|
|
[Anadolu_Arkeolojisi] Re: Kiral Ur-Nammu Yaziti
From: Kamil KARTAL <allingus2001_at_....>
Date: Thu 21 Apr 2005 - 01:46:39 EEST
Geçenlerde Sayin Polat Kaya'nin "Shumeru/Sümer" sözcügünü ve ad olgusunu inceledigi onemli bir makalesi bu listede de yayinlandi. Olasidir, Ingilizce bilmeyenler için, Safa Bey'in son makalesinde yeralan asagida kopyaladigim bölüme bir yanit olarak, yari-tercüme yorumlarimi eklemek isterim. "Sümeroloji" alaninda ve özellikle "Sümer" diliyle ilgili elimizde bulunan tüm bilgi, buzlu bir camin ardindan görünebildigi kadardir. Ve bu buzlu cam, orta dönemden itibaren yükselen sekilde "Sümer" kültürünü içten içe etkileyen Akadcadir. "Sümer"lerin, kendilerine "Sümer" demedikleri, ulus olarak "Ki-engir" adini kullandiklari çivi yazilariyla sabittir. Onlara bugünkü telaffuz sekliyle "Sümer" adini verenler ise Akadlar: "SHUMERU". Akad dili ve kültürü, "Sümer" kültürünün içinden türemistir. Sayin Polat Kaya tam bu noktada, yapisal ve teknik açilardan Türkçe ile Sümerce arasinda baska hiçbir dilde olmadigi kadar çok bulunan benzerliklere dikkatimizi çekerek, o dönemin göçebe topluluklari olan Akadlarin "Sümerce" konustuklarini ancak, zaman içinde farkli bir ulus kimligi kazanmak amaciyla "Sümerce"den türettikleri yeni bir dil olan Akadca ile tüm "Sümer" uygarligini çökerttiklerini söylüyor. Bütün bunlari mantikli ve tutarli bir dizge içinde, ayrintilariyla ve pek çogumuzun belki de merak ettigi ama hiç soruya dökmedigimiz ve dolayisiyla yanitini da bilemedigimiz ek bilgilerle açiklarken, Sayin Polat Kaya, Türklerin Kirgiz boyunun bilinen en eski adinin Ki-enkün oldugu gibi, sadece ilginç olmanin çok ötesineki bir bilgiyi de degerlendirmemize katiyor. Kendilerinin yazdiklari tabletlerde "Sümer" sözcügünü kullanmamalari kadar dogal birsey olamaz. Isin bu yanini onlar açisindan degil, Akadlar açisindan sorgulamak gerekir. Pek çogumuzun herseye ragmen hala vazgeçemedigi Coca Cola'nin adi, Çincede bile KeuKeaLea seklinde telaffuz edilirken, 2 bin yila yaygin bir süre boyunca "Sümer" kültüründen beslenmis Akadlarin Ki-engir adini telaffuz edememeleri ve bunun yerine "SHUMERU" diye bir ad uydurmalari için, R-L ornegindeki gibi, hiçbir dil-dönmemesi mantigi da düsünülemez. Su halde, "Sümer" adinin arkasinda saklanan, "Sümerceyi" ortalama bir "Sümerli"den çok daha iyi bilen Akadli dinci-dilci rahiplerin etkisini görmek mümkün oluyor. Zira, birseyin adini bir kere degistirdiginizde, o seye ait olan bütün bir geçmisi de silmis, yoketmis olursunuz. Akadlarin da bin yildan uzun bir sürede yapmak istedikleri, iste tam buydu. Ki-engir'e Shumeru dediler. Esyanin adini degistirmek çok eski ve çok etkili bir savas teknigi. Akadlarin insanliga armagan(!) ettigi bu acimasiz yöntem, binlerce dilin türetilebilmesini, birbirlerini anlayamayan toplumlarin, uluslarin dogmasini sagladi. Ve anlayamamanin arzu edilen dogal sonucu da anlasamamak oldu. Küçük bir oyun gibi baslayan bu ad degistirme, derinlerdeki özel-olma dürtüsünden mi kaynaklaniyor acaba? Mesela, kendi evimde konustugum dil disaridakiyle, pazara çikip alisveris yaparken kullandigimla çok farkli. %25 Türkçe %75 Ev'ce. Hiçbir esyanin adi disaridaki adi gibi degil. Daha kisa ve genellikle komik veya nasil diyim, sirin. Simdi burada birkaç örnek vererek kendimi kotü hissetmek istemiyorum ama ev'deki komusmalarimiz bir sekilde kayit altina alinsa ve incelenseydi, dinleyenin neyin ne oldugunu çözebilmesi için ciddi mesai ayirmasi gerekirdi. Yoksa, bu yaygin bir hastalik mi? Çünkü pek çogunuzda da öyle oldugunu, esyanin adlarinin ev-dilinizde farkli oldugunu biliyorum, yani bana ozel degil iste. Kraliçe "Elizabet" ile Kraliçe "Izabel"in adlarinin etimolojileri de bilinmiyor ve alanlarinda kürsü sahibi dilbilimciler tatli bir çekinme hissiyle birbirlerine soruyorlar özel sohbetlerinde, nereden geldi bu adlar ve bu tersten-benzerlik, diye. "Gordion" ile "Kordugum" veya "Zeus ile Oguz", daha pek çoklari, saymakla bitmez... Bir ad var. Ve SONRA bir de o adin terstenbenzeri yapilmis. O degisince, ait oldugu yapidaki tüm adlar da birer birer degismeye baslamis, ama çok uzun bir zaman; terstenbenzerleriyle veya tümden-baskalarla. Degisenler de, kivama gelince ayrilip, bagimsizlik ilan etmis, ben bir dilim demis. Bu degisim oyle bir is ki, bilimsel bir adi bile var: "ANAGRAM" Google'da veya diger arama motorlarinda baktiginiz zaman birçok ayrinti bulabilirsiniz. M.O. 1000'li yillarda kabalist hahamlar tarafindan etkin olarak kullanilmis bu büyülü teknik daha sonra hem bir edebiyat dali hem de bir bilim kolu olarak anilmaya basliyor. ANAGRAMMARIAN olarak adlandirilan bu dalin sanatçilari, felsefelerini oyle bir sekilde anlatiyorlar ki, insan ürperiyor: Ne zaman bir kavrama ad olarak yeni bir sözcük dogarsa, onun tersi de ayni anda onunla birlikte dogmus demektir! ANAGRAM, Dil ile Tanriyi ozdeslestiren ve Dil'e (SOZ-KELAM) Tanrisal bir konum veren insan düsüncesinin bir bakima intihari gibi. Ve kökü, TEVRAT/GENESIS:11'den çok daha öncesine, belki de "SHUMERU"ya kadar gidiyor...
Selamlar Safa Bey,
http://groups.yahoo.com/group/Anadolu_Arkeolojisi/message/610
[Anadolu_Arkeolojisi] bilgi toplulugu, allingus Çeviri Hizmetlerinin kültür hizmetlerinden biridir. 19 Ocak 2003. allingus2001@yahoo.com; kkartal@alumni.bilkent.edu.tr
TURKÇE KORUNACAK!
<*> To visit your group on the web, go to: http://groups.yahoo.com/group/Anadolu_Arkeolojisi/ <*> To unsubscribe from this group, send an email to: Anadolu_Arkeolojisi-unsubscribe@yahoogroups.com <*> Your use of Yahoo! Groups is subject to: http://docs.yahoo.com/info/terms/ Received on Thu Apr 21 01:46:49 2005 Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez. |