin olacağını umuyoruz. Ben:İlaç almadan iyileşmezmiyim? Dok:Ne yazık ki bu asla mümkün değil Ben:peki kendisine plasebo verilenler nasıl iyileş,yor ve aynı zamanda gerçek ilacı kullananlardan daha yüksek bir yüzde ile iyileşiyorlar Dok:Ama onlarda mutlaka bir şey alıyorlar Ben:İçi boş kapsül içiyorlar Dok:içiyorlar işte gördüğün gibi birşey Ben:Peki ben ilacı içtiğimde oluşan etkiyi kendi zihinsel ya da ruhsal çabamla elde edemezmiyim?Adamlar plastik içip iyileşiyorlarsa bu da mümkündür diye düşünüyorum? Dok:Bu mümkün değil Ben:Neden ? zaten bozulmuş olan beyin kimyamın bozulma sebebi benim yaşadığım olaylar onlara yüklediğim anlamlar vs değil mi?Eğer öyleyse bu zihinsel bir sürecin sonucu; bu durumda tam aksi bir durumun oluşması da bir zihinsel süreçle mümkün olamaz mı? Dok:genetik faktörler de var ve ayrıca öyle olacak olsaydı bizler bunca sene tıp eğitimi almazdık değil mi?İnsanın beynindeki madde dağılımındaki bozulmaları ilaçlar dengeler? Ben:Genetik olarak gelen bir etkiye nasıl hastalık deniyor bunu anlamak çok zor bu benim yaratılış biçimim sizi yaratan doğa yoksa hatalar mı yapıyor? Dok:Bak biz sana yardım etmek istiyoruz ama seçim senindir Ben:Ben de tüm samimiyetimle size yardım etmek istiyorum sanırım aynı rolü ikimizde üstlendik.Siz bana yardım etmek istemiyorsunuz sadece kendinize yardım etmek istiyorsunuz.Benim hasta ve sizinde sağlıklı görünür konumda olmanız size görece üstünlük veriyor ve siz bu üstünlüğünüzün görüntüsünü sana yardım etmek istiyorum gibi vicdani yüksekliği bulunan bir görüntüyle tekrar yansıtıyorsunuz.Şimdi evinize gidecek ve çocuğunuz sorunları ölmek üzere olan annenizin hastalığı ve eşinizin sizden uzaklaşıyor oluşunu seyretmenin verdiği hastalıklı halinizi burada beni tedavi etmek istediğinizi söyleyerek tedavi edeceksiniz. zaten herkez sadece kendine yardım etmek istiyor kimse kesinlikle ve kesinlikle karşısındaki insana gerçekten ulaşamaz konuştuğunuz ve sana yardım etmek istiyorum dediğiniz kendinizsiniz. Dok:Olabilir söylediklerinde doğruluk payı olan şeylerde var.neyse çok vaktim yok zaten bekleyen hastalarım da var son olarak tedavi olmak istersen biz sana her zaman yardım etmek istiyoruz. Ben:Bipolar olduğumu nasıl anladınız neden borderline değil? Dok:Öyle olduğunu düşünüyorum Ben:deliliniz yok mu? Dok:Çok sinirlisin Ben:Borderlinelarda çok öfkelidir Dok:Uçlarda süren bir duygu durum halin var Ben:Borderlinelarda çok değişken duygu hallerinde olabiliyorlar Dok:Doğru ama benim genel kanım bipolar. Ben:Tedavi süreci nedir? Dok:İlaç +psikologla görüşme Ben:Yani anket doldurucam Dok:Evet ama onlar çok önemli referans Ben:O anketlerdekileri okumaya zor tahammül ediyorum hoşuma giden seçeneği işaretliyorum hatta bazen şekil çıkacak şekilde işaretlemeler yapıyorum böyle mi anlıcaksınız hastalığımı? Dok:Seçim senin Ben:Ben hastayım ya size göre,seçimlerimi nasıl referans kabul ediyorsunuz? Dok:Ben söyliyeceğimi söyledim Ben:Peki ben tedavi istemiyorum beni dinlediğiniz için teşekkürler umarım sizde hastalıklarınızdan kurtulursunuz ne yazık ki pskiyatri hastalıklı bir halde ve bir çok eğitimsiz,taşralı insan hastanlerden verilen ilaçları kullanıyorlar ve hatta bazılarının durumunu gözlerimle gördüm ilaç onun için su gibi olmuş almayınca kötü olacağından o kadar korkuyor ki..Ben çok açık ve net biçimde ilacın kendimiz olduğunu iddia ediyorum.Elbette çok ağır vakalar için gerekebilir ama çok ciddi bir durum yoksa ilaç sadece somut bir etkinin göstergesi gibi yani sanki onu içmek sizi iyileştiren şeyin varlığından kesin emin olmanızı sağlayan biriyle konuşma hissini elde etmek gibi ama bu hissi elde etmek için aslında ilaç gerekmiyor... Mehmet Karaarslan <indigoturks@gmail.com> wrote: Kutlarım. Sizce cevap yazdığım son mailde ifade etmeye çalışmıştım. Mailimi okumayanlar için tekrarlamakta yarar görüyorum: Psikiyatride ilaç satışı için her şeyin hastalığı icat edilir durumda. Nefes alsanız, "siz nefes alma sendromuna yakalanmışsınız, alın şu ilacı kullanın da bir daha nefes almayın" diyecekler neredeyse. Bu durumda ciddi toplumsal bir sorun sözkonusu.Amacım ilaçla tedavi yöntemlerine sırt çevirmek değil. Amacım, kullandığımız ilacı niye kullanıyoruz bunun farkındalığını sağlamak. Tıpta okuyan bir arkadaşım söylemişti, tıp eğitiminde ilk derste söylenilen en önemli şey: "İlaç zehirdir". Türkiye'de, gazetelerde köşe yazarlığına da soyunan bazı ünlü psikiyatristler bizim gibilerin ilaç kullanımını kötüleyerek bilime sırt çevirdiğimiz konusunda eleştiriyorlar. Hayır. Yapılan şey ilaçların kötülenmesi değil, yerli yersiz ilaç kullanımına karşı bilinçli olmak. ABD'de birçok profesör, Hiperaktivite'de Ritalin kullanımını tasvip etmiyor. İlaç sektörü doktorlar sayesinde para kazanıyor. Ben bunu şuna benzetiyorum: Işınlanmanın henüz icat edilmeyişinin sebebi petrol fiyatlarını tamamen düşürüceği endişesidir. :)) Sevgiler. Mehmet
Selma hanım ben 82 doğumluyum.Ben klinik tedavi boyunca hasta olduğuma inanmıştım.Ve hastanede kaldığım uzun sürenin sonunda karşıma oturmuş doktorların yaklaşım biçimlerinin çok eksik olduğunu anladım ve hasta olanın ben olmadığıma inanmayı tercih ettim.Ben bir borderlinesam yaşam biçimim budur ya da bipolarsa ya da hiperakifsem ve dikkat bozukluğum varsa bunları benim kabul ediyorum Mesela dikkat bozukluğum var gerçekten.Ama artık nedenini biliyorum.Doktorla konuşurken sürekli söyliyeceğim şeyleri unutuyordum sonra doktor bak gördüğün gibi çok açık bir dikkat bozukluğun var dedi ben evet olabilir derken bir yandan bu durumun nedenini düşünüyordum ve anladım ki dikkat bozukluğu ya da eksikliği yok aksine fazlası var o konuşurken her sözü her hareketini odadaki her değişikliği her nesneyi onun konuşmasıyla beraber algılyor ve hepsiyle ilgili elimde olmadan düşünce üretiyordum böyle olunca da doktora söyliyeceğim şey diğer algıladıklarımı anlamlandırmak isteyince anlamını yitiriyor ve ben söyliyeceğimi unutmuş gibi görünüyordum. Çok fazla sorguladım hasta olduğuma da çok inandım ama artık herkezin hasta olduğunu ve nasıl ki ilkel dürtüler bastırılınca sağlıklı insan görüntüsü çiziliyor öyle de bir yığın insanın bilinçaltı itişleri ve superegosal yaptırımları kabullenişleri (ki buna olgunlaşmak da diyorlar) ile sağlıklı insan görüntüsü çizdiklerinden çok eminim.Ama bence onlar daha da hasta çünkü kendilerini sağlıklı sanıyorlar ve onların böyle sanmaları içinde kendileri gibi 100 binlerce onlara delil olacak insan var. Ben hasta değilim ben farklıyım farklı olmakla bir derdim yok ama hastayım demeye bunu yeğliyorum.Belki de psikiyatriyi yeniden yapılandırırım tabi yeterince makul ve anlamlı gelirse.Anlam izafi değildir bence.
selma izer <selma_izer@yahoo.co.uk> wrote:
mert
klinik gecmisim var demistin, bir senedir bambaska meselelerle ugrasiyor olmalisin..
yaniliyor muyum?
mert başaran <geniuneofeternity@yahoo.com> wrote: evet gittim kendisiyle 30 dk lık felsefi bir sohbet ettik öncelikle doktorumun insan olarak çok fazla eksikleri var kendisini doğanın var ettiğine inanıyor ,benim inancımca bir insanın beni doğa yarattı demesi olayları derinlemesine irdeleme yetkinliği olmadığını açık bir şekilde gösterir elbette sadece bunu da referans almıyorum kendisinin hayatla ilgili genel geçer tanımları var ve bunlarla hayatta ayakta kalmayı başarabiliyor bu tür bir zihin zaten terapi anlamında bana yardımcı olamaz. Zaten kendisi de terapi değil sadece ilaç kullanmamı istiyor risperdal adında bir ilaç var ki kabusum istemiyorum adını bile duymak. ısrarla kullanmamın fayda getirteceğini söylüyor işin kötü tarafı kız arkadaşşım annem ve babamda bunu istiyorlar.Tabi onların bu hali benim kararımı son noktada etkileyemez ancak vicdani rahatsızlık veriyor.Terapinin sonucunda ben doktora sizin yardıma ihtiyacınız var tedavi görmek istemiyorum dedim işte durum bu farkındayım tepkisel görünen bir cevap ya da bir şeyleri ispatlamak istercesine falan... ama değil bu benim gerçeğim dediğiN gibi benim için en iyisini ben bilirim ama insan kendisinin insan olduğunu bilmeseydi belkide sokakta çıplak gezerdi onun davranışlarını ben insanım tanımı çoğu zaman kısıtlar ya işte ben de ne olduğumu bilmediğim sürece gerçekten hoş olmayan sonuçlara varırım diye korkuyorum
selma izer <selma_izer@yahoo.co.uk> wrote:
sevgili mert,
kendin icin en iyi olani sadece sen bilebilirsin.
her sey hayirlisi.
Mehmet Karaarslan <indigoturks@yahoo.com> wrote:
Kesinlikle İndigo!...
Amacım ilaçla tedavi yöntemlerine sırt çevirmek değil. Amacım, kullandığımız ilacı niye kullanıyoruz bunun farkındalığını sağlamak. Bir sorununuz varsa kendinizi içkiye vurursunuz. Bu sorunu kafada bitirme ve çözme yöntemi değildir. Yalnızca sizi uyuşturur ve geçici rahatlama sağlar. Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği sendromu dedikleri, -bizim indigo davranış biçimleri olarak tanımladıklarımızuyuşturucu ilaçlara gereksinimi olan bir şey değildir. Kaldı ki Ritalin kullanımı ABD'de de yasaklanmıştır. Geçen sene T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan bir uygulamayla ilköğretim okullarında hiperaktif olan çocukların teşhisine ve ritalin kullanımına başlanacaktı. Hareket eden kıpırdayan, yerinde duramayan çocuklara uyuşturucu verildiğini bir düşünün. Kıpırdamayan, hareket etmeyen çocuk var mıdır? Neyse ki bu uygulama rafa kaldırıldı ve uygulanmadı. Böyle bir şey olsaydı, yeni bilinçteki birçok çocuk ilaçlarla uyuşturulacaklar ve pasifleştirileceklerdi. Dolasıyla, İnsanlık ve Yeni Dünya için son derece önemli olan amaçlarını yerine getiremeyeceklerdi. Şidmi İndigo konusuna gelelim. Önceden de gruptaki paylaşımlarımda belirttiğim gibi, indigo'nun genel geçer davranış kalıpları yok. İndigo'nun bir bilinç olduğunu biliyoruz. Üstün zekalı birinin indigo olabildiği gibi, hiperaktif tanısı konulan yerinde duramayan biri de, sakin ve uyumlu biri de pekala İndigo olabilir. O titreşimleri içinizde hissedersiniz. Diğer yaşıtlarınızdan "farklı" olduğunuzu hissedersiniz. Çünkü enerji titreşimleriniz diğerlerinden daha yüksektir. Bu da İndigo olduğunuza işarettir. Bir İndigo, yetişkin çağına geldiğinde genelde şuna benzer sorular sormaya başlar: "Bu dünyanın gidişatı için bir şeyler yapmam lazım. İşleyişi değiştirmem lazım. Artık hizmet etmeyen eski inanç sistemlerini değiştirmem lazım. Dünyada barış istiyorum! Savaşı ortadan kaldırmak istiyorum. Birlikte hareket edelim! Özgürce yaşamak istiyorum. Sınırsız ilerlemek istiyorum." Burada siz İndigosunuz demek, empoze olarak görülebilir. Bu yüzden İndigo kavramının ne olduğunu araştırıp kendinizin İndigo olup olmadığınıza karar verebilirsiniz. İndigo adına sahip olup olmamak önemsiz bir şey. Burada İndigo adını kullanmamızın sebebi, farklı düşüncelere ve ideolojilere sahip hepimizin ortak bir paydada buluşma istediğimizdir. İndigo bilincindeki önderlerin toplandığı bu platform İndigo Türkiye. Gelecekte de daha fazla bilince ulaşıp Dünyayı bir cennet haline getirmek ve birlik bilincine ulaşmak ortak amacımız. Sevgiyle selamlıyorum. mehmet
2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE Yahoo! Messenger NEW - crystal clear PC to PC calling worldwide with voicemail 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE How much free photo storage do you get? Store your holiday snaps for FREE with Yahoo! Photos. Get Yahoo! Photos 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE Sell on Yahoo! Auctions - No fees. Bid on great items. 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE Sell on Yahoo! Auctions - No fees. Bid on great items. 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE Appel audio GRATUIT partout dans le monde avec le nouveau Yahoo! Messenger Téléchargez le ici ! 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE How much free photo storage do you get? Store your holiday snaps for FREE with Yahoo! Photos. Get Yahoo! Photos 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com Do you Yahoo!? Yahoo! Mail - You care about security. So do we. 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE YAHOO! GROUPS LINKS Visit your group "indigoturkiye" on the web. To unsubscribe from this group, send an email to: indigoturkiye-unsubscribe@yahoogroups.com Your use of Yahoo! Groups is subject to the Yahoo! Terms of Service. Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com Received on Sat Jul 16 13:25:53 2005 Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. Only the sender of this message is responsible for its content. E-Kaynak.net is not affiliated with the sender of this message nor responsible for the content. |