Kötü adam ve iyi kadın
Dünya sinemasının çok beğendiğim iki "Kötü Adamı" vardı. Biri Jack
Palance, diğeri de Charles Bronson. İkisinin de "Astığı astık,
kestiği kestik"ti, filmlerde. Ama özel yaşamlarında, okuduğum
yazılardan, söyleşilerden öğrendiğime göre, tümüyle farklıymışlar.
Film setlerinin dışında, özellikle eşlerinin önünde süt dökmüş ev
kedisi gibiymişler. Tıpkı bizim politikacılar gibi. Onlar
da "Türkiye film seti"nde esiyorlar, gürlüyorlar, mangalda kül
bırakmıyorlar, ama IMF'nin olsun, Bush'un olsun, önlerinde "dı dı
dı"diyerek titriyorlar.
Bizim sinemada da gerçekten çok beğendiğim, saygı duyduğum "Kötü
Adamlar" vardı. Örneğin Hüseyin Baradan, Erol Taş, Ahmet Tarık
Tekçe, Öztürk Serengil gibi... Öztürk Serengil "Kötü"lüğüne biraz da
komedi unsuru katardı. Öteki üçlü ise tam bir "Ciddi kötü
adam"dılar.
Öztürk Serengil'in, Nişantaşı'ndaki evinde, eşinin önünde nasıl
bir "Pervane" olduğunu birkaç kez görmüştüm. Erol Taş'ı da,
Nişanca'daki kıraathanesinde müşterilerine, hatta mahallenin
miniklerine nasıl dostça yaklaştığını yaşamıştım, birçok kez. Ama
Ahmet Tarık Tekçe'yle görev gereği sık sık karşılaşmama karşın
onun "Kötü Adam"lığının dışındaki yüzünü görmemiştim. Ve bir gün,
İstanbul'un banliyölerinden biri olan, kuş uçmaz-kervan geçmez
semtlerinden birinde, Yeşilyurt'ta, Türk sinemacılarının en çok
kullandığı, Muammer Karaca'nın evinde, "Ne Şeker Şey"in çekiminde
karşılaştım, Ahmet Tarık Tekçe'yle...
Ahmet Tarık Tekçe
Muammer Karaca'nın evinde Kemal Film ekibi çalışıyordu. Yönetmen
Osman F. Seden, Fotoğraf Yönetmeni Kenan Kurt'tu. Kimler yoktu ki
filmde: ilerki yıllarda, askerlik görevimizi yaparken sürtüşeceğimiz
Göksel Arsoy, görünümüyle herkesin beğenisini kazanan Efgan Efekan,
Öztürk Serengil, Vahi Öz, Selahattin İçsel ve Sevil Candan'la Ahmet
Tarık Tekçe. Tabii bir de herkesin favorisi Türkan Şoray. G. Arsoy
daha gelmemişti. Türkan da, üst katta, gelinlikler içinde çekim
sırasını bekliyordu. T. Şoray'ın en güzel gelinlikli fotoğraflarını
ilk ve son olarak sanırım ben çekmiştim.
A. Tarık Tekçe ile Sevil Candan, iki sevgiliyi canlandırıyorlardı,
filmde... Ve set boşluklarında, yemek molalarında, kendi aralarında
gırgır, şamata eksik olmuyordu. Ekibin en şen ikilisiydiler.
Birbirlerine yemek yediriyorlar, elmalarını paylaşıyorlar, yağmur
altında, sırılsıklam olmalarına aldırış etmeden dolaşıyorlardı. Türk
sinemasının "Kötü Adam"ını ilk kez böyle görüyordum...
"Kötü Adam", bana göre yepyeni bir kişiliğe bürünmüştü. Türkan
Şoray, gelinlikleriyle aşağı inip, "Esperanza"yı koymuştu pikaba.
Sonra Nur İnsel, "24 Mila Baci"yi ve Ahmet Tarık şen-şakrak
konuşmasını sürdürüyordu Sevil Candan'la...
Sevil Candan
Ses Dergisi'nin o yılki üç kapak kızından biriydi, Sevil Candan
(Yani Candan Keresteci), Nur İnsel ve Devlet Devrim'le (Yani Devlet
Muhsin'le) birlikte.
Devlet Tiyatrosu'na girmek istiyordu Sevil. Ama arkadan ittiler
kendisini ve sonunda önce kapak kızı oldu, sonra da sinemaya
yerleşti. Ne yarışma süresince, ne de ilk filmini çevirdiğinde
heyecanlandı. "Sanki ben de bu mesleğin yıllanmış kurtlarından
biriyim" diyordu. Kendisi böyle söylese de, seçiciler kurulu önünde
nasıl da heyecanlandığını herkes biliyor.
Sinemamızın az sayıdaki kültürlü oyuncularından biriydi. Andre
Gide'den Tolstoy'a okumadığı kitap kalmamıştı. Ya müzik?..
Çaykovski'ler, Rachmaninof'lar, onun en beğendikleriydi.
Ve bir gün baktım, Sevil Candan çekildi sinema çevresinden. Belki de
bunun nedeni sevgili Rekin Teksoy ağabeyimle evlenişiydi. Şimdi
benim yaşımda Sevil Candan. Ve belki arada bir, örneğin "Ne Şeker
Şey"in kasedini koyup, seyrediyorlardır. Rekin ağabeyle... Az-buz
değil, aradan 45 yıl geçmiş...
Bülent Habora
www.evrensel.net
....
Sinema, yaşananlara seyirci olma, seyirci kalma diyedir.
....
Yahoo! Groups Links
<*> To visit your group on the web, go to:
http://groups.yahoo.com/group/a_sinema/
<*> To unsubscribe from this group, send an email to:
a_sinema-unsubscribe@yahoogroups.com
<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:
http://docs.yahoo.com/info/terms/
Received on Wed Jun 29 23:56:44 2005