- In indigoturkiye@yahoogroups.com, "Burcak" <artistaburcak@y...>
wrote:
Söylemeyi unuttum. Bu gürültülü sesler yüksek voulumde dinletiliyor
çünkü siz o sırada ana rahmine geri dönüyorsunuz. Bu da önemli bir
terapi oluyor olmalı. Size kendi kızımla yaşadığım tecrübemi de
yazayım. Daha önce yazmıştım yeniden yapıştırıyorum.
Ana Rahminde Eğitim
Her şey kitap fuarından almış olduğum Timaş yayınlarının “Seni
Duyuyorum Anne” isimli kitabı ile başladı. Çocuklar için daha anne
karnında iken birşeyler yapılabileceği düşüncesi beni çok
heyecanlandırdı. Orada çeşitli ülkelerde (gelişmiş- az gelişmiş- hiç
gelişmemiş) bu eğitimin özellikle (ABD (Seattle), Hindistan gibi
ülkerlerde (ortak özellikleri Bilişim Devi olmaları); geleceğin
dahileri yetiştiriliyor!) ya da külterlerinin doğal bir parçası
olarak uygulandığı (Bazı Afrika kabilelerinde doğmamış çocuğun
sadece ona özgü bir şarkısı varmış, ona ana karnındayken ve
doğduğunda, büyürken de ağladığında yatıştırmak üzere söylenirmiş)
bilgilerini okudum. Hatta kitapta anne karnına hafif vuruşlarla
(veya teyp kaydı ile) hangi ritimlerin bileşiminin çocuğu daha
akıllı yaptığı anlatılıyordu. Ben hepsini uygulamamakla beraber
bazılarını tercih ettim. Örneğin eşimle birlikte her gün belli
saatlerde karnımdaki bebekle konuşmak, ona ninni kasedi çalmak
(sesim güzel değildi o zaman ve şarkı söyleme konusunda da kendime
hiç güvenim yoktu), O’na yatmadan masal okumak (bunu da çok anlamlı
bulmayıp sona erdirmiştim), hergün yıkanmak, masaj yapmak, sesli
ortamlardan kaçınmak (düğün, sinema gibi), klasik müzik, Bethooven,
Mozart dinletmek, ayağımı söyle bir uzatıp dinlenmek, heyecanlardan
ve münakaşa ortamlarından uzak durmak varsa beni üzen insanlara
bebeğimi de rahatsız ettiklerini bildirmek ( Ne de olsa o zaman bile
Anne’ydim) . Stressiz bir ortama (evime) sığınmak, güzel, fırsat
buldukça lezzetli yemekler deneyip yemek, son zamanlar geldiğinde de
elime kanaviçe alıp adeta meditasyon boyutunda sakin sakin vakit
geçirmek. İşimden ayrılalı bir sene olmuştu. İşe gitme
zorunluluğumun bulunmaması bir avantajdı. (Bazen negatif olaylar
aynı zamanda da pozitiftir.) Koku duyusuna hitap eden
Aromaterapi’den ise özellikle kaçındım. Evimde kokulu mum bile
yakmadım. Karakalem resim kursuna başlamıştım. Negatif etkisini
hemen hissedip bıraktım. Çünkü ortamda sigara içiliyor, sıcak hava
ve yetersiz havalandırma ile başkalarının kullandığı yağlı boyalar
tinerle karışıp insanın beynini etkileyen çok rahatsız edici bir
karışım oluşturuyorlardı. Sadece kendim için değil bebeğim için de
bunun ne kadar tehlikeli olduğunun bilincindeydim kitabı okuduktan
sonra. Burun yolu ile beyne giden kokular anında kana karışıp amniyo
sıvısı yoluyla bebeğin gelişmekte olan sinir sistemi üzerinde harap
edici bir etkiye sahiplermiş. Aromaterapi ise belli ülkeler dışında,
koku yoluyla, vucuda masaj yoluyla veya ağızdan alınarak,
oluşabilecek zeka geriliği riskinden dolayı, bebeği etkileyeceği
düşünülmüş yasaklanmıştı. Tabi ki vücud losyonları, zayıflama
kremleri, hatta parfümler bile fetüse zarar verebilirdi. Annenin
alkol alımı ise en ölümcül olanıydı.Tüm bunlara dikkat ederek
hamileliğimi sığ kıyılarda geçirdim ve çok şükür Allah’ın yardımıyla
da normal doğumla sağlıklı bir bebek dünyaya getirebildim.
Daha sonra ki döneme hamileliğimde katılmış olduğum Ayşe Öner’in
Hamilelik Kursu damgasını vurdu. (Şu anda Amerikan Hastanesi’nde
ücretsiz olarak benzer bir eğitim veriliyor) Sakınılacak şeyler yine
çoktu. Ama bilmek en güzeliydi. Kimi zaman herkesten sakınarak
bebeğime bakmaya, ona süt vermeye başladım. Bütün annelere çağrım
var: Elinizden geldiğince anne sütü veriniz. Her açıdan,
besleyiciliği, koruyuculuğu, sevgiyi ona tensel temas ile
verebilmesi, onun oral dönemindeki en güzel şeyi dudaklarının
arasına alabilmesi bir anne için en büyük mutluluktu. Ve bebeğimi
Allah’ın yardımı, kocamın kocaman desteği ve aile büyüklerinin
gerektiğinde yardıma gelmesi ile büyütebildim. Şimdi bir yaşında.
Biliyor musunuz bütün bu saydıklarım o kadar etkili oldu ki herkese
bunları tavsiye ediyorum. O harika bir bebek şimdi. Hastalanınca
hafif geçiriyor. Çok uyanık ve hareketli. Çok da zeki oldu.
Genlerinde bir etkisi var (% 50 imiş) ama ya diğer yarısı?
Sevgi’ler,
Burçak Alkanlı.
Bir de aynı konuda bir makale buldum onu da ekliyorum:
Anne Rahminde Baslayan Egitim
Bebeklerin de çesitli müzikleri hissetme ve cevap vermede hususî bir
kabiliyeti oldugu çok eskilerden beri bilinmektedir. Insanin hayata
gözlerini açtigi ilk yillardaki müzige olan bu meyelani, sinir
sisteminin ve
beynin, müzigi algilama, isleme ve hatirlama yasinin kaç oldugu
sorusunu
gündeme getirmistir. Son yillarda giderek artan deliller isiginda,
dogumdan
önce ve hamileligin son üç aylik döneminde, anne rahminin bir konser
salonu
seklinde fonksiyon görerek, biyolojik gelisimin ahenkli ilerleyisine
belli
bir ritm hâlindeki musikinin katkida bulundugu bilinmektedir.
Çocuklarin zihnî kabiliyetlerinin de konusmayi ögreninceye kadar pek
gelismedigi zannediliyordu. Halbuki bebegin his dünyasi oldukça aktif
durumdaydi. Bebegin beyni, âdeta çevredeki seslerin ritmini ve
motifini
çözmeye çalisan bir dedektif gibiydi. Bebek daha dogumundan önce,
âdeta bir
müzik âleti gibi çalisiyor ve çevredeki sesleri hem kayit, hem de
analiz
ediyordu (Bkz "The Musical Infant", MRN, 1994, I (1), Spring 1994).
Bugün
biliniyor ki, çocuklar melodik ritimleri algilama ve hatirlama, bir
bestedeki yükselen ve alçalan ses tonlarini fark etme, ve tempo
degisikliklerini algilama hususunda muazzam bir kabiliyete
sahiptirler.
Cenin hamilelikten kaç hafta sonra ilk sesleri isitmeye baslar? Dis
dünyadan
gelen müzik sesleri, ceninin kulaklarina ulasir mi? Sese ve müzige
anne
rahminde bebek tarafindan verilen cevaplar nelerdir? Anne rahminin
müzikal
seslerle uyarilmasinin dogum sonrasi tesirleri nelerdir? Bu sorulara
kisa
cevaplar verilecek olursa, beynin isitme sistemi, hamileligin 26.
haftasindan itibaren fonksiyon görmeye baslar. Disaridan gelen
sesler,
rahimdeki fetusun kulagina gelemez. Çünkü fetusun etrafini saran
koruyucu
sivi ve örtüler disaridan gelen sesleri bozar. Buna ragmen
Beethoven'in
besinci senfonisinin, belirgin sekilde tanimlanabilir bir ses imaji
olarak
rahme ulastigi gösterilmistir. Cenin dis dünyadan kulagina gelen
seslere,
vücut hareketleri ve kalb atim hizinda meydana gelen degisikliklerle
cevap
vermektedir. Çogu sesler, embriyonun kalb atiminda kisa süreli
yavaslamalara
yol açar. Çok gürültülü sesler ise, kalb atimini hizlandirir. Sesler
ceninde
hareket ortaya çikarmasinin yaninda, dogum öncesi ögrenmeye de sebep
olur.
En temel ögrenme sekli aliskanlik kazanma ve ortama uyum saglamadir.
Can
sikici olan veya sürekli tekrarlayan seslere dikkatini vermemeyi
ögrenme,
buna bir örnektir. Yeni ve bir farkli musiki ritmi gelirse, bebekler
ona
cevap vererek, degisikligi fark ettigini gösterirler. Hamileligin son
döneminde cenin, annenin karin bölgesine sürekli yapilan uyarilara
alismistir. Ancak uyari sekli degisirse buna cevap verir. Embriyon,
nazikçe
yapilan titresimlere cevap vermezken, gürültülü bir ses
gönderildiginde
hemen hareket ederek cevap verir. Belli bir süre, gürültülü sesler
ile nazik
titresimler birlikte arka arkaya verilirse, birkaç tekrardan sonra
cenin,
buna cevap vermemektedir. Bütün bunlar yavrunun, dogum öncesinde
çevresinden
bilgi alabildigini ve bazi olaylari hatirlayabildigini gösterir.
Dogum öncesi müzigin dogum sonrasindaki hayata tesirlerini anlamak
için
bebegin davranis gelistirme hizi ile, dogum öncesi ögrenmeyle
irtibat kuran
dogum sonrasi hafiza ölçekleri kullanilir. Çocugun dogum öncesi müzik
dinlemesinin, gelisimi hizlandirdigi, hattâ bazi çocuklardaki belli
gelisim
bozukluklarini hafifletebildigi veya iyilestirme yoluna koyduguna
dair
çalismalar vardir. Degisik müzik çesitlerinin 28-36 haftalik annelere
dinletildigi bir çalismada, kontrol grubuna nazaran anne karninda
müzik
dinleyen bebeklerin seslere dikkat, göz takibi, motor kontrol ve
koordinasyon hareketlerinin gelisiminde dikkati çeken bir hizlanma
gözlenmistir.
Müzik Egitimi ve Mücerret Düsünebilme Kabiliyeti
Çocuk gelismesinin ilk yillarindaki bazi hâdiselerin ve musikinin,
hangi
beyin hücrelerinin hangi beyin hücreleriyle baglanti kuracagini ve
hangi
beyin hücrelerinin ölecegini belirledigi tespit edilmistir. Çünkü
zekânin
bütün çesitlerinde, sinir hücreleri olan nöronlar arasindaki
baglantilarin
büyük bir belirleyiciligi vardir. Çocugun beyni erken yaslarda ne
kadar çok
farkli ve zenginlestirici tecrübelere maruz birakilirsa, o nispette
kendini
gelistirebilir. Müzik dinlemenin veya bir müzik âleti çalmayi
ögrenmenin,
çocuklar üzerine ne gibi tesirler yaptigi üzerinde Kaliforniya
Üniversitesi
nden Fizikçi Gordon Shaw ile Wisconsin Üniversitesi'nden psikolog Dr.
Frances Rauscher ortaklasa bir çalisma yapmislardir. Neticede
bilgisayar
üzerinde gelistirilen nöral modelle, insan beyninde ve algi
mekanizmasinda
müzik ile ilgili yapinin belli yönlerine ait kodlamalarin mahiyeti
kismen
anlasilmis ve nöral aglarin, mücerret düsünmede ve muhakemede önemli
rol
oynadigi görülmüstür. Ayrica orijinal, icatçi, siradisi ve analitik
düsünmenin, nöronal ateslenme motiflerini, isitme yoluyla kesfetmek
mümkün
oldu. Çalismada, yerlesim birimlerinin hem merkezlerinden hem de
çevrelerindeki ortaokullardan 78 çocuk rastgele seçilerek üç gruba
ayrildi.
Birinci gruba özel hocalar esliginde piyano kullanma ve müzik
seslendirme
dersleri, ikinci gruba bilgisayar dersleri verildi. Üçüncü gruba ise
hiçbir
egitim verilmedi. Alti ay sonra bu ögrencilere uygulanan "mücerret
düsünme
mahareti" isimli "uzay ve zaman koordinatlarindaki nesneler üzerinde
muhakeme yapabilme" testlerinde (bilhassa geometrik ve fizikî
problemlerde)
piyano kullanimi ve müzik dersleri alan ögrenciler, % 34 daha fazla
basarili
oldular. Bundan anlasilan ise, müzik egitiminin mücerret düsünebilme
ve akil
yürütebilmede kullanilan sinir baglantilarinin tesekkülünü
hizlandirmasi ve
erken yaslarda verilen müzik egitiminin çocuklarin muhakeme
kabiliyetlerini
artirmasiydi. Hattâ eriskinlerde bile günde 10-15 dakika müzik
dinlemenin
mücerret düsünebilme kabiliyetini olumlu yönde etkiledigi
bulunmustur. Belli
bir sirada zincirleme muhakeme edebilme kabiliyeti, hem bilimde hem
de
müzikte önemli bir maharettir. Müzik egitimi alan çocuklar, sinir
baglantilari kolaylikla organize edebilen esnek beyinlere sahip
olmaktadir
lar. Sinir baglantilari beynin korteks bölgesindeki desenlerin
olusmasi
müzik ve egitim yoluyla dogrudan etkilenmektedir. Müzik dinleme ve
piyano
çalmayi ögrenme, ayni zamanda çocuklarin matematik ve fen derslerini
kavrama
kabiliyetlerini belirgin seviyede artirmistir. Anaokulu ve ilkokul
müfredatlarinda verilen müzik egitimi de matematikî zekâyi ve kisilik
gelisimini olumlu yönde etkilemektedir.
Journal of Applied Developmental Psychology (December 1999)
dergisinde, erken
dönemde çocuklara verilecek müzik egitiminin faydalari listelendi.
Bilhassa
ailelerle birlikte müzik egitimi alan küçük çocuklarda zekânin
gelisimi olumlu
yönde artmaktadir. Bu ise zekânin, hayattaki kazanilan tecrübelerle
gelistirilebilecegini gösterir. Yani zekâ tek basina genetik
tarafindan
belirlenmez. Özellikle ailenin çocuguyla birlikte geçirdigi dolu
dolu zaman
diliminin artisina paralel olarak çocugun zekâ ve uyum gibi
kabiliyetlerinde,
kontrol grubuna nazaran belirgin artis saglanmistir. Ailenin çocugu
ile
birlikte zaman harcamamakla yaptigi olumsuz katki, bosanmis, fakir
ve düsük
egitim seviyesine sahip ailelerin veya azinlik psikolojisi gibi
faktörlerin
olumsuz katkilari ndan daha önde gelmekteydi. Çocugun zekâ
gelisiminde ve
basarisinda ailenin çocuga ayirdigi zaman çok önemli bir faktördü.
Bunun fark
edilmesi, birlikte verilen müzik egitiminin yaptigi tesir artirici
katkiyla
fark edildi. Altmis alti çocuk üzerinde yapilan bir baska çalismada,
önce bütün
çocuklara Stanford-Binet zekâ testi ile musiki kabiliyet testi
uygulandi. Sonra
deney grubundaki ögrenciler 30 hafta boyunca haftada 75 dakika müzik
egitimi
aldilar. Sonunda müzik egitimi alan çocuklarin mücerret düsünme ve
üretici-mucit düsünme testlerindeki basarilarinda belirgin artis
gözlendi.
Kelime ile alâkali zekâ testlerinde ise her iki grupta da önemli bir
farklilik
bulunmadi. Müzik egitimi yaninda, aileleriyle yakin bir beraberlik
geçiren
çocuklarda standart zekâ testlerinde basari nispeti, % 50'den %
87'ye çikarken,
aileleriyle daha az zaman geçiren ve müzik egitimi alan çocuklarda
bu basari %
78 seviyesinde kalmisti.
- In indigoturkiye@yahoogroups.com, "Burcak" <artistaburcak@y...>
wrote:
> Merhaba,
> Ben de geçen ay İstanbul'a gelen gurmukh'un workshop'una
> katılmıştım. O da sonlara doğru direkt bir makina gürültüsü sesi
> verdi. Tabi bu sesin sadece bir fabrika sesi olduğunu
düşünmüyorum.
> Orff çalışmalarında da hamileyken de gözlemlediğim bir şey
> kalbimizin ve vücudumuzun diğer organlarının çalışması sırasında
> aynı bu makine seslerinin vücud tarafından çıkarılması. Ve bu
> seslere kim maruz biliyorsunuz: Bebekler. Bebebkler ritimi
(çalışan
> makinelerden yani organlardan çıkan) ahenkli sesleri dinlerlerken
> hayatı öğrenmeye başlıyorlar. Bu konu ile yurtdışında bir çok
> çalışma hatta bebeklere anne karnında eğiitim verme okulları var.
Bu
> konuda ufak bir bilgi için "Seni duyuyorum Anne" adlı Timaş'ın
> kitabına bakabilirsiniz.
>
> Sevgilerimle,
> Burçak Alkanlı.
>
> --- In indigoturkiye@yahoogroups.com, "asim eren" <erenasim@h...>
> wrote:
> > Merhaba yusuf bey ben kocaeliden psikolog asim ben hipnozu
tedavi
> amaçli kullaniyorum. Bende kisileri hipnoza alirken arkada fonda
> müzik veriyorum kus sesleri yer aliyor müzigin içinde sizdeki
> program nasil bilmiyorum ama daha açiklarsaniz yararli olacaktir.
bu
> sadece hipnoza girme açisindan hizlandirici ve gevsetici olurak
rol
> oynuyor. selamlar www.kekemeyim.com izmit
> > ----- Original Message -----
> > From: yusuf_alp
> > To: indigoturkiye@yahoogroups.com
> > Sent: Friday, May 13, 2005 1:09 PM
> > Subject: [indigoturkiye] Hipnoz ve SHARM programı
> >
> >
> > Bilgisayarımda SHARM isimli bir program var
> > programı calıştırınca
> > hipnotik tedavi ettiği ileri sürülüyor
> > arka planda gürültü
> > yada kus sesleri
> > yada insan konusması bulunuyor
> > yorumlarınızı bekliyorum
> > SHARM
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> > 2003-2005, Copyright © İNDİGO TÜRKİYE
> >
> >
> >
> > -----------------------------------------------------------------
--
> -----------
> > Yahoo! Groups Links
> >
> > a.. To visit your group on the web, go to:
> > http://groups.yahoo.com/group/indigoturkiye/
> >
> > b.. To unsubscribe from this group, send an email to:
> > indigoturkiye-unsubscribe@yahoogroups.com
> >
> > c.. Your use of Yahoo! Groups is subject to the Yahoo! Terms
> of Service.
- End forwarded message ---
- Yahoo! Groups Sponsor --------------------~-->
Take a look at donorschoose.org, an excellent charitable web site for
anyone who cares about public education!
http://us.click.yahoo.com/o5B0yD/8WnJAA/a8ILAA/DDOolB/TM
--------------------------------------------------------------------~->
Yahoo! Groups Links
<*> To visit your group on the web, go to:
http://groups.yahoo.com/group/kristalcocuklar/
<*> To unsubscribe from this group, send an email to:
kristalcocuklar-unsubscribe@yahoogroups.com
<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:
http://docs.yahoo.com/info/terms/
Received on Sun May 15 13:31:57 2005