RE: [a_sinema] Tartisma Bicim Onerisi

From: ::..mustafa_nogay..:: <nogaykesim_at_....>
Date: Tue 14 Jun 2005 - 16:28:03 EEST


BU DÜŞÜNCELERE CEVABEN;   SAYIN EZEL ÇINAR'A ÖZEL DEĞİL,   BÜTÜN GRUBA HİTABEN...     Aşağıdaki satırları okuyunca, DİN konusunda iki üç kelam etmek zarureti hasıl oldu. Kusura kalmayınız, her ne kadar "işin" ehli olmasak da...  

Sinema çatısı altında cereyan eden fikir kımıldaşmalarının, izafi anlamda sinemamızın bulunduğu yere tekabül ediyor olması ne kadar şaşırtıcı değil ise, aşağıda okuduğum satırların sinema düşünü karşısında bulunduğu yer de o kadar şaşırtıcı değil. Ama ikisinin de çok üzücü ve düşündürücü olduğunu altını çizerek, üstünden geçerek vurgulamak, hatta insanların kafasına çakmak gerekiyor. Bu satırlar bunun için yazıldı.  

TRT programının teknik ve içerik yapısı zevke keder bir hal olmasına rağmen, sözün doğrusu, çok sulandırılmışlığı bir çoklarının kabulü... O sebep, bu fikirlere hiç bir itirazım olamaz. Amma ve lakin, GÜL simgesinden hareketle, bir sinema çatısı altında bulunan birinin bunları düşünmesi tam da yukarıda bahsettiğim halin vukuu.  

Ya Hu!  

Göstergebilimsel sanatlar içinde sinema ne ise, sosyal insan ve insanın sosyal yaşamı içinde inanç sistemleri de odur.  

Sinemada nasıl ki bir göstergeyi, içerdiği anlam katmanları açısından değerlendiriyorsanız ya da değerlendirmeniz gerekli ise, inanç sistemleri içindeki figürleri de, o inanç sistemlerinin tanımladığı görüntüler ışığında değerlendirmeniz gerekir. Yoksa KÜTÜK GİBİ ANLAMAK değil!  

Kütük gibi anlayanlar ya art niyetlidir, ya da cahildir!  

Art niyetliyseniz... El Cevap: "YEMEZLER"  

Cahilseniz... El Cevap: "OKU"  

Her iki durum sinema için de geçerlidir. Cevaplar da!  

Eğer ACI ÇİKOLATA'da her yemeğe bir anlam katarak ve o yemeği bir mesaj iletmek için sofraya getirmek gibi bir yol üretmiş kadının yaptığı yemeklere, ulan o imam bayıldı derseniz sizi hangi sınıf ve sıfata sokarlarsa; İSLAM inancı içinde GÜL simgesine aşağıdakileri söylerseniz, aynı sınıf ve sıfata dahil olursunuz.  

Gül ya da benzeri herhangi bir inanç sistemine ait sembolü, sizin anladığınız ve hayatınıza geçirdiğiniz üzere anlamlandırmanız, onun, ait olduğu inanç sistemindeki karşılığını bilmemekliğinizi gösterir ya da bilip de bile bile etmekliğinizi... Buna Hz. Muhammed(s)'den bir hatıra en güzel cevaptır: Kendisini taşa tutanlar için şöyle yakarır Allah'a: "Affet Ya Rabbi! Bilselerdi, yapmazlardı."  

İCAZ üstüne kurulu olduğu, kendi içinde açıkça yazılı olan ve önde gelen tüm alimleri tarafından defalarca tekrarlanan Kuran-ı Kerim ve kitabı bu olan İslam için söylenecek her sözün, önce onun kendi simgesel anlatım ve tanım düzlemlerinde anlaşılması ve ardından bir değerleme yapılıp söylenmesi icap eder ki bu da aşağıda istenen "bilimsel bir yaklaşım"ın gereğidir.  

Bunu talep edip, bunu yapmaksızın ahkam kesmek, affınıza mağruren, ikiyüzlülüktür. Yazık. Eminim bilseydiniz yapmazdınız.  

Görsel-Simgesel anlatım sanatı sinema (ki bu tüm sanatsal üretimler için geçerlidir aslında), nasıl ki imgeler dünyasında sonsuz-sınırsız bir yolculuk ise, DİN de sunduğu imgeler aracılığıyla sonsuz-sınırsız bir hayatı ve o hayata giden yolu, yolcuyu, yolculuğu anlatır.  

Bunu ister masal gibi alın ve anlayın, ister hayatınıza geçirip yaşayın; LÜTFEN AMA LÜTFEN saygıda kusur etmeyin. Bilen bilir, bilmeyenler içindir: Yunus da, Mevlana da, Hacı Bektaş da ömürleri boyunca, kendi uzunluklarından kısa bir kapıdan, boyunlarını büküp girmişlerdir Yunus, Mevlana, Hacı Bektaş "ol"dukları mekana ve her seferinde şu yazıyı "oku"yarak:  

EDEP YA HU!       Tüm Aczimle, affınıza sığınarak....  

Mustafa Nogay Kesim.  

ezel cinar <ezelcinar@hotmail.com> wrote: Programdan programa bir fark var...

Bir İslam ülkesinde yaşarmış gibi iki lafın arasında iki müzik arasında dini vecizelerle bilir bilmez sunucu tarafından kafa ütülemek var..

Birde işin ehlininn programa çıkartılıp bilimsel bir yaklaşımla belli bir saati o konuya ayırıp insanları bilgilendiren program yaptırılması var...

TRT nin ramazan programını izledim..Biri çıkar dımbır dımbır gitar çalar,Arkadan vapurun bacasına arapça yazılar ve gül resmi yansıtılır...sunucu gül hediye eder misafirine (erkek erkeğe gül hediye etmekte ne demekse...pek hoş bir görüntü olmuyor açıkçası eşcinseller gibi duruyorlar!),birden gül muabbeti açılır,oradan başka biri bir gül şiiri okur,sonra sunucunun önüne biri iki tane hurma koyar,ezan okur,arkadan mevlevi tarikatından bir adam karaköy kıyısında sema yapmaya başlar,o biter biri yine dımbır dımbır gitar çalar...Tam bir bulaşık suyuydu izlediğimiz ramazan programı!

Müsademei efkârdan barikai hakikat doğar. [farklı fikirlerin çatışmasından gerçekliğin güneşi doğacaktır]                 



Discover Yahoo!
 Have fun online with music videos, cool games, IM & more. Check it out! Received on Tue Jun 14 16:28:08 2005

Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Diger E-Kaynak Servisleri: Arama Motoru - Son Dakika