|
|
[BebekveAnne] Çiftçi Modeli Üstüne-Doğan Cüceloğlu
From: <yesim_at_....>
Date: Fri 29 Apr 2005 - 11:24:00 EEST
Sık sık anababalara çiftçi modelini izleyin derim; çiftçi ağaç yetiştirmez, çiftçi ağacın yetişmesi için uygun ortamı hazırlar; gelişme ve yetişme dürtüsü ağacın kendisinde vardır. Sağlıklı ortamı bulan çocuk ait olma birey olma dengesi içinde, varoluşunun beş boyutunu yaşayarak gelişecek kendisini, yaşamını, ortamını, geçmişini, geleceğini ve evreni keşfedecektir. Böylece kalıplayan ortamdan uzaklaşarak geliştiren ortama yönelmemiz gerektiğini söylemiş oluyorum. Fakat geçen haftaki eğitim üstüne yazımı yazarken farkına vardım ki, bu çiftçi modeli, üstünde düşünülmesi gereken bazı sorunları da birlikte getiriyor. Aklıma hemen geliveren şunlar:
" Çiftçi önüne gelen her ağacı yetiştirmiyor; hangi ağacı yetiştireceğine karar verirken birçok değişkeni düşünüyor. Bunların en başında da, sanırım, ağaca verdiği emeğin sonunda kazancının ne olacağı gelir. Eğer çiftçinin ağaç yetiştirmesiyle anababanın çocuk yetiştirmesi paralelliğini izleyecek olursak, çiftçinin ağaçtan beklediği kazancın karşılığı olarak anababanın emeğinin karşılığı çocuktan beklediği ne olabilir? o Geleneksel kültürde, işte bu çocuk ilerde bize bakacak, anlayışı bir paralellik gösteriyor. Böylece çiftçinin ağacın iyi yetişmesinin arkasında koşullu bir sevgi olduğu gibi, çocuğunun iyi yetişmesi için anababanın koşullu bir sevgi sergilediği söylenebilir. o Ağaçtan kazanç bekleyen çiftçi hangi ağacın daha çok kazanç getireceğinin bilincindedir, ya da bilincinde olmalıdır. Elma ağacı, elmanın piyasada sürekli iyi para getirdiği bir ortamda dikilirse ve iyi bakılırsa, biz o çiftçiye akıllı deriz. O yörede ısrarla erik yetiştirmeye çalışana da akılsız çiftçi deriz. Bu yaklaşım içinde baktığımız zaman kısıtlı olanaklarını yalnız oğullarını okutmak için harcayan ve kızlarını okula göndermeyen anababalara akıllı dememiz gerekiyor.
" Çiftçi ağacın doğal haliyle büyümesine izin vermiyor; zamanı geldiğinde buduyor. Anababanın hangi davranışı ağacın budanmasına örnek teşkil eder diye düşünmeye başladım. Çocuğun toplumsallaşma süreci budamanın karşılığı olabilir mi, diye düşünüyorum. Ağaç hiç budanmasa ve ormandaki gibi özgürce yetişse kendine özgü özellikleri sonuna kadar gelişecektir ve kendi özgün ağaçlığını ifade etmeye başlayacaktır. Sürekli budanan ağaç kendi özgün kişiliğine, ağaçlığına ulaşamayacaktır. Bonzai bunun en uçtaki örneğidir. o Çocuklarımızın ormandaki gibi bir ağaç olmasından anababalar, öğretmenler, toplum olarak korkuyor muyuz? o Ormandaki bir ağacın ağaçlığından aldığımız tadı, hoşluğu, zevki bir insanın özgürce gelişmişliğinden alamaz mıyız? o Hep budanmış ağaçlardan oluşan bir ağaçlığa orman denebilir mi?
" Bir çiftçinin baktığı ve büyüttüğü ağaçla olan ilişkisi hangi noktalarda anababanın yetiştirdiği çocukla ilişkisinden farklılaşmaya başlıyor?
o Farklı mı?
Burada koşullu ve koşulsuz sevgi yaşama nasıl geçiyor tartışması yer alacakmış gibime geliyor. Bütün bunları söyledikten sonra şimdilik geldiğim nokta şu: anababa çiftçi gibi gelişim ortamına önem vermeli ve çocuğun kendi içinde bir gelişim güdüsü taşıdığını bilmeli. Çiftçi ve anababa arasındaki benzerliği şimdilik orada tutmak isterim.
Ev Ödevi
Doğan Cüceloğlu
http://www.bebekveanne.com Received on Fri Apr 29 11:31:34 2005 Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. |