|
|
[indigoturkiye] Farkındalık Hali ya da Merak
From: bhagavad gita <bhagavadgitha_at_....>
Date: Tue 21 Jun 2005 - 10:33:32 EEST
Farkında/lık (awareness) dediğimiz şey çok önemli süreçlerin içinden geçerek ortaya çıkan bir ilhamdır. En önemli besin kaynağı bilgidir. Bilgi, dediğimiz şey de zihinde süreç içinde oluşan birikimdir. Akıl ise zihne sürekli sorular soran bir “merak†fenomenidir. Merak kelimesi için kısa yoldan bir kaç araştırma yapalım. Türk Dil Kurumu’nun internet sitesindeki Güncel Sözlük şöylesi tanımlar getirmiş:
merak
1 . Bir şeyi anlamak veya öğrenmek için duyulan istek:
"Ona bu merak nereden, nasıl, niçin, ne zaman illet olmuştur diye az kafa yormadım."- H. Taner. 2 . Bir şeyi edinmek, yapmak, bir şeyle uğraşmak isteği:
"Öteden beri güzel giyinmeye, güzel konuşmaya merakım vardır."- R. N. Güntekin. 3 . Düşkünlük, heves. 4 . Kaygı, tasa. Hepimizin kolaylıkla anlayabildiğimiz bu kelimenin özünde “eksiklik†duygusu vardır. Zayıflık, kaygı, korku; tam olamamak, bilmemekten kaynaklanan öğrenme arzusu; tatminsizlik; burada bir başka kelimeyi de yerleştirebiliriz, şehvet; egonun güçlendirilmesi... Aslında bu treni uzatmak mümkün. Bilimsel merakın, medeniyet gelişiminin itici gücü olduğu söylenir. İnsanoğlu hep soru sormuş, hep en alengirli işlere yönelmiş olduğunu biliriz. İçinde bir yerlerde onu sürekli iğneleğen; hani, rahat battı mı, türünden duyguyla birlikte yaşar. Evet, bu insan aklının sonsuz gelişiminin önünü açmıştır. Akıl çoğu zaman maddi olanın önüne geçen ütopyaları da kurgulamıştır. Ütopyalar da günü geldiğinde gerçeklik haline gelmiştir. Çağımız, maddi kullanım olanaklarının en üst seviyede olduğu, refahın, layığıyla yaşanabileceği bir zaman haline gelmiştir. İletişimdeki hız, giderek düşünme hızına yetişmek üzeredir. Bütün bunlar güzeldir. Her şey insan içinse; cennet eğer varsa, insana aitse, eşyanın tabiyatı ile uyumlu gitmektedir, süreç. Bilgi, bizim üst üste koyarak, düzenli bir yapı haline getirdiğimiz, en kıymetli birikimimizdir. Çevremizde nereye bakıyorsak ve orada ne görüyorsak, bilginin ürünüdür. İnsan, biriktirebilen, biriktirdiğini de miras olarak sonraki kuşaklara devreden bir varlıktır. Diğer canlılardan onu ayırt eden en temel özelliği işte bu miras kültürüdür. Yoksa, her bebek, sınırlı yaşamını, tekrar tekrar yeniden üretmek zorunda kalacaktı. Zihin bunun önüne geçen; bir kütüphanedir. Tabii buradaki devreden miras bilgisinin, bize işaret etmesi gereken bir başka gerçekliği vardır; ona da geleceğiz. (Miras kültürünün reenkarnasyon bilgisi içinde çok önemli bir yer tuttuğuna "inanıyorum." Daha sonra bunun üzerinde yazacağım.) Zinciri, keyfi olarak bir yerden başlattığımızda; aklın merak ettiğini, merakın düşünmeye zorladığını, düşüncenin, zihinde yeni bir fikir haline geldiğini, aklın bunu disiplin altına almaya çalıştığını ve zihne gönderdiğini ve tekrar terkar, yeni birikimle, yeni yeni meraklara yol açtığını söyleyebiliriz. "Zihin" biriktirmeye doyamamakta, "akıl" da merak etmeye... Merakın bir zayıflık olduğunu söylemiştik. Oysa; en arkaik dönmelerimizde dahi ürettiğimiz Tanrı fikrinin, ona yüklediğimiz olağanüstü bilgeliğin ve yüceliğin içinde, her şeyi bilen bir Varoluş olarak, O’nun merak etmediğini biliriz. Çünkü her şeyiyle Tam ve Yaratan bir Varlık’tır söz konusu olan. Ben, İnsan varlığım içinde o kadar aciz ve zavallıyım ki; bunu düzeltmek için neler yapabileceğimin sorgusu içine girerim. Önüme bir mükemmelik şablonu koyar, ona ulaşmaya çabalarım. Bu durumda merak etmeme hali, bir mükemmel olma durumudur; kimyadaki Soygaz halidir. Soygazlar (elementlerin tam olma hali), evrende tam halde var olan, hiç bir kimyasal bileşik, karışım yapmayan, reaksiyona girmeyen elementler olarak bilinir. Kimya bilgilerimizi tazelersek de; diğer tüm elementlerin, kendilerini soygazlara benzetmek ve eksikliklerini gidermek için kimyasal tepkimelere, birlikteliklere girerler. Bu anlamda soygazlar hariç bildiğimiz hiç bir element doğada “saf†haliyle bulunmaz. Merakı tetikleyen akıldır. Akıl ise subjektiftir. Subjektiflik, yani öznellik de doğal olarak kişinin kendisinden kaynaklanır, bilgiyle beslenir. Aklın pozisyonu ve derecesine göre kişinin çeşitli beden seviyelerinde olduğuna ilişkin öğretiler vardır. Örneğin çok yaygın olarak söylenen; bir insanın yedi bedeni olacağı; son beden ki, ulaşılması neredeyse imkansız olan “nirvana†aşaması denilen; bir hiçlik deneyimidir. Kişinin her türlü ihtiyaç ve arzudan kurtularak, düşünmedi, hissetmediği; sadece Varoluşla Bir’lik yaşadığı bir An olarak formüle edilir. O an kişi merak etmez. Artık Ol’muştur. Nirvana bir tepe noktasıdır. Kabala’daki Taç – Keter’e benzer. Tanımlanması asla mümkün değildir. Tanımlansa; zaten anlamını yitirir. O pozisyonu destekleyen alt’taki tüm yapı unsurları, kişiyi üstte tutmaya yarar. Bu durumda, o kişinin, öznenin; alttaki diğer bedenleri, süreçleri, yapıları tanımış, bilmiş; belki deneyimlemiş; farkına varmış olması gerekir. Bu da bir merak sürecidir. En üst noktada artık tam olmayı ve düşünmemeyi, hissetmemeyi, her türlü şeyden özgür olmayı deneyimliyorsam; orada duyu organlarıma hitap eden maddi varoluşların da artık olmaması gerekir. Ya da tersi, aşağıya indikçe; fazlasıyla maddi olanı hissetmeliyim. Hatta bunun en altında belki de kirlenmiş, maddenin en aşağı düzeyindeki unsurlar da olmalı. Buna bağlı olarak maddi olanın bana verdiği; içsel kirlenmeyi de yaşıyor olabilirim. O kirliliğin içinde kaldığım sürece ve bir üst noktayı çıkmayı deneyimleme ihtiyacı hissetmediğim sürece, en üst yere gidecek yolculuk için içimde hiç bir “merak†duygusu yok demektir. Bununla birlikte bu da bir başka merak deneyimini yaşatacaktır; maddi olanın maksimum şekilde yaşanması. Bir kişinin nirvana bölgesinde yaşadığı deneyimin niteliğine bağlı olarak coşkusu ne ise, bunun tam tersindeki maddi zevkin en uçta yaşanması sırasında hissedilen de zıt olarak aynısı olacaktır. Ama nitelik farklıdır. Söz konusu deneyim de birbirine taban tabana zıttır. Fakat, arayış sona ermeyecektir. Kirlenmişlik içinde yaşamak insan (ruh) doğası aykırıdır. Yaşam tecrübesi ve insanlık tarihi; maddi olanın en üst düzeyden deneyimlenmesinin, onu hızlı bir düşüş içine soktuğunun yazılı örnekleriyle doludur. İnsan bedenine en büyük zevki tattıran şehvetin de bir noktadan sonra kişiyi iyice tatminsizleştirdiğini, dejenere ettiğini, tarih göstermese de adına “bilim†dediğimiz şey işaret etmektedir. Kişi, en alt düzeyde “dibe vuruş†kirlenmişliğini yaşadıktan sonra; kendine bir başka soru sorabiliyorsa ve bir basamak yukarı çıkmayı başarabiliyorsa; orada kendini farklı hissetmeye başlayacak; soru soracak, rahatsızlık hissedecek, mutsuzluğunun sebeplerini araştırmak isteyecek; merak edecektir. Farkındalık yolunda bir adım atılmış olunacaktır. “Kabalistik bilgelerin en önemlilerinden biri olan Ba’al Shem Tov (Hasidik öğretinin kurucusu olan Rabbi Yisrael ben Eliezer’e [1698-1760] verilen isimdir.) da artık günümüzde Pratik Kabala’ya gerek kalmadığını öğretir. Ona göre âlem hızla Messianik (Kabala’da Mesihin gelişi kavramı insanlığın dünyada varoluş amacının tam olarak idrak edilmesini simgeler ve tüm yaratıkların en yüksek potansiyellerini icra edecekleri bir barış ve armoni çağını gösterir. Buna göre ilk aşamada, bildiğimiz anlamda bir fiziksel gerçeklik olacaktır. Teknolojik gelişmenin etkileri altında olmakla birlikte Mesihin generasyonu korku, sevgi ya da büyük bir acı ile de olsa T-nrı’yı seçerek bir kutsallık derecesine erişecektir. Dolayısıyla Mesih denen kişi bir generasyonu alacak ve onu yeniden şekillendirecek değildir. Sadece çoktan başlamış olan ruhsal bir bağlılığı yansıtacak ve temsil edecektir.) çağa yaklaşmakta ve yüksek bir potansiyel bilinç seviyesine ulaşmaktadır. Baal Shem Tov’a göre de artık pratik uygulamalara ve mucizelere gerek yoktur. Tov mucizeler yerine, yaşadığımız jenerasyonda var olan saf ve kutsal ruh ve bilinç seviyelerine sahip gerçek erdemlilere kendimizi bağlamak yoluyla, ruhlarımızda var olan enerjinin sonsuz kaynaklarına ulaşabileceğimizi öğretir.†(Kabala – Ahmet Akıncı Dharma Yayınları S.29-30) Çeşitli inanç sistemlerinin kendilerine göre bir gelecek yorumu, beklentisi vardır. Yukarıda yaptığım alıntının da böylesi bir yorumu vardır. Mesih, kurtarıcı Yahudi inancının temelidir. Her şey onun gelmesi için yapılır. Bunun çeşitli fiziki koşulları olduğu gibi; belli bir aydınlanmaya karşılık gelen bilinç ve farkındalık hali de vardır. Yazarın yaptığı yorum gibi, artık bir şekillendirme söz konusu olamaz. Mesih, o farkı yaratmış, yüksek bir düzeye ulaşmış insanlığı alıp götürmek üzere, dünyaya gelecektir. Farkındalık dediğimiz şeye insan neden ihtiyaç duyuyor? Kapalı bir evren modelinden söz etmiştik. Fizikle uğraşan bilim adamları, evrendeki enerjinin sabit olduğundan söz etmekteydiler; yaratılamayacağı ve yok edilemeyeceğini söylüyorlardı. Kapalı bir kabın içindeyiz yani. Enerji, bu kapalı sistemin içinde sürekli hareket ederek, yer değiştiriyordu. Ya da öyle düşünmemiz için yeterince sebep vardır, diyebiliyoruz. Ben sadece bir maddi varoluşsam; tek yönlü bir yaşam içinde olmam gerekir. Ve bu maddi olan ile çevrelenmeli; onun içinde belirlenmelidir. Bir kaç sayfadır açıklamaya çalıştığım şey; maddi olanın dışında, insanı etkileyen, zorlayan başka bir gerçekliğin de olması gerekliliğidir. Düşünmemi sağlayan, bana her şeyden önce can veren; aklımın nedeni olan bir gerçeklik. Ve bu gerçeklik; kapalı evren modelinin içinde sabit; yaratılmamış; yok edilemez de olmalıdır. Ama onun özündeki “düşünebilir†hali, evrenin mükemmel işleyişi ile uyumlu çalışmalı; insan formu içindeki arayışının bir açıklaması yapılabilmelidir. Örneğin, o da “başlangıçta†en saf halinde olmalı, enerjisini tükettikçe, kirlendikçe ve farklı deneyimleri yaşadıkça, düşmeli, sonra da aslına dönme, ilk halini deneyimleme zorunluluğunu yaşamalıdır. Hatta ona enerjinin bir başka (supreme) halidir, diyebiliriz. Bütün manevi arayış içinde olan grupları, cemaatleri, dinleri; buna ortak bir isim vermişler; ruh demişler. Ruh var mıdır yok mudur, yoksa bir bilinç yanılması mıdır, sorularını sormayı hiç bir zaman kesemeyiz. En başında da söylediğimiz gibi, materyalistler için ruh; bilinçatıyla açıklanabilecek kadar, yoktur. Beynin fonksiyonlarını bir fenomen olarak ortaya koyarlar. (Devamı Var) Uzay Do You Yahoo!? Tired of spam? Yahoo! Mail has the best spam protection around http://mail.yahoo.com Received on Tue Jun 21 10:33:38 2005 Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. Diger E-Kaynak Servisleri: Arama Motoru - Son Dakika |