[a_sinema] -- FTV OGRENCI GIRISIMI / LUTFEN OKUYUN..

From: iremktk <iremktk_at_....>
Date: Sun 12 Jun 2005 - 12:57:22 EEST

ACİL / FTV'DE TOPLU KIYIM Sevgili Herkes,

Bir grup eski mezun/hala öğrenciler olarak son günlerde bölümümüzde yaşanan gelişmelerden sizleri haberdar etmek ve destek/önerilerinizi istemek için bu mesajı yazmaya karar verdik.

Genel karakter olarak birbirinden çok farklı, çok uzlaşmaz, birleşmez bir topluluğuz. Ancak tecrübeyle sabittir ki, çoğumuzun bir (belki de tek bir) ortak noktası var; nerede okuyor/okumuş olduğumuzu çok iyi bilmemiz, okuduğumuz bölümün ne derece eşsiz ve değerli bir yer olduğunu - özellikle de dünyanın geri kalanıyla tanıştıkça - çok çok iyi anlamamız.

Avaz avaz binbir ayrı telden çalan, ne yapıp edeceği asla önceden kestirilemeyen, çoğunlukla çok inatçı, çok kararlı, ya da kafası çok karışık, genel olarak -belki de yaşamımızı adamaya karar vermiş olduğumuz şey nedeniyle- eğitilmesi çok zor olan bu garip öğrenci topluluğunun her bireyine kendisi olma hakkı, daha da önemlisi donanımı sağlayan bölümümüzün çok katmanlı, çok sesli, çok canlı yapısı parçalanmak üzere.

Hiç beklenmedik bir anda alınan hoyrat bir kararla, bölümümüzün ana unsurları olan öğretmen/danışman/arkadaş/yoldaşlarımızın bir kısmı okuldan uzaklaştırılıyor. Can CANDAN'ın bölüm başkanlığı görevini bırakma kararı almasıyla baslayan bu süreç, Can CANDAN, Selim EYÜBOĞLU, Öktem BAŞOL ve Tül AKBAL'ın kontratlarının bir sonraki yıldan itibaren yenilenmeyeceğinin bildirilmesiyle devam ediyor. İddia edilen gerekçelere, uygulanma biçimine, hele de tetikleyicisi olan olaylara birazdan değineceğimiz bu süreç sadece bu insanlara yapılmış bir saldırı değil, aynı zamanda bizi (ya da mezun olduğumuz bölümün itibarını) kenar mahalle vidyocularına çevireceğini düşündüğümüz dayanaksız bir değişim operasyonunun ilk adımı.

.....................................................................
.....................................................................
..................................

Mesaja devam etmeden önce bunca yıllık tüm yaratıcı ve özverili calışmaları hiçe sayılarak, en ufak takdir ve teşekkür kırıntısı bile gösterilmeden bölümümüzden uzaklaştırılmakta olan hocalarımızı daha da zor durumda bırakmamak ve rencide etmemek için mesajı yönlendireceğimiz yönetici(?!)lere seslenmek istiyoruz: BU MESAJ OLDUĞU GİBİ ÖĞRENCİ İNİSİYATİFİYLE YAZILMIŞTIR. Bölümümüzle ilişkisi olan herkesi rencide eden ve eğitim hayatımızı tehdit altına sokan tavrınız hepimizi bu işin asli tarafları haline getirmiştir. O yüzden bu mesajı yazmadan önce kimseye danışma gereği duymadık. Mesajda verilen bilgiler ve görüşler ise olduğu gibi bizim çıkarımımızdır, eğitim kadrosundan hiç kimse konuyla ilgili bilgi/görüşlerini bizimle paylaşmış değil. Olayların boyutu işlerin duyulmamasını imkansız kılmakta, değil başka bölümler, başka okullar bu haberlerle çalkalanmakta. Okul koridorlari calışıyor. Yani, çok gerekiyorsa, yakalayın da bizi dövün.

Tüm yanıt ve düzeltmelerinizi bu serbest forumlara yönlendirebilirsiniz, hem belki de böylelikle okulumuzun alamet-i- farikası olmuş pek coğulcu, pek demokratik, pek liberal "duruşları" gerçekleyebilecek, yapıcı, edici, öğrenciyi ve eğitim kadrosunu "gütme" eğiliminde olduğunuz izlenimi yaratmayan, kollektif bir yeniden yapılandırma süreci inşaa edebiliriz.

…………………………………………………..................................................

......................................................

Bu uzun ve yüklü bir mesajdır, durumla ilgili güncel bilgiye sahip olan arkadaslarımızın okumaya "TALEPLER" ve "NE YAPABİLİRİZ" bölümlerinden devam etmelerini öneriyoruz.

Daha derli toplu bir okuma deneyimi sunabilmek için metni PDF ve DOC dosyaları olarak mesaja ekliyoruz.

.....................................................................
.....................................................................
..................................

"GEREKÇELER" Yöneticiler tarafından bu değişim sürecinin ana gerekçesi olarak gösterilen, bölümümüzün "teorik ağırlığa sahip ve "iş" çıkartmayan, pratik eğitim sağlamayan" bir bölüm olması imiş.

Bu, FTV'den yolu geçmiş insanları durup da iki kere düşündürtecek bir önerme.
Soz konusu edilen bu "teori/pratik ayrımı" fenomeninin küflü kokusunu bir yana bırakacak olursak bile, en azından okulumuzu yönetmekte olan kişilerin, sekiz senedir çatıları altında neler olup bitmekte olduğundan en ufak bir haberleri olmadığını gösteriyor. Bize göre çok kaygılandırıcı, hatta korkutucudur.

Özellikle saf teoriye eğilim gösteren arkadaşlarımızın bu önermeyi acı bir tebessümle okuduklarını tahmin edebiliyoruz. Çünkü (ne mutlu ki) FTV ders programı teori ve pratiğin ayırdedilemez şekilde birlikte sunulduğu bir programdır. Yani sadece yazıp çizip düşüneceğim diye ısrar etseniz bile bazı teorik derslerinizi pratik ödevler sunmadan tamamlayamaz, bir öbek pratik ders almadan da mezun olamazsınız. Aynı şekilde boom tutacam, bana ne başka şeyden diye tepiniyor olsanız bile coğu pratik dersinizi teorik ödevlerle birleştirmeden ya da temel teorik derslerinizi vermeden işi bitiremezsiniz.

Bölümümüzü bu kadar özel kılan da işte bu dengenin kendisidir. Tam da bu özel ve nadir dengenin kazandırdıklarından ötürü, FTV mezunları, eğitimlerini NYU, Columbia, ASCA gibi en prestijli okullarda tam burslu olarak devam ettirebilmekte, tam da bu yüzden filmlerimiz ve sanat işlerimiz (evet, varlar, hem de çoklar ve çok iyiler) yurtiçinde ve dışında INTERNATIONAL FESTIVAL OF CINEMA AND TECHNOLOGY, IF İSTANBUL, BIL'S KISA FİLM YARIŞMASI, TRIBECA FILM FESTIVAL, PROJECT UTOPIA TRAVEL, ART UP NORTH/TROMSO, BORUSAN SANAT GALERİSİ, SIEMENS SANAT GALERİSİ, BERLIN FILM FESTIVAL-TALENT CAMPUS, FILMMOR, ANKARA ULUSLARARASI FILM FESTİVALİ, NEW YORK INTERNATIONAL INDEPENDENT FILM AND VIDEO FESTIVAL, MANHATTAN FILM & VIDEO FESTIVAL, ALTIN KOZA gibi yerlerde gösterilmekte/ sergilenmekte, ödüller kazanmaktadır. İşte bu yüzden FTV mezunları IFR, Anima, Sinefekt gibi endüstride belirgin ağırlığı olan kurumlarda öncelikli olarak işe alınmakta, hatta yurtdışında Miramax ve Cedarlight gibi şirketlerde kendilerine yer bulabilmektedir. Ve tam da bu yüzden ilk mezunlarını bundan dört sene önce veren FTV'den çıkan insanlar, bu kadar kısa süre içinde Post-Prodüksiyon Süpervizörü, Prodüksiyon Amiri, Yardımcı Yönetmen, Kurgu Şefi, Birinci Kamera Asistanı, Kameraman, Ses Prodüksiyon Şefi, Effekt Operatörü, Kurgu Operatörü, Kıdemli Yazar, vb. gibi sadece yetenek değil geniş görüş açısı, yaratıcılık, beceri ve üretme disiplini gerektiren konumlara yükselmişlerdir.
Üstelik buna zemin sağlayan eğitimin okulun ilk yıllarında alet edavat yetersizliği nedeniyle kör topal ilerleyebilmiş olmasına, ve hatta bugün dahi eğitimimizin omurgasını oluşturan kamera, kurgu setleri ve stüdyo ile ilgili en ufak bir imtiyaza sahip olmamamıza, başka bölümlerin aksine, bu malzemeleri okulun geri kalanıyla paylaşmak durumunda olmamıza, ve atmaya calıştığımız her adımda binbir engel ve köstekle karşılaşmamıza rağmen.

O yüzden bu önermenin içerdiği iddia gerçek durumla yan yana konulduğunda olsa olsa sakil durmaktadır. Ancak "hem biz, hem de eğitim kadromuz neyi yanlış yapıyor olabiliriz acaba?" sorusuna verecek yanıtımız da var; dünyaya açılırken okul içinde "reklam" yapmayı unutuvermişiz.

Şimdi bir dakika duralım. Oturup da bugüne dek neler de yapmışız acaba diye düşününce öne sürülen "gerekçenin" hiçbir meşruluğu kalmamaktadır. Bu da bizi birinci sorumuza götürür.

[SORU 1 - Bu bölüm hem pratik, hem de teorik alanda bu denli yetkin, yaratıcı ve üretken öğrenciler yetiştirdiğine, mezunları ve öğrencileri kendi başlarına dünyada varlık gösterebildiklerine, öğrenci işlerinin verdiği bilgiye göre de %100 doluluk oranı ile eğitim verdiğine gore, FTV'nin rahatsızlık yaratmasının nedeni nedir? Yoksa tam da bu mudur? Hadi aslında bölümümüzden bir rahatsızlık duyulmuyorsa- ki cillop gibi bölüm, ne demeğe rahatsızlık duyulsun- o zaman bu birbirinden değerli hocalarımızdan mi bir rahatsızlık duyulmaktadır? Niye?]

Arkadaşlar, başımıza ne geliyorsa çok gereksiz (ve kollektif) bir "i$im benim yerime konuşşun" tavrından ötürü geliyor olduğuna gore, yukarıda sadece kabaca özetlemiş olduğumuz tabloyu hep beraber değerlendirelim. Bilgi'deki hangi bölümün öğrencileri ve mezunları bu tablonun yanına daha etkileyicisini, hadi daha etkileyiciyi bıraktık, bir emsalini koyabilecek durumdadır? Kısaca hangi bölüm bizim bölümümüzden daha başarılıdır ki, bizim bu gariban, "başarısız" bölümümüz apar topar "başarılı" edilmek istenmektedir? Anladık, Iraklılar tıpkı Amerikalılar kadar özgürleştirilmişlerdir de, bizim zavallı işe yaramaz bölümümüz tam böyle, tam bu kadar "başarısız" kalsa olmaz mı? [SORU 2 - Bizi "başarılı" etmek isteyen(ler) kim(ler)dir?, Niye?]

Bu arada eğer bu mesajı okuyan yabancı gözler varsa, lütfen tek başarımızın pratik alanda olduğunu sanmasınlar; bölümümüzün teorik üretimi de en az pratik uretimi kadar güçlü. Öğrenci ve mezunlarımızın sayısız basılı makale ve yazısının yanı sıra davet aldıkları, sunum yaptıkları (hatta düzenledikleri) akademik konferans ve panellerin haddi hesabı yoktur. Aklımıza ilk gelen örnekler: BERLINALE, CROSSROADS 2004, VISUALISING THE CITY/Manchester, SİNEMA & MİMARİ KONFERANSI, 2nd Global Conference -   Monsters & the Monstrous, Myths and Metaphors of Enduring Evil/ BUDAPEST, ASCA-Amsterdam, Turkish Cinema-HARVARD University, Copenhagen DREAMS.

Bunun dışında `güncel film yazısı yazmak' gibi çok uğraşsanız da "pratik mi, teori mi?" diye karar veremeyeceğiniz dalda ise FTV mezunları/öğrencilerinin nerdeyse bir tekel haline gelmiş olduğunu görüyoruz. SİNEMA, ALTYAZI, BEYAZPERDE.COM gibi Türkiye'nin en çok okunan sinema yayınlarının editörleri, yazarları, yayın kurulları neredeyse olduğu gibi FTV mezunları/öğrencilerinden oluşmaktadır.

Buna ek olarak, FTV mezun/öğrencilerinin bugüne dek Türkiye'nin en etkin sanat festivallerinden İKSV Film Festivali'nde ve her sene ulaştığı kitleyi genişleten !F İSTANBUL dahilinde de kilit görevler üstlenmiş olduklarını eklemeden geçemeyeceğiz.     

.....................................................................
.....................................................................

..............................


Arkadaşlar, böylelikle "Gerekçeler" bölümünü geride ve çok geride bırakmış bulunmaktayız.
Bu "Gerekçeler" ya çürük, geçersiz ve gereksizdirler ya da yanlış bilgiler/bilgisizlik/ilgisizlik nedeniyle oluşmuşlardır. Her iki olasılık da, okulumuzun bize çok kayıtsız kaldığı izlenimini yaratmaktadır.

.....................................................................
.....................................................................
..................................
 

FTV tabii ki şimdi olduğundan kat kat iyi bir hale gelebilir. Eğitim kadrosu dahil olmak üzere, hepimizin istediği de budur. Ama öğrenciler tatmin olduğuna, ortaya çıkan işler beğeni topladığına ve yeni öğrenciler de bölümümüze kaydolduğuna göre bu derece radikal değişiklikler yapmak istemenin nedeni ne olabilir?

Öne sürülen gerekçelerde bir haklılık payı göremememiz bizi daha karmaşık nedenler aramaya itmektedir.

İsterseniz yapılması olası değişiklikleri gözden geçirmeden once, kaybetmek üzere olduğumuz hocalarımızı düşünelim:

Can Candan - videography ve belgesel dersleri veren, teoriye temas etse de asıl ilgi ve uzmanlığı "Pratik" olan, kendisi de film yapan cinsten bir hocadır.
Selim Eyüboğlu - günü, günceli, yeniyi teoriye tercüme etmek ve teoriyi yenide, harekette bulmak konusunda birebir, mobil bir hocadır. aldığı eğitim hem "Pratik" hem teoriktir. Çok sayıda Pratik projenin danışmanıdır.
Öktem Başol - Dünyadaki en "Pratik" derslerden biri olan senaryo yazımı ders(ler)ini vermektedir.
Tül Akbal - temsil ve anlatı konularında yoğunlaşan, sinemayı diğer sosyal bilimlerle ilişkili olarak algılamayı öğreten, Türkiye'de faaliyette olan neredeyse tüm sinema organizasyonlarında aktif görev alan bir hocadır, bugüne dek birçok "Pratik" projeye danışmanlık yapmıştır.

Gördüğümüz gibi görevden uzaklaştırılan hocalarımızın uzmanlık dalları homojen değildir, hatta birbirleriyle en ufak bir benzerlik taşıdıkları söylenemez.
Aralarında, bize gerçekten ilgi göstermeleri ve gerçekten çok kaliteli eğitmenler olmaları dışında pek bir ortak payda görülmemektedir.
Resmi gerekçelerle yan yana konulduğunda çok göze batmaktadır.

"PEK YAKINDA..." - Diyelim ki bu gidişe dur demeyi başaramadık, başımıza neler gelecek olabilir?
Bu kadar kıymetli insanlara bye bye demesi kolaydır da yerlerini doldurması çok zordur.
İlk etapta ders sayılarımızın azaltılması ve okuldaki iki zanaat bölümünden bol kepçe seçmeli ders almak zorunda kalmamız mümkün gözükmektedir.
Bölümümüzün kısa zamanda kimliğini kaybedeceği ve iki buçuğuncu bölüm olarak yerini alacağı neredeyse kesindir.

Konumuzda İngilizce (hatta Türkçe) tatmin edici şekilde ders verebilecek insanların sayısı sınırlı (ve 1/4'ü de bu hamleyle Bilgi'den uzaklaştırılmakta) olduğundan gencinden, birikimleri yetersiz ve eğitim tecrübeleri kısıtlı "akademinyon" bir seçkinin yakın zamanda transfer edilmesi çok olasıdır. (Peki yaş skalası ne olacaktır? İşte bu konuda bahisleri acmış durumdayız. Malum, pek çok örneğine rastlandığı üzere, akademinyon'un körpesi makbuldur.)

Merkezimize ulaşan maillerde özellikle süregelen master tez/projeleriyle ilgili sorular göze çarpmaktadır. Bu yazıyı yazan kardeşlerinizin MA'ci olanlarının büyük kısmının danışmanı gidicidir. Inanıyoruz ki hocalarımız bizi yarı yolda bırakmamak için ellerinden ne gelirse yaparlar. Performansımıza bu kadar önem verildiği bu günlerde böyle küçük detayların gözden kaçması doğaldır (!!!!!)

Bu şartlar altında MA programının akıbetinin ne olacağı iyice belirsiz gözükmektedir. Okulumuzda bugünden yarına "yayından kaldırılmış" olan başka sanat bölümleri de vardır. (Muzik MA, Muzik-  bölümleri gibi.) Kim MA derecesini
kapatılmış/zayıflatılmış bir bölümden almış olmayı ister ki?

TALEPLERİMİZ  

  1. Hocalarımızın kalıcı iş güvenliklerinin sağlanması ve bölümde uygulanması söz konusu olan değişikliklerin acilen gözden geçirilmesi.
  2. Gerçekten ihtiyaç duyulan, gerçek ve effektif bir yeniden yapılandırma süreci için yönetim, eğitim kadrosu ve öğrencilerin biraraya gelmeleri.
  3. Bu hamleyle ne bize, ne bugüne dek gerçekleştirdiğimiz işlere, ne de eğitmenlerimize ve onların calışmalarına en ufak bir saygı duymadığını gösteren, hatta bizi olduğu gibi yok sayan okul yönetiminin hepimizin itibarını iade etmesi.
  4. Diğer isteklerimiz/ihtiyaçlarımız kadar önemli olan da okulumuza olan inancımızı geri kazanmaktır. Eski öğrencilerin çok iyi hatırladığı ve yeni öğrencilerin hiç haberdar olmadığı şey, okulumuzun gerçekten "başka" ve gerçekten çok özel bir yer olduğudur. FTV, 8 senedir eğitim vermekte, yani mezunlarının büyük coğunluğu o ilk günlerde gözlerini kapatıp ne olduğu, daha da önemlisi ne olacağı belli olmayan ama heyecan, yenilik ve güzellik dolu okula gelenlerdir. O günlerde, mahalle kenarında saklı bulduğumuz, bizi "okula gelirken mutlu olmak" gibi hiç bilmediğimiz bir kavramla tanıştıran, hatta eski öğrencilerin hatırlayacağı, FTV Geleneksel "Bu Sene Neler Oldu" TV Programlarından birinde belirttiğimiz gibi, bu ülkede işleyen tek kurum olduğunu düşündüğümüz, bu mesajın yazarlarından birinin başına gelmiş olduğu gibi en ihtiyaç duyduğumuz anlarda, hiçbir karşılık beklemeden yanımızda olmuş, tüm süreçlerine öğrencilerini dahil etmekten gurur duyan ve bizimle var olan okula bu kadar kısa süre içinde ne oldu?

Bölümümüzün tanınması ve hak etmediği bu sondan kurtulması kadar, okulumuza yeniden inanabilmek ve büyürken küçülmediğimizi görmek de istiyoruz.
Bu okul eğer büyüme sürecini bölünme ve parçalanmayla noktalamak istemiyorsa, ilk günlerindeki coğulculuk ve açıklığa geri dönmelidir.
Öğrencinin sahiplerinden biri olmadığı her okul "bina" olmaya mahkumdur.

NE YAPABİLİRSİNİZ? Arkadaşlar, kendimizce uygun bulduğumuz eylem planı aşağıda öneri ve yorumlarınıza sunulmuştur. Bu haksızlığa tepki göstermenizi ve bize katılmanızı diliyoruz.

  1. Yapılması gereken en acil hareket hocalarımıza destek vermektir. Bu insanlar, senelerdir, olabilecek en içten ve özverili şekilde tüm yeteneklerini ve birikimlerini bizimle paylaşmaktadırlar. Bu gelişmeler ise tüm calışmalarını hiçe saymaktadır. O halde yaptıkları işin ne derece doğru, etkili ve önemli olduğunu, tüm emeklerinin çöle dökülen bir bardak su gibi yok olmadığını bildirmek bize düşer. Eğer hocalarımızla paylastığınız eğitim deneyiminin sizi zenginleştirdigini, büyüttüğünü ve ilerlemenize katkıda bulunduğunu düşünüyorsanız lütfen bunu onlara yazın. Teşekkür ve takdir ettiğinizi bilmelerini sağlayın. Aynı mesajları asağıda not ettiğimiz e-mail adreslerine de yönlendirmeyi unutmayın! (Göremiyorlarsa gösteririz.)
  2. "Hiç" olmadığımızı gösterin. Yönetim bu manevrayla bugüne dek yaptığımız herşeyi önemsiz gördüğünü de söylemiş oldu. Madem öyle, yaptığımız herşeyden haberdar olmalarını sağlayalım. Aşağıda not edilmiş olan e-mail adreslerine kim olduğunuzu, yaptıklarınızı, bölümde aldığınız eğitimin şimdi bulunduğunuz noktaya gelmenize nasıl yardımcı olduğunu yazın. Filmlerinizi, yazılarınızı, sanat işlerinizin kopyalarını/fotoğraflarını okuldaki gerekli yerlere bırakın/ kuryeleyin / postalayın.
  3. Eğer bu mesajin içindeki fikir ve önerilere katılıyorsanız ad, soyad ve döneminizi altına ekleyerek tanıdığınız herkese gönderin.
  4. Telefon, e-mail ve dilekçeler yoluyla Dekan, Müstakbel Dekan, Mütevelli Heyeti Başkanı ve Kurul üyelerini durumla ilgili görüşlerinizden haberdar edin. Fikirlerinizi paylaşmak için randevu talep edin, büyük ihtimalle vermeyeceklerdir, vaktiniz olduğunca kapılarına gidin. Dikkat çekici ya da garip bulduğunuz ayrıntılarla ilgili bilgi istemeyi unutmayın.
  5. 13 HAZİRAN PAZARTESİ AKŞAMI VOX'ta düzenleyeceğimiz "FTV Şendir" partisine gelin. İki bölümden oluşacak olan partinin ilk kısmında oyun planımızı gözden geçirecek, eğitim kadromuzun da davetli olacağı ikinci bölümdeyse FTV usulü deli gibi eğleneceğiz. Yeni işlerinizi, filmlerinizi, yazılarınızı partiye getirmeyi unutmayın!!! Toplanalım, eğlenelim, birbirimizden haberdar olalım, silkelenelim ve kendimize gelelim.
  6. Konuyla ilgili tüm düşünce ve yorumlarınızı, sorularınızı, önerilerinizi mailing-list'lere ve bu adrese yönlendirin. Mesajlarınızı listelerin moderatörleri olan asistanlarımıza da yönlendirin ki onların aracılığıyla düşünceleriniz diğer dönemlere de ulaşsın.

Arkadaşlar, her akıllı yönetici tek bir toplu dilekçenin, tek bir mitingin, tek bir sesin icabına bakmayı bilir. (Kaldı ki bizim yöneticilerimiz cok akıllı yöneticilerdir.) Ama hiçbir yönetici hergün 200 mail almayı, 30 ayrı kişi tarafından telefonla rahatsız edilmeyi, çok, yüksek ve farklı sesleri yok saymayı göze alamaz. O yüzden lütfen bireysel olarak harekete geçin ve adresleri, telefon numaraları ve ofis kapılarını elinizden geldiğince meşgul edin.

  • Yahoo! Groups Sponsor --------------------~--> In low income neighborhoods, 84% do not own computers. At Network for Good, help bridge the Digital Divide! http://us.click.yahoo.com/S.QlOD/3MnJAA/Zx0JAA/U4IolB/TM --------------------------------------------------------------------~->

....

Sinema, yaşananlara seyirci olma, seyirci kalma diyedir.

....
Yahoo! Groups Links

<*> To visit your group on the web, go to:

    http://groups.yahoo.com/group/a_sinema/

<*> To unsubscribe from this group, send an email to:

    a_sinema-unsubscribe@yahoogroups.com

<*> Your use of Yahoo! Groups is subject to:

    http://docs.yahoo.com/info/terms/   Received on Sun Jun 12 12:57:31 2005


Bu mesajin iceriginden yalnizca gondericisi sorumludur. E-kaynak.net liste arsivi mesaj icerigiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmez.
Diger E-Kaynak Servisleri: Arama Motoru - Son Dakika