|
|
Re: [ Bebek & Cocuk ] Kabus Bu Olsa Gerek...
From: Burcak <artistaburcak_at_....>
Date: Mon 13 Jun 2005 - 23:43:23 EEST
Sevgiler,
"Mature Ev Öğretmenliği Kursu Ekim 2003 de Mature ev öğretmenliği sistemi ile çalışmaya başladık. Ev öğretmeniz ve danışmanımız Semra Hanım ile rutin ilk toplantımızda Mature Ev Öğretmenliği Kursu’na davet edildim. Kursa katılmaktaki amacım şuydu: Girmek istediğim eğitim sektörü hakkında bilgi sahibi olmak, çevremdeki insanlarla yaşamış olduğum bazı iletişim çatışmaları konusunda faydalanmak, bir de bebek bakımı konusunda henüz bilmediğim ama özellikle bebeğin psikolojisini ilgilendirebilecek konularda doğru ebeveyn davranışını gösterebilmek amacıyla bilgilenmekti. Salı günü kurs başladı. İçeri 7 senedir Mature ev öğretmeni olan Sevgili Ufuk Timur Hanım girdi ve ben ve diğer katılımcı ev öğretmenleri onun gezegenine doğru yola çıktık. Ufuk Hanım anlattığı konulara hakim olmanın ötesinde hayat tecrübelerini de eğitime katarak ve bizlere çok nitelikli örnekler sunarak bizi bir çocukla nitelikli beraberlik yaşamak üzere yoğurmak üzere ilk günkü eğitimini verdi. Nelerden mi bahsetti? Bu dünyaya geliş amacımız, kendimizi ve diğerlerini fark etmek ve farkındalığını hissetmek gibi bir insan olarak ruhsal açıdan ihtiyaçlarımız konuşuldu. Aynı şekilde yeni doğmuş bir bebeğin bizimle bütünleşmesi özelliği, kişiliğinin oluşmasındaki yaş sınırları ve diğer etkenlerden bahsedildi. Ailelerin nasıl biri ile çalışmak isteyebileceği aramızda tartışıldı ve nitelikleri belirlendi. Bir anne ile ev öğretmeni arasındaki bebek bakımı açısından benzerlikler ve farklılıklar konuşuldu. “Sevgi Dili” Ufuk Hanım’ın verdiği eğitimin adı ve diliydi bence. İnsanlara 5 sevgi dilinden hangi sevgi dili ile iletişim kurmamız gerektiğini (onlarınkini) keşfedip “Ben Dili” ile de sorumluluklarımızı üzerimize alıp karşı tarafa nesnel bir yaklaşımla gerektiğinde sınırlarımızı çizerek (kabul alanımızı dengede tutarak) en optimum seviyede ilişkilerimizi yaşamayı öğrendik. Biz diyorum çünkü tüm katılımcılar olarak hepimizin bir “Bir” olduğumuzu kabul etmiştik, “Sen” yoktu “Biz” vardı. Bunun dışında kendimizi tanımayı, kendimizi kabul etmeyi, başkalarını kabul etmeyi öğrenip kendimize ait örnekler üzerinde çalışarak bu konuları kendi yaşamlarımızda uygulayabilecek bir hale geldik. İkinci gün devlet tiyatrosu sanatçısı olan Cüneyt Bey girdi dersimize. Hayat sahnesinde almış olduğumuz rolleri bir bir çıkardık. Role bağlı olan ilgili kişinin hayatımızdan yittiğinde o rolün ortadan kalktığını ama insan olma rolünün hayat boyunca kalıcı olduğunu, buna bağlı olarak bir insan olarak duygularımızla varolduğumuzu (yarısı olumlu yarısı olumsuz olmak üzere yaklaşık 250 adet varmış) problem yaşadığımızda olumsuz duyguların farkına varıp onları olumluya dönüştürme gücüne sahip olduğumuzu ve bunun tamamen farkındalık yaratarak (duygularımıza inerek onları yaşadığımız problemden ayrıştırmamız gerekiyor çünkü anlaşılmayan duygular bizde önce rahatsızlığa yol açıyor sonra da öfke ve kızgınlık olarak yüzeye çıkıyorlar) bakış açımız (paradigmamız) da değişiklik yaratarak çözemeyeceğimiz sorun olmadığını anladık. Ayrıca olumsuz düşünen insanların olumsuzluğu olumlu insanların da olumluyu çağırdığına çeşitli örnekler vererek tanık olduk. Mesajlarla ilgili bölümde sözlü ve sözsüz olarak iki türlü mesaj olduğunu ve iletişimde her ikisinin de yeterli derecede kullanılmasının çok önemli olduğunu deneyimleyerek öğrendik. Hayatta bize bir yük gibi görünen, katlanmakta olduğumuz durumların aslında kendi seçimlerimizin bir parçası olduğunu fark ettik. “Yapmacık kabul” ün (çifte standart uygulanmasının) çocukların hayatında nasıl “Sen başkalarından değersizsin!” mesajını taşıdığını ve bu konuda çocuğun duygusal gelişimi açısından dikkatli olmamız gerektiği anlatıldı. Üçüncü gün Ufuk Hanım, yüzyıllardır insan hayatına egemen olan “Drama”lara yine günlük hayatlarımızda yaşadığımız sorunlardan yola çıkarak dilimizi de olumlayarak (kusur yerine nedenini söyleyin) değindi. İlginç olanı konu direkt bizim hayatımızdı ve çok verimli sonuçlar çıkarıyorduk. Tüm geçmişte ve bugün problem olarak yaşamakta olduğum zorlukların bir anda çözümlendiğine tanık oldum. Ufuk Hanım sanki bir sihirli değnekler dokunup onları yok etmişti (Tabi ki ben dili ile konuyu ele alırsak, o ışığı gösterdi ben ise sorun çözme penceresinden bakabildim). Anahtar, “sorun kimin?” diye sorup eğer sorun bize ait değilse sorunu yaratan kişiyi etkin dinlemekti. Veya sorun bize aitse “Ben dili” kullanarak karşımızdakini duygularımızdan haberdar etmek bizim mutluluğumuz için giden yolda bir görev. Söylediğimizle anlaşılan arasında 9 kat fark olabileceğinin farkında olarak beden dilini de doğru kullanarak kendini doğru ifade etmenin önemi tartışıldı. Kısacası derste insan kimliğinin altında yatan bizi sorunların çözümüne götürecek yol, a) olumlu düşünce, b)kendini tanıma, c)kendini kabul, d)başkalarını kabul, e)doğru beden dilini de kullanarak kendini ifade etmek olarak belirlendi. Unutmadan, ayrılmadan hepimiz bir daire şeklinde oturarak birbirimizi sevgi bombardımanına tuttuk. Müthiş heyecan verici ve keyifliydi (Herkes sırası gelince ortada yerini alıyor ve diğer kişiler onun hakkında düşündükleri olumlu duyguları o an, hazırlıksız olarak ifade ediyorlardı). Dördüncü gün eczacılık fakültesi mezunu ve ilaç sektöründe yıllarca çalışmış olan Ali Bey derse girdiğinde bir tekrar niteliğinde tekrar iletişimi ele alıp ardından İlk yardım dersinde öncelikli olarak kazaları oluşmadan önlemeye yönelik alınacak tedbirlerin üzerinde durdu. Çocuğu ev kazalarından koruyabilecek yardımcı aletler ve bir ilk yardım dolabında bulunması gerekenler gözden geçirildi ve ilk yardım manken üzerinde uygulamalı olarak öğretildi. Kendisi bir baba ve eş olarak da katkıda bulunarak toplumumuzda erkeklerin duygularını bastırması öğretildiğini oysa ki bunun sadece kendini tanımama ve karşısındakini anlamama ile sonuçlanabileceğini ve bunu önlemek için erkeklerinde duygularını tanımayı ve dışa vurabilmeyi öğrenmesi gerektiğini belirtti. Son gün çocuk gelişimcisi olan Alev Hanım, çocukların değişik gelişim alanlarına değinerek bir gelişim gözlem formu doldurmayı öğretti. Daha sonra çocukların yaklaşık olarak yaşlarla sınırlanan belli başlı gelişim dönemleri ve özellikleri hakkında bizlere bilgiler verdi. Oral dönemde bebekte temel kendine güven duygusunun oluşturulması için gerekli olan şartlar (tehlikesiz olan her şeyi ağzına sokup emmesine izin vermek gerektiği), Anal dönemde ilginin çiş kaka yapılan yere ve cinsel organa yönelmesi ile hoşumuza gitmeyen durumlarda onu önlememek, bu konuda üstüne gitmemek ve ilgisini başka bir tarafa yönlendirmemiz gerektiğini, tuvalet eğitiminin nasıl verilmesi gerektiğini, Fallik ve Latents dönemlerin özellikleri ve bunları bilip çocuğun doğal duygu ve davranışlarını sansürlemeden onlarla eşit bir insan gibi konuşulması ve duygularının kabulünün gerektiğini anlattı. Ayrıca bebek bakımı “Annelik ve Bakımı” kitabına paralel olarak anlatıldı. Bu eğitime katılarak neler kazandım? Bir Mature annesi olarak (bu arada toplumu yaratan ve değiştirecek olan kişilerin anneler olduğu çünkü onların yetiştirdikleri çocukların toplumu oluşturduğuna da değinildi) evimde benim için temiz olan levyenin evime gelen bir misafir tarafından kirli olabileceğini fark ettim. Karşımdaki insana (tabi burada ev öğretmenini kastediyorum, yer aldığımız konuma bağlı olarak işte veya evde herhangi bir altım veya üstüm olabilir) bir olumsuzluk olduğunda sen dili kullanmadan ve olumsuzlukların yanı sıra olumluları da görüp ifade edebilmeyi, insan olarak eşit olduğumuzu ve günlük hayatımda da otorite konumu kimde olursa olsun eşit hissedilmesi gerektiğini öğrendim. Sonuç olarak kendimi ifade edebilen bir insan olarak artık iletişim çatışması yaşamayacağımı biliyorum. Yukarıda detaylı olarak yazdığım eğitimi vakit problemi olup da katılamayacak kişiler için kaleme aldım. Tabi ki kursa katılmanız sizin içinde bir farkındalık yaratabilir, kendinizi bir kuş kadar hafif hissedebilir, belki de benim gibi aradığınız huzura kavuşabilirsiniz. Bu haftaki eğitimde saydıklarım her eğitimde daha da geliştirilip orada bulunan insanların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde veriliyormuş. Eskiden eğitimler 1 gün iletişim ve diğer günler bebek bakımı ağırlıklıyken şimdi iletişim konusuna 3 gün ayrılıyormuş. Hepimizin ihtiyacı olan da kendimizi daha iyi ifade edip birbirimizi daha iyi anlamak değil mi? Ayrıca eğitime katılan eğitimcilerin bizi ilk andan itibaren “koşulsuz sevgi” ile kabul edip dinlediklerini belirtmek istiyorum. Önemli bulduğum bir diğer nokta da seminer boyunca bizim çocukluğumuzda varolan yetiştirilme tarzının bugünün koşulları ve çocuk gelişimi biliminin de vasıtasıyla nasıl baştan aşağı değiştiğini görmek oldu. Nesil farkı nasıl oluşuyor, çocuk eğitiminde çoğu uygulama kökünden değişmiş ve biz bunun farkında olamayabiliyoruz (Mesela hala bir şeye “Eh!” “Bu kaka”, “Öğ!” gibi kelimelerin artık kullanılmaması gerektiğini öğrendim ama o kadar içime işlemiş ki doğru davranışı geliştirene kadar evde bir çok uygulama yapmak gerekiyor). Dolayısıyla “toplumsal değişim”e tanık olurken kendimizin canının yandığı noktalarda bugün yetişen çocuklarda nelere dikkat edilmesi gerektiği derslerde tekrar yaşayarak öğrenildi. Bu kurs aynı zamanda hayatımda süregelen sıkıntıları anlayıp irdeleyebilmem için özel bir terapi görevini de gördü. Artık kendini daha özgürce ifade edebilen bir bireyim. Yapmak istediklerim ve istemediklerim tamamen bana bağlı. Sınırlarımı ben belirliyorum. Dizginlerim elimde yani. Burçak Alkanlı"
http://groups.yahoo.com/group/bebek_cocuk/ Yahoo! Groups Links <*> To visit your group on the web, go to: http://groups.yahoo.com/group/bebek_cocuk/ <*> To unsubscribe from this group, send an email to: bebek_cocuk-unsubscribe@yahoogroups.com <*> Your use of Yahoo! Groups is subject to: http://docs.yahoo.com/info/terms/ Received on Mon Jun 13 23:46:13 2005 Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. Diger E-Kaynak Servisleri: Arama Motoru - Son Dakika |