|
|
[Anadolu_Arkeolojisi] Kiral Ur-Nammu Yaziti-2
From: Safa KACMAZ <safakacmaz_at_....>
Date: Fri 06 May 2005 - 15:23:07 EEST
Kiral Ur-Nammu Yaziti-2
( IO.2112-2085 yillari) Safa Kaçmaz 06.05.05 Kolon 1 dingirnanna (ŞEŞ.KI) Tanri(ça) Nanna lugal-a-ni
(Ur-d.Nammu’nun) Kirali ur-dingirnammu Ur-d.Nammu lugal-uri5 (ŞEŞ.AB)ki-ma-ke4 Ur’un kirali Kolon 2 é-a-ni
(Nanna’nin) Tapinagini mu-na-dù İnsa etti bad3- uri5 (ŞEŞ.AB)ki-ma Ur surlarini mu-na-dù Insa etti Yukardaki tablet tercumesi,genel olarak,su hali almaktadir : “Ur kirali Ur-d.Nammu,kirali,tanrisi Nanna’nin tapinagini insa etti ve (Nanna namina) Ur surlarini da yapti.” Nanna: ‘Ay Tanrisi’ olarak kabul edilen varlik.Semitik dilde ‘Sin’ olarak taniniyordu.Fara tabletlerinde Nanna,Nannar,Suen biçimlerinde okunmaktadir. Nanna’nin,Sumer çizim yazisinda “dingir (ŞEŞ.KI)” olarak yazimi ile Ur’un “(ŞEŞ-AB ­Ki)” biçimli yazimi arasinda bir iliski olmalidir. “ŞEŞ” kavraminin tahil,ozel olarak arpa anlamli oldugunu biliyoruz.Bize ”ia-se” olarak ulasan kavram “yag – tahil(arpa)” bilesimi olarak gorunmektedir.Kutsal arpa-tahil motifine,sadece Sumer-Akad topraklarinda degil,onlarla iliskili olan Ilyada anlatimlarinda da rastlariz. Nanna kavrami, tabletlerde “dingir 30” olarak da yaziliyordu.Ea-Enki’nin D.40,Enlil’in D.50,Samas,Anu’nun D.60 olmasi,Nanna’nin “30 gunluk ay takvimi” ile baglanti içinde ele alinmis oldugunu gosteriyor. Kutsal kadin,kutsal fahise tanriçalarin,ay ve yildizlarla iliski içinde kavranmasi zamanla gerçeklesmis olmalidir. Inanna,Ninhursag,Nintu,Ninsar,Ninmah Ninlil,Nanna... okunuslu tanriçalar, karsi toplum birim erkegi ile kendilerinin temsil ettigi bu yandaki toplum birim kadinlari arasindaki evlilik bulusmalarini,”gunes batip da ay çikinca”,gece vakti sagliyorlardi.Bu bakimdan bu tanriçalarin ,çabucak “ay,yildiz” ekseni etrafinda degerlendirilmeye baslanmis olmalari normaldir.Semitik Istar kavraminin ‘star’-yildiz olmasi da anlasilir. Kadin temsilcisi tanriçalarin,eski toplum birim kadinlari ile erkekleri arasindaki evlilik iliskilerinin baslangiçtaki hali bakimindan,bu iliskilerin gece vakti gerçeklesiyor olmasina bagli olarak ay ve yildizlarla baglantili kavranmaya baslanmasi,ay ile gumus parlakligi ve ay’in sekli ile ‘kayik,gemi’ arasinda bir sembolizmin ortaya çikmasina da yol açmisa benzemektedir.Nanna, “mà-gur” yani kayik,gemi olarak da niteleniyordu.Benzer sembolizmi, okuz, inek boynuz yapisi ile ‘kayik’ motifi arasinda da goruyoruz.Bu durumda,anlasiliyor ki,Enlil ve Enki ilahilerinde karsilastigimiz ve uzmanlarimizin ‘kayik içinde tecavuz’,’kayik içinde cinsel birlesme’ olarak yorumladiklari iliskiler,’kayik’ ile sembolize edilen tanriça tapinaklarinda gerçeklesen iliskileri anlatiyor olmaliydi.Ittifaki temsil eden farkli ‘yildiz’ çizimleri ile,erken donemlerde ay aydinliginda saglanan karsilikli evliligin guvence tanriçalarini temsil eden ay-hilal deseninin ortadogudaki derin kokleri Sumer-Akat topluluklarinin bu yapisindan guç almistir. Eger Nuh tufan anlatiminin,Sumer-Akat kaynaklari yeterince dikkatle yeniden incelenirse,Nuh’un ‘gemisi’nin de,’tapinak’ anlamli bir ‘gemi’ olarak tanimlandigi gorulecektir.Eski Ahit’in “3 katli,çatisi olan,çatisinda bacasi da olan ‘gemi’ tanimlamasi,eski anlatimlarin dogal bir uzantisiydi. “Gemi,kayik” kelimesinin otesine geçerek,6 bin yil kadar once,”3 katli,bacali gemi”nin ne anlama gelebilecegi uzerine dusunmek gerekliydi. Ur’da Ay tanri(ça)si olarak kavranan Nanna,bir baska yonuyle,bize,her yerlesimin baslangiçtaki kutsal varliginin erkek ve disi ozellik ayrisimini nasil yasamis olabilecegini de açiklamaktadir.Nanna,bazi Sumer tabletlerinde “Enlil’in genç dana”si;Enlil’in “genç oglu” olarak tanimlanir.Altin sarisi ,ates kultu ile bagintili dana’ya, Musa toplumunda hala tapilmakta oldugunu biliyoruz.Fakat ote yandan,Nanna,Inanna,Istar...kutsal fahise,kadin temsilcisi tanriçalar olarak da bize ulasirlar.Anlaticilarimiz,eger,Nanna ile temsil edilen toplum birimin kadinlari ile evlenen erkekler ise,bu durumda Nanna’nin ‘kutsal kadin’ yonuyle vurgulanmasi dogaldi.Bu o kadar oyledir ki,bazi tabletlerde,anli sanli erkek olan kutsal damat Dumuzi’miz,Inanna’nin tanimi olan “ama usumgal anna”,”Gogun kutsal ejderha anasi” tanimiyla anilmaktan kurtulamaz.Sumerleri sansasyonel vurgularla tanitan bay Kramer gibi uzmanlarimiz,Dumuzi’nin nasil olup ta “Gogun kutsal ejderha annesi” seklinde degerlendirilmis olabilecegi;ayni biçimde, guzellik timsali Inanna’nin nasil olup da,mizrak,ates,kiliçla donanmis,sakalli bir erkek gorunumune de burunebildigi vb.uzerine dusunmemislerdir bile. Bu yanda erkek olarak algilanan tanrinin,karsi yandaki toplum birimce kadin olarak algilanmasi sureci,zamanla kaynasan topluluklarda tanrilarin soykutuk ve cinsel niteliklerinin yeniden duzenlenmesine;ornegin Inanna’nin artik geri donulmez biçimde ‘kadin’ yonuyle taninmasina yol açmis ise bile,bu durum,bir sureç içinde gerçeklesmistir. Nammu: Bu kavrama Enuma Elis’in ilk kutsal varliklarindan birisi olarak rastliyoruz.Hem Tanriça,hem tanri ozelligiyle yansir.”Gok ve Yer”in ondan turedigi “tatli ve tuzlu su”lar olarak kavranan kutsalligi temsil ettigi dusunulmektedir.Hem Eski Ahit ve hem de Kuran’in ‘yaratilis’ anlatimi,”Nammu”nun varligi kabul edilerek baslatilir.Bu yuzden,anlatimlarda,henuz “hiç bir sey yokken”,Tanrinin ruhu sular uzerinde dolasmaktadir.Yunan doga felsefecilerinin bazilarinda,’ilk oge’nin su-deniz’ler olmasi,bu eski anlatim geleneginden oturudur. Nammu,tablet sekil yazilarinda, Enki (engur) ile ayni desenle de ifade edilmektedir.Bunlar ayni zamanda Apsu olarak da yorumlanmaktaydi. Nammu,Akadlar bakimindan Tiamat,Tiamtun okunusuyla Tuzlu Su “deniz” seklini alir.Bu “Tuzlu Su”yun karistigi,”tatli,yer alti sulari” ise Abzu,Apsu’ydu.Apsu,ote yandan, Apsey,Efes okunuslariyla,yeniden ‘deniz’ yorumuna ulasir. Nammu okunuslu bu kavramin, N=H,M=N harf-okuma karsiliklariyla “Oannes”,”Ohannes” biçimli yazilimlarini da taniyoruz.Ohannes kavrami,(Johanna,Yohanna ..) ”Yunus” baligi ile de iliskiliydi.Enki rahiplerini,sirtlarina Yunus baligi derisi geçirmis olarak gosteren çizimler bunu dogruluyor.Kutsal Yunus derisi,Musa’nin YHWH,Elohim,IHWH,Yehvah okunuslu tanrisinin gezgin tapinaginda da kutsal bir kullanim degeri tasimaktadir. Ur: Simdiki Guney Irak’ta, tell Muqayyar ( veya Umgheîr) bolgesinde eski Sumer yerlesimlerinden birisi.Kazilar sirasinda ,-3900’lerde bir Firat taskini yasadigi anlasilmistir.Fakat,eski tabletlerin sozunu ettigi Tufan’in gerçeklestigi yerlesim ,Ur degil Suruppak (Uruffak,Fara) idi. Sumer Kiraliyet Listesi’ne gore,Milat olarak kabul edilen bu ‘Tufan’ ortak toreninden sonra yonetim sirasiyla Kis ve Uruk’tan sonra Ur’a geçmisti. Ur’un bir diger ozelligi,yapilan kazilarda,Nanna-Sin tapinaginin yaninda,1850 kadar ,degisik turde yeralti mezarlari bulunmus olmasidir. –2700 ile – 2100 arasina tarihlenen bu mezarlardan 16 kadari ‘kiraliyet mezarligi’dir.Yeralti kiraliyet mezarlari yapisina deginmistik.Kiral ve kiraliçe,bu yer alti saray mezarlarda,kagnilari,okuzleri,suruculeri ve oteki gorevlileriyle birlikte,( gorevlilerin zehirli bir içki yoluyla toplu olarak oldukleri izlenimi ediniyoruz) bulunuyorlardi.Olmemisler de,bir yolculuga çikmislar;uyumakta,dinlenmekteler seklinde bir izlenim verilmis olan bu mezar yapilari ile “yer alti dunyasi” motifi arasinda bir baglanti var gibi gorunmektedir.Bu mezarlarin mimari yapilari,”yer alti dunyasi”na ‘inme’ ve ‘çikma’yi da mumkun kilmaktaydi. Firat ve Dicle uzerindeki oteki Sumer yerlesimleri gibi,Ur’un da Dilmun, Magan et Méluhha olarak okunan yerlesimlerle gemi ticareti yaptigini gosteren açiklama ve tablet kayitlari bulunmaktadir. “Magan ve Meluhha” yerlesimlerinin,geçtigimiz onyillarda,daha çok Misir ve Etiyopya oldugu farz ediliyordu.Uzman fantazisine ve kelime sinirlarina (‘kara yuzluler ulkesi’..) dayanan bu gorusler, simdi Dilmun,Magan,Meluhha yerlesimlerinin Basra korfezi ile Indus deltasinda aranmasi egilimi ile yer degistirmis gorunuyor. Bununla birlikte,her seferinde unutulan temel nokta,Magan ve Meluhha ile Sumer yerlesimleri arasinda sadece ticari iliski degil,dinsel bir yakinlik temeli bulundugudur.Gudea doneminde,Lagas’in en unlu tapinagi olan Ningirsu tapinagi,Elam,Suz,Makan ve Meluhha’nin aktif katilimiyla yapilmisti. “Yapmak için Ningursu tapınağını Elam’dan Elam'lı geldi, Süz’den Süz'lüler geldi. Dağdan tomruklar taşıdı Makan'lı , Meluhha'lı “ Bir tapinagin ortak yapimi,eski toplumda,her seyden once dinsel,toplumsal bir ittifak edimidir ve burada gorulen haliyle cografi bir yakinlik da ongorur.Bu bakimdan Makan ve Meluhha’nin,Sumer yerlesimleri ile sadece ticari degil,dini bir yakinlik içinde olan yorelerde (ornegin Agri veya Nemrut daglarinda..) aranmasi,çok daha uygun gorunmektedir. safakacmaz@yahoo.com Discover Yahoo! Use Yahoo! to plan a weekend, have fun online & more. Check it out!
Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. |