|
|
[BebekveAnne] Seni leylekler getirmedi!
From: <yesim_at_....>
Date: Wed 04 May 2005 - 13:24:15 EEST
Toplumda cinsel yaşamı ayıplayan ve yasaklayan görüşler hakim olduğundan, evde de bu konular pek konuşulmaz. Çoğu aile, yapılan açıklamaların çocuğun merakını daha da artıracağı endişesini taşır ve öğrendiklerini uygulamaya kalkışacağından çekinir. Halbuki yanıtlanmayan sorular, çocuğu daha meraklı ve araştırmacı olmaya iter. Yatak odasına beklenmedik baskınlar yaparak veya anne - babasını banyoda gözetleyerek kendince yanıtlar aramaya çalışır. Arkadaşlarından duyduğu düzeysiz bilgiler yanlış olmakla birlikte korkutucu da olabilir. Bunlara fırsat vermeden cinsellik gibi zor bir konuda çocuğunuza doğru bilgiler vermelisiniz. Ayıp ayıp Çocukların cinsel farklılıklara ilişkin meraklarını gidermeye çalışmaları çok doğal. Bu anlamda kendi cinsiyetinin fonksiyonlarını tanımak ve öğrenmek istemeleri, aslında yemek yemek ve uyumak gibi doğal bir ihtiyaçtır. Çocuğunuz 3 yaşına geldiğinde, soru ve davranışlarıyla cinsel konulara ilgisini belli eder. 2 - 3 yaşındaki oğlumuz, evin içinde çıplak ve pipisiyle oynayıp gezerken "Ayıp, ayıp" diye müdahale edip onu giydiririz. Bu şekilde doğal olarak örtünmek ve gizlenmek gerektiğini öğretiyoruz. Ancak kimi ailelerde bu durumda gösterilen tepki öyle serttir ki, çocuk suçunu birden kavrayamaz ve şaşırır. Kız çocuklarında da durum farklı değil. Hatta kızlar erkek kardeşlerini yıkanırken izler ve kendileriyle karşılaştırırlar. Özellikle erkek çocuklar gibi neden tuvaletlerini ayakta yapamadıklarını sorar ya da denemeye çalışırlar. "Anne büyüyünce benim de pipim olacak değil mi?" diye başlayan sorular "Anne, en önce oğlan doğdum, sonra sünnet oldum, yarası iyileşmedi açık kaldı, ben de kız oldum" inancıyla devam eder. Bu durumda yapacağınız en yanlış şey çocuğunuzu ayıplayıp susturmak olur. Bunun yerine rahat bir tavırla "Kızım sen kız olarak doğdun ve kız olarak hiçbir eksiğin yok. Erkek kardeşin de erkek olarak doğdu, onun da eksiği ya da fazlası yok" demek yeterli olur. Bebekler nereden geliyor? Çocuğunuz 3 yaşından sonra, bebeklerin nereden geldiklerini sormaya başladığında sakin davranmalısınız. Bu yaştakilere, bebeklerin hastaneden getirildiği, çarşıdan alındığı veya leyleğin getirdiği söylenerek büyük bir hata yapılıyor. Ancak günümüzde çoğu anneler, bebeğin anne karnında büyüdüğünü söylemekle en doğrusunu yapıyor. Çocukların bu durumun yemek yemekle ilgisi olduğunu düşünmemesi için, bebeğin anne karnındaki özel bir torbada ya da yuvada büyüdüğünü söylemek gerekir. Bebekler nasıl doğuyor? Bebeğin büyüdüğü yeri öğrendikten sonra, çocuğunuzun soracağı öteki soru, "Oradan nasıl çıkıyor" olur. Çocuğunuza gerçeği sade bir dille açıkça söylemenin bir sakıncası olmaz. "Bebek iyice büyüyünce, doktor ya da ebe yardımı ile, annenin bacakları arasındaki bir açıklıktan doğar" denebilir. Çoğu annenin korkusu; çocuk sorularına yanıt aldıkça, işi ileri götürüp daha zor sorular soracak olması. Oysa çocuk 3 - 4 yaşlarında henüz cinsel ilişkiler konusuna uzak olur. Hazır olmadığı soruyu pek sormaz, açıklama yapılsa da onun için anlamlı olmaz. Çocuğunuz bir süre sonra, bebeğin anne karnına nasıl girdigini sorar. Bu soruyu "Anne karnındaki özel bir yuvada bebek tohumlan vardır" diye yanıtlayabilirsiniz. Ancak çoğu anne, daha kanşık açıklamalar yapmak zorunda olduğunu düşündüğünden bocalar. Babam nasıl yardım etti? Genellikle babasının rolüyle ilgili olan ve anneleri en çok ürküten soruyu, çocuklar 5 yaşına geldikten sonra sormaya başlar. Ayrıntıya girmeden ve sözü hiç uzatmadan "Bebek tohumunun biri annede vardır, birini de baba verir" diyerek çocuğunuzun merakını giderebilirsiniz. Soru sormayan çocuk Bazı aileler, çocuğun cinsel konularda hiç soru sormadığını ileri sürer. Bu çocuklar meraklarını sözle değil davranışlarıyla belli eder. Evcilik ya da doktorculuk oyunlarında aradıklan yanıtları bulmaya çalışırlar. Odasına oynamaya çağırdığı komşu kızının eteğini kaldırıp, gerçeği kendi gözleriyle görmek ister. Ancak oğlunu suçüstü yakalayan anne, ne yapacağını bilemez ve çocuğun üstüne yürür, ağzına geleni söyler, korkutur, ayıplar hatta suçlar ve döver. Böyle bir durumla karşılaştığınızda, "Kız çocuklarının senden farklılıklarını merak ediyorsan neden bana sormuyorsun? Sorsan ben sana anlatırım" dedikten sonra merak ettiği konuya hemen açıklık getirip, ardından kesin bir dille herkesin bedeninin kendine özel olduğunu anlatabilirsiniz. Başka soruları olduğunda mutlaka sorarak da öğrenebileceğini söyleyin. Çocuğunuzu suçlamadan merakını giderirseniz, sonraki sorularını da size ve eşinize yöneltmekten çekinmez. Bastırılmış cinsellik Çocuklar cinsel ilgiyi okul öncesi çağda çok yoğun yaşıyorlar. Okula başlamalarıyla birlikte ilgi ve merakta bir azalma gözleniyor. Cinsel konulardan kaçar gibi yapıyorlar. Örneğin; televizyonda bir öpüşme sahnesi gördüğünde gözlerini kapar ve utanmış gibi davranır. Okulda karşı cinse yaklaşmaz, daha çok kaçar. Çevresi genişleyen çocuk, bedeninden başka ilgi alanlarına yönelir.
Çünkü üst benlik gelişimi ile birlikte cinsel konulann ayıp ve yasak olduğunu öğrenmiş
ve bu yüzden bilinçaltına itmiştir. Cinsel ilgileri adeta uykuya yatmış gibidir. Yine de bu
ilgi ve merak arada bir ön plana çıkar.
Unutmayın, bazı gelenek ve görenekler nedeniyle cinsel konularda görülen yasaklar ve koşullandırmalar, gençlerimizi karşı cinsle konuşmaktan bile alıkoyarken, zaman zaman kız kaçırma, ırza geçme, eşcinsellik ya da değişik sapıklığa ve suça itebiliyor. Büyük yanlışlar Çocuk, vücudunu tanımak için ayaklarına, başına, kulaklarına dokunduğu gibi, cinsel organına da dokunur. Eğer cinsel organına dokunduğu sırada annesi çocuğun eline vurur veya elini tutup zorla cinsel bölgeden uzaklaştırırsa, yine olumsuz duygular edinmesine sebep olur. Çok kere çocukların cinsel organlarıyla oynadığını gören anne ve babaların sert tepki gösterdiğini, "Çek elini oradan, ne kadar ayıp!" dediğine şahit oluruz. Çocuğu hak etmediği halde ayıplamak ve bu davranışı yasaklamaktansa, sebepleri üzeri¬de durmak daha doğru olur. Örneğin; temizlik ihmalinden dolayı çocuğun cinsel organı mantar kapmış olabilir. Bu da kaşıntıya sebep olacağından, çocuk farkında olmadan eli ni cinselorganına götürecektir. Bir annenin yeni doğan bebeğin altını temizlerken hoşnutsuzluk göstermesi ve yüzünü ekşitmesi, daha ilk günden itibaren çocuğa cinsel bölgenin tiksindirici bir şey olduğunu telkin eder. "Yine mi altına kaçırdın, pis çocuk! Bir daha çişini haber vermez, altına kaçırırsan pipini yakarım!" gibi suçlayıcı, küçük düşürücü sözler, çocuğun cinsel ve boşaltım organlarından nefret etmesine, aşağılık duygusuna kapılmasına ve vücudundan utanmasına sebep olur. Bu gibi durumlar, ilerleyen yaşlarda değişik cinsel sapmalara zemin hazırlayabilir. Ailem ve Ben http://www.bebekveanne.com Received on Wed May 4 13:28:13 2005 Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. |