[BebekveAnne] Sık Yapılan Bir Hata: Sıfır Tolerans

From: <yesim_ozyapar_at_....>
Date: Wed 04 May 2005 - 03:22:31 EEST


Sık Yapılan Bir Hata: Sıfır Tolerans

Bugün bindiğim taksinin şoförü oğluyla arasında geçen konuşmadan bahsetti. Okul için bir belge gerekmiş, çocuk da her zaman yaptığı gibi babasına gitmiş, Baba şu lazım diye. Aman be oğlum demiş baba, bi kere de işinizi kendiniz halledin! "Çıkıştım oğlana", diye anlatıyor bana. "Fakat sonra oğlum dedi ki, baba Allah aşkına bugüne kadar kendi başıma bişi yapmam için fırsat verdiniz mi, serbest bıraktınız mı da ben kendi işimi halletmedim?! İşte o zaman düşündüm, haklı çocuk yahu!"   

Bu baba çok önemli bir babalık görevini yerine getirmiş, çocuğun lafını dinlemiş ve sonra da bir diğer çok önemli beceriyi devreye sokmuş, düşünmüş. Biz anne babalar bazen bu baba gibi çocuklarımızdan gelen mesajları dinliyor ve düşünüyoruz, hak veriyoruz ya da vermiyoruz, ancak önce bir gözden geçiriyoruz. Bazen de çocuğumuzun ne söylediğine değil nasıl söylediğine öyle takılıyoruz ki aramızda gerçek bir diyalog gelişemiyor. Bu baba, "Vay sen ne biçim konuşuyosun lan, fırsat istedin de vermedik mi hayvan herif!" diye çıkışmış olsaydı oğluna, birbirleriyle sağlıklı bir iletişim geliştirmeleri ve mevcut soruna objektif bir yaklaşımla çözüm üretmeleri mümkün olmayacaktı. Oysa bu baba çocuğun lafını dinliyor ve "Sen de haklısın, ben bu açıdan bakmamıştım. O zaman bu olayı bir fırsat olarak görelim ve bu sefer bu işin peşini sen koş, ne dersin?" diyor. Çocuğumuzun neyi nasıl söylediği konusu da elbette önemli; ancak söyleme şeklini beğenmediğimizde bile çocuğumuzun söylediklerini duymamazlıktan gelmemeliyiz.   

Bir diğer sıfır toleransı çocuklarımız hata yaptığında gösteriyoruz. Özellikle de bizim önceden onları uyardığımız bir durum söz konusuysa ve bizim öngördüğümüz zararları görmüşse neredeyse seviniyoruz! (Çocuğumuz bir yaşam tecrübesi edindiği için sevinmek ile sırf haklı çıktık diye sevinmek farklı elbette, benim sözüm ben sana demedim mi diyerek sevinenlere.) Diyelim çocuğumuz akşam kuzeninde kalmak istedi, ancak ertesi gün basket takımında seçmeler var ve erkenden kulüpte olması lazım. Siz ne kadar anlatsanız dinlemiyor, "Sen merak etme, ben yetişirim" vs diyor. Tahmin edeceğiniz gibi ertesi gün geç kalıyor ve o çok önemsediği seçmelere katılma hakkını kaybediyor. Bu durum çocuk için önemli bir yaşam tecrübesi olabilir ve bunu yaşadığı için artık sorumluluklarını daha ciddiye almayı öğrenebilir.   

Ancak bu biraz da biz anne babalara bağlı. Eğer biz sıfır tolerans gösterecek olursak ve, "Ben sana demedim mi? Ama siz dinlemeyin çocum anne baba sözü. Bak belki de hayatının en önemli fırsatı kaçtı. Yok artık baskete filan gitmek, madem sen ciddiye almıyosun bu işi ben de artık yollamıyorum seni" dersek, çocuğumuza bu durumla ilgili olan bitenleri anlama şansı vermemiş oluruz. Ancak kesinlikle içindeki kızgınlığı besleriz ve büyük olasılıkla "Yollamazsan yollama, zaten ben de ölmüyorum basket diye" bir moda girer. Sanki düşman gibi oluruz! Oysa onunla karşılıklı oturup, "Bu seçmeleri önemsediğini biliyorum, bu şansı kaçırdığın için üzgün olmalısın" deyip topu ona atsanız, biraz dertleşseniz. O içini döküp biraz rahatlayınca da bu tecrübeden öğrendiklerini sizinle paylaşmasını isteseniz, o zaman bu hatayı boşuna yapmamış olur.   

Biz anne baba olarak, "Hah, şimdi seni faka bastırdım" tutumunda olursak nasıl çocuk yetiştiririz; "Bu olanlara üzülmüş olduğunu görebiliyorum, olanları nasıl değerlendiriyorsun?" tutumuyla yaklaşırsak nasıl çocuk yetiştiririz?   

Lütfen bunu bir düşünün.

Psikolog Ebru Üzümcü
ebruuzum@cocugumveben.com

http://www.bebekveanne.com Received on Mon Apr 25 11:53:11 2005


Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.